Tarihin Bilinmeyenleri (Takma Diş Mevzuları)
Tarihin Bilinmeyenleri (Takma Diş Mevzuları)

Tarihin Bilinmeyenleri (Takma Diş Mevzuları)

Takma Diş Mevzuları
     Takma dişin tuhaf hikâyesini birlikte çiğneyelim bakalım.
     İster birini ısırmak isteyin, ister akşam yemeğinizi dişlemek, sahte bile olsalar dişlere ihtiyacınız var demektir. Takma dişler, tek dişler, tam damak veya ara köprüler, hepsinin geçmişi 2.000 yıl öncesine, Etrüskler’e kadar dayanır. MÖ 700’lerde su aygırı veya balina dişleri, ustaca yapılmış takma dişlerde kullanılan materyaller olmuştu. Maalesef, Etrüsk dönemi, 1800’lere kadar ağız donanımı tarihinin zirvesi olarak kaldı.
Antik Dişçiler
     Antik Yunanlılar sahte bir dişin gerçek dişe altın bir telle bağlanmasından oluşan takma dişleriyle aşırı gurur duyarlardı. Gururlu, ama bu iş bir servete mal olduğundan daha fakirlerdi. (Bazı şeyler hiç değişmiyor dimi?) Gerçekten çok zengin olanlar altın, gümüş, akik ve sedeften takma dişler yaptırırlardı.
Uğruna Ölünecek Takma Dişler
     Kraliçe I. Elizabeth kraliyet sırıtışındaki boşlukları kumaşla kapatırdı. Daha ileriki yıllarda ölülerin dişlerini kullanmak gibi nahoş bir uygulamaya gidilecekti. Waterloo Savaşı sırasında ölen askerlerin dişleri toplanmıştı.
Yeni Gelişmeler
     1774’de Fransız diş sihirbazları Duchateau ve Dubois de Charmant ilk porselen takma diş setini imal ettiler. İnsanlar yayla tutturulan ve insanın ağzından fırlamak gibi utandırıcı alışkanlıkları olan takma dişlerden sonra bu gelişmeyi memnuniyetle karşıladılar.
Ahşap Gülücük
     Maalesef yeni teknoloji, dişlerinden çok çektiği söylenen George Washington’un pek işine yaramadı. Ve ‘tahta’ olarak bildiğiniz şu ünlü başkanlık protezleri tahtadan yapılmadı. Çeşitli materyallerden yapıldı ama tahtadan değildi! Bu, 1999’da ispatlandı. Washington’un gezici sergiye konulan kalıntıları arasında ‘takma dişleri’ de vardı.
Diş Eczacısı
     1808’de Giuseppangelo Fonzi çelik bir çiviyle yerine tutturulan tek bir porselen diş yaparak büyük ilerleme gösterdi. Claudius Ash 1837’de orijinal porseleni geliştirdi ve takma dişlerin kullanımı ABD’de yaygınlaştı. Anestezinin keşfiyle birlikte dişçilik mesleği sıçrama yaptı. Azot oksit ilk olarak 1790’larda tanımlanıp denenmiş olmasına rağmen eter, dişçi William Morton tarafından 1846’da ağrı kesici olarak başarıyla kullanıldı.
Suç Araştırmalarında Dişler
     Diş sağlığı hizmetlerindeki gelişmeler sayesinde takma diş kullananlar azaldı. Ama takma dişler hakkında bilinenler suç araştırmalarında büyük yarar sağladı. 1849’da Dr. George Parkman’ın cesedi takma dişlerinden teşhis edildi. Yapay dişler çoğunlukla asitte erimez, bu da 1949’da Bayan Durand Deacon’u asit banyosunda öldüren John Haigh’in mahkûm edilmesini sağladı. Kadın öldürüldüğü sırada takma dişlerini takıyormuş.
Parıltılı Gülümsemeler
     İnsanlar kısa süre içerisinde patentli incilerinin o kadar güzel parlamasının nedeninin uranyum içermesi olduğunu keşfettiler. 1942’de yapay dişlerde uranyum kullanımının patenti alındı. Neden mi? Çünkü doğal dişler gibi içinde uranyum olanlar da ultraviyole ışığı altında fosforlu gibi parlıyordu. ABD’de yapay dişlerdeki uranyumun diş ağırlığına oranı yüzde 0.05’tir. Yine de ağzın içine normal düzeyin sekiz katı radyasyon yayıyorlar. Kullanımının devam etmesi, insanları güzelleştirdiği gibi yanlış bir fikre dayanır. Bu teori, bazı yapay dişlerin ışık altında beyaz değil de kırmızı, sarı ve yeşil parladıkları anlaşıldığında kapı dışarı edildi. Hükumet 1980’lerin ortalarında dişlerde uranyum kullanımını yasakladı.
Çip Takılmış Dişler
     Hisashi Kishigami adında, çok miktarda diş protezi temizleyen Japon bir dişçi, onlara mikroçip takmaya başladı. Böylece sadece doğru kişiye takılacaklarını garantilemekle kalmıyor, ayrıca kaybolan akıl hastaları ve Alzheimer kurbanlarının (takma dişlerini takmayı unutmamışlarsa) bulunmasına ve ölülerin teşhis edilmesine de yarıyorlardı.

     Öldüğünüzde takma dişleriniz ağzınızda olsun…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir