İngilizler Böyledir İşte… (14)
İngilizler Böyledir İşte… (14)

İngilizler Böyledir İşte… (14)

* Bir İngiliz banka veznedarı, önüne yığılan milyarlarca lirayla meşgul olmak için, önce sırada olan üç şilin altı penslik bir muamelenin bitirilmesini tercih eder!
* İngiltere bankalarında, bazı açıkta olan değerler, gelenin sütüne havale edilir. Herhangi bir kimsenin namusu üzerinde şüpheye düşmek kimsenin aklından bile geçmez. Hatta İngiliz ananesinin benzer bir örneği için şu hikâye anlatılır:
    Bir gün, bir adam, bankanın koridorlarından birinde bulunurken, veznedarın masası üzerine konulmuş olup yedi-sekiz libre ağırlığında olan bir altın külçeyi daha yakından görmek ister. Külçeyi eline alır, tartar, tetkik eder, bir elinden diğer eline geçirir ve karanlık olan koridorun aydınlık olan uç kısmına kadar yürür; aydınlıkta külçeyi daha rahat gözden geçirir ve beş dakika sonra tekrar eski yerine dönerek külçeyi aldığı yere bırakır. Bu müddet zarfında da veznedar başını yukarı kaldırıp da ona bakmaz bile!
* Bir seferinde benim de şöyle bir gözlemim olmuştu. Bir banka şubesinin er az iki yüz yıllık binasında, tahta bir koltuğa oturmuş sıramın gelmesini bekliyordum. Tavanda, kanat açıklığı 4 metreyi geçen bir pervane belirgin bir yavaşlıkta dönüyor ve bankanın o bunaltıcı havasını dağıtmaya çalışıyordu. Karşımdaki bankoda çalışan genç adamdan gözümü alamıyordum. Bütün hareketlerinde tam bir sükûnet ve soğukkanlılık vardı. Menşeine gelince, onu tanımak hususunda tereddüte gerek yoktu. Çünkü o bir İngiliz’di!
    Pek burjuva olan giysisi, onun böyle büro çalışmalarına pek alışık olmadığını açıkça gösterse de, görevini aksatacak en ufak bir sapma da yapmıyordu. Ancak, o karanlık tarihi bina içerisinde kaybolmuş bir memur havasını hissettiriyordu. Veznedar, tahsildar, muhasebeci ve bürokratların orta ailelerine mensup memur tiplerinden biri gibi, kulağının üzerine bir kalem koymakla, onun böyle bir memur tipi olduğunu anlamak kolay gibi görünüyordu. Mamafih, kemik ve sinirden ibaret olup kuru mizaçlı görünen bu delikanlı, tahammül edilmez olan sıcaktan pek de sıkıntı çekmiyordu.
* Tam sırası gelmişken söylemekte yarar var: İngiliz otellerinde, gayet zarif bir tarzda siyah elbise giymiş olmaları nedeniyle başka hiçbir sıfat verilmesi doğru olmayan teşrifat müdürleri vardır. Oturup onları seyretmek insana büyük keyif verir.
* İngilizler, her nedense, “Jean” ismini kullanan bir Fransız’a “John” demekte ısrar ederler. Bu durumu düzeltmek için kendilerini ikaz ederseniz; “Çok özür dilerim, ufak bir hata yaptım!” der geçiştirirler. Bir İngiliz’den başka türlüsü beklenemez zaten!
* İngiltere’de bir kadın torunuyla ilişki kurabilir; ancak dedesiyle ilişkiye girmesi yasaktır. Amca ve yeğenlerle ise cinsel ilişkiye girmek serbesttir. Lezbiyen ilişkiler de yasa dışı sayılmamaktadır.
    1987’ye kadar bir erkek karısıyla anal seks yaptığı takdirde hapis cezasına çarptırılıyordu; ancak bu yasa kaldırıldı.
    İngiltere’nin uzun yıllar sömürgeliğini yapmış olan Avustralya’da ise, bir erkek sarhoşsa, kangurularla ilişkiye girebilir. Ama sarhoş değilse, bu suç sayılır ve adam hapis cezasına çarptırılır.
* Evet, İngilizler böyledir işte!.. Ne diyebiliriz ki?..

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir