O Adamı Seviyorum Ama… (4)
O Adamı Seviyorum Ama… (4)

O Adamı Seviyorum Ama… (4)

* Markete gittiğinde eve torbalarla kurabiye, bisküvi, cips, şeker, patlamış mısır getirir. Her türlü abur cubur… Getirdikleri arasında tek bir sebze bulamazsınız. Sağlıklı hiçbir şey yani…
* Evle ilgili on dakikalık işler onun için saatler alır. Eczacının reçeteyi hazırlamamış olduğunu, onun da yan dükkâna girip gömleklere baktığını anlatır. Salata sosuna ihtiyacımız olduğunu hatırladığını, dolayısıyla markete gidip sos aldığını, sonra eczaneye geri dönüp ilacı aldığını, artık çok acıkmış olduğu için hamburgercide bir şeyler atıştırdığını anlatır durur. Aklı sıra bana ilacı ve salata sosunu getirerek büyük yardımlarda bulunduğunu düşünüyor. Bu arada ben sıkışmış vaziyette onun gelmesini bekliyorum.
* Her şeyi kendi tamir etmek ister. Kendin yap’çı yani… Ancak aynı zamanda geciktirici de. Çimler diz boyu uzar, dört banyomuzdan ancak ikisi işler durumdadır, terastaki yer karosu çatlamıştır, bir yıla yakın zamandır değiştirilmeyi bekler. Sonunda evyedeki akıntıyı tamir etmeye kalkışınca on günlük bir dizi başarısızlıktan sonra yetkili bir personel çağırmayı kabul etti.
* Aletlere çok meraklıdır. Özellikle zaman ayarlayıcılara. Kahve makinesinin zaman ayarlayıcısını kurar. Ben de her sabah zamana karşı yarışmak zorunda kalırım. Makine kahvemi hazırlamadan egzersizlerimi yapmak ve duşumu almak için koşuştururum. Dışarının ışıklarının yanması için de bir zaman ayarlayıcı aleti var. Düğmeler ayarlayıcı tarafından denetlendiğinden ışıkları ben kapatıp açamıyorum. Gece karanlıkta yolu bulmaya çalışırken bir gün bacağımı kırmam işten bile değil!
* Güvenlik konusuyla çok ilgilidir. Evin her tarafında alarm sistemleri var. İki üç ayda bir gecenin yarısında bahçeye bir kunduz ya da tarla faresi girer. Yanardöner ışıklar parlar, flaşlar çakar, sirenler çalar. Komşular bize bağırır, kapımızda polis belirir. “Güvendeyiz”dir!
* Ben telefonda iken o çevremde volta atar, gözlerini yuvarlar, saatine bakar, tepemde dikilir ve hâlâ konuşuyorsam dikkatimi çekmek için bir kriz yaratır ya da acıyla haykırır. Bir sivrisinek tarafından ısırılmış ya da gözlüklerini kaybetmiş olabilir. Ancak yarattığı vaveyla işe yarar. Telefonu kapamak zorunda kalırım.
* Telefon konuşmalarıma katılır. Benim sözlerime bir şeyler eklemek ya da yorum yapmak için konuşmamı böler. ‘Ona şunu söylemeyi unuttun’ veya ‘Filancayı anlatmadın’ gibi.
* Onunla konuştuğum zaman asla karşılık vermez. Duymadığını düşünerek söylediğimi tekrarlarım. O zaman da niye tekrarladığımı sorar!
* Onda “Karı Sağırlığı” var. Yanı başında oturuyor olabilirim, normal bir tonda konuşmalarımı duymaz. Ama mutfağa gidip bir Cola açarsam, onu duyar ve ‘Bana da bir tane getir’ diye seslenir.
* Kendine ait bir alana ihtiyacı olduğunu söyler. Onun yatağında yatamam; üstünde adı işlenmiştir. Tarağını, diş macununu kullanamam. Tıraş bıçağına yanlışlıkla dokunsam… Tanrı yardımcım olsun!
* Eski eşinden çok korkar. O ortalarda olduğunda uysal bir çocuk gibi davranır. Bir gece bir partide eski eşi içkinin dozunu biraz fazla kaçırdı. Kocamın kolundan yakaladığı gibi ‘Hadi gidelim tatlım’ dedi. Ben araya girdim, kocamın kolunu çektim ve kadına yeni kocasını işaret ederek yanlış adamı yakaladığını söyledim. Böyle yapmasaydım, onun peşine takılıp giderdi demiyorum ama gitseydi de şaşırmazdım.
* Daima tuvalette. Orası ofisi. İçeride bir telefonu var, ufak bir televizyonu, bir kitaplık, gazete ve dergiler. Borsa danışmanıyla, sekreteriyle, müşterileriyle oradan konuşuyor. Tek ihtiyacı olan bir bilgisayar, o zaman hiç çıkmayacak!
   (devam edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir