O Adamı Seviyorum Ama… (5)
O Adamı Seviyorum Ama… (5)

O Adamı Seviyorum Ama… (5)

MAHREM KONULAR (Yarım Ay’ın Işığında)
       Banyo, evdeki bütün diğer odalardan daha fazla şikâyet konusu oluyor. Birçok kadın, kocalarının kendi hareketlerinin farkında olmadıklarını, ne kadar pasaklı olduklarını bilmediklerini söylüyor. Yaşamlarının başka alanlarında son derece zarif olan erkekler, tuvalet oturma yerini kalkık bırakıyor, lavabo tezgâhına su sıçratıyor, aynaya diş macunu bulaştırıyor, havlu ya da kirli giysileri yere atabiliyor. Bazen tuvalet kâğıdının yerine yenisini koyma fikri son derece şaşırtıcı geliyor onlara. Diş macununun kapağını kapatmazlar, tüpü ortasından sıkarlar, lavaboyu asla temizlemezler. Sabunu ıslak ve vıcık vıcık bırakırlar. Ya da daha kötüsü aşırı titizdirler; aynaları cilalar, ayaklarını pudralar, birisi tuvaleti kullandıktan sonra mutlaka hava temizleyicisini devreye sokarlar.
       Tecrübeli eşler, en sinirlendirici tuvalet alışkanlıkları olan kocaların bile idare edilebileceğine inanıyorlar. Çünkü bu alışkanlıklar çoğunlukla istikrarlıdır, zaman içinde değişmeleri beklenilmez.
O ADAMI SEVİYORUM AMA…
* Kel… Tek tük telleri yerleştirmesi yirmi dakika sürüyor. Her gittiğimiz yere geç kalıyoruz, çünkü ‘saçına’ uzun zaman harcıyor.
* Göğüs kıllarını kırpıyor, kıvırcıklar düzeliyor. Koltukaltı kıllarını da kırpıyor, dışarı fışkırmıyorlar!
* Vücut kıllarını gördüğünden bile emin değilim. Banyomuz baştan aşağı onun kıllarıyla kaplı ama asla aklına temizlemek gelmez. Kıllar vücudundan sanki uçup odanın her tarafına yayılıyor. Köşelerde birikiyor, evyenin kenarına yapışıyor, tıraş bıçağından köpüklerle birlikte ağzı açık kaldığı için sertleşmiş diş macununa karışıyor.
* Kaşlarını, burun kıllarını kırpar ve kırpıntıları yerlere, evyeye ve fayanslara dağıtır. Ne kadar sık söylersem söyleyeyim asla temizlemez. Temizlediğini düşünür. Eliyle birkaç kıl silip yüzlercesini bıraktığını seyrederim. Bazen onları görmediğini düşünüyorum. Başka bir açıklaması olamaz!
* Saç naklinden sonra kafa derisi kabuk bağladı. Kaşınmış olmalı. Kabukları sürekli kopardı. Evin her tarafında küçük kuru kabukları buluyorum.
* Kafasında bir halı parçası var. Rüzgârdan son derece korkuyor. Arabada soğutucu bozulduğu zaman bile saçı uçar gider diye pencereleri açmama izin vermedi. Hamam gibi arabada kan ter içinde kaldık!
* Saç naklinden sonra kişiliği değişti. Şimdi saç bakım ürünlerine son derece merak sardı. Her fırsatta aynada kendini inceliyor. Ayna bulamazsa TV ekranı, cam dolap kapağı ya da pencere camı da işini görüyor!
* Evlendiğimizde sakalı vardı. Yirmi yıl boyunca da sakallıydı. Birdenbire sakal gitti. Bir gün şak diye kesti. Bana ne sordu ne de beni uyardı. Onu tanıyamıyorum. O kadar çok suratı var ki!
* Çok iyi göründüğünü düşünüyor ama ben bıyığının temasından hoşlanmıyorum. Rahatsız ediyor ve batıyor. Ayrıca mikroplarla dolu olduğundan eminim. Onun nefesinden ya da yiyeceklerden veya hapşırıktan… Ah, gerçekten düşünmek bile istemiyorum.
* Görünüşüne çok özen gösterir. Saçlarına köpük kullanır, fönler. Tırnaklarını törpüler. Ah… Ve her sabah dişlerini inceler. Ne aradığını bilmiyorum ama dudaklarını gerer ve diliyle dişlerini yalar. Belki yiyecek kalıntısı arıyordur. Bu konuda çok kuralcıdır.
* Her sabah gargara yapar. Genellikle bu sesle uyanırım. Yeterince anlatabildim mi?
   (devam edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir