Efes ve Artemis Tapınağı (Selçuk-İZMİR)

E

     Selçuk, İzmir’e 75 km. uzaklıkta, Antik Çağ’dan Osmanlı’ya kadar zengin tarihi kalıntılara sahip önemli bir turizm merkezi.
     Selçuk’a gelen ziyaretçilerin konaklaması için her keseye uygun, şirin ve temiz pansiyon evlerinin yanı sıra, lüks oteller de adeta birbirleriyle yarışır. Selçuk’un sokaklara taşan dükkânları ve lokantaları 24 saat hizmet verir. Selçuk’a gelip de ünlü “çöp kebabı”nın tadına bakmayan yok gibidir.
     Araştırmalara göre Selçuk’ta ilk yerleşme Mykenai devrine kadar iner. Ele geçen buluntular, Batı Anadolu ve Rodos’ta bulunan M.Ö. 1400-1200 tarihli seramiklere çok benzer. M.S. IV.yy.da Efes limanının alüvyonlarla dolması üzerine Efes halkının bir kısmı St. Jean Kilisesi’nin bulunduğu tepeye yerleşti. Bu yüzyıldan başlayarak, zamanla büyüyen kent VII.yy.da surlarla çevrildi. Sonraki yüzyıllarda kentin çevresine ikinci bir sur yapıldı. 1082’de Bizanslılar buraya “Aias Theologos” adını verdiler. Türkler ise bu tepeye, Aias Theologos’tan bozma “Ayasuluk” dediler. 1914’ten itibaren de “Selçuk” adı kullanılmaya başlandı.
     Selçuk’un ana girişinde, adı halk arasında “Keçi Kalesi” olan sur kalıntısı dikkati ilk çeken yapıdır. Hemen arkasından Selçuk Kalesi’nin görkemli silueti belirir. Kale içinde XIV.yy.’a ait olduğu sanılan Kale Camii yer alır.
     Selçuk Kalesi’nin bulunduğu tepenin güney eteğinde ise, Bizans dönemi yapılarından biri olan St. Jean Kilisesi bulunur. Tarihçi Eusebios, Hristiyanlığı yaymaya çalışan havarilerin M.S. 37-42 yılları arasında Kudüs’ten kovulduklarını ve St. Jean’ın bu tarihlerde çalışmalarını Anadolu’da sürdürdüğünü bildirir. Bu sırada Hz. İsa tarafından emanet edilen Meryem Ana da St. Jean’la birliktedir. St. Jean, St. Paul’un ölümünden sonra Efes kiliselerinin başına geçip İncilini (Yuhanna İncili) burada yazar ve ölümünden sonra buraya gömülür. M.S. 4.yy.da mezarının üzerine ahşap çatılı bir bazilika yapılır. Mezar odasında şifalı bir toz bulunduğu için, insanlar yüzyıllar boyu burayı ziyaret etmişlerdir. Bizans İmparatoru Justinianos (527-565) döneminde ise, bugün kalıntıları görülen kilise yaptırılmıştır. St. Jean Kilisesi’ne Efes’in çeşitli yapılarındaki taşlardan getirilerek yapılmış olan ve üzerinde ünlü Troyalı kahraman Akhilleus’un yaşam öyküsü anlatılan Takip Kapısı’ndan girilir.
     Gezgin İbn-i Batuta’nın aktardığına göre St. Jean Kilisesi, Türkler döneminde camiye çevrilmiştir. Türklerin Anadolu’yu fethinden sonra Efes ve yöresini Sasa Bey aldı. Daha sonra Aydınoğlu Mehmet Bey, merkezi Birgi’de olan Aydınoğlu Beyliği’ni kurdu. Beyliğin en önemli limanı olan Efes’ten, Venedikli ve Cenovalı denizcilerle ticaret yapılırdı. Bu ilişkiler dolayısıyla, kente “Yüksek Yer” anlamına gelen “Altolugo” denmiştir. Ve bu kelime bazı İtalyan kaynaklarında da geçmektedir.
     Ayasuluk’un en önemli kentsel gelişimi, İsa Bey döneminde olmuştur. İsa Bey’in kendi adını taşıyan camisi de Artemis Tapınağı ile bir Hristiyan tapınağı olan St. Jean Kilisesi arasında yer alır. İsa Bey Camii, Türk-İslam sanatı içinde ayrı bir yere sahiptir. Mimarının Şam’lı Ali İbn El-Dımışkî olması nedeniyle plan, ünlü Şam Emeviye Camii’nin planının aynısıdır. Düz ahşap çatılı, ortada sekizgen havuzlu ve revaklı avlusuyla 1375’de tamamlanmıştır.
     İzmir-Aydın demiryolunun yapımında çalışan arkeoloji tutkunu İngiliz mühendis Wood’un üç yıl boyunca yılmadan yaptığı kazı çalışmaları sonucunda, 1869 yılında ortaya çıkarttığı Artemis Tapınağı ise, Selçuk’taki tarihi yapıların en önemlisi sayılabilir. Dünyanın 7 harikasından biri olan Artemis Tapınağı en az beş kez yıkılıp yeniden yapılmıştır. Arkaik Artemision, yapılışından yaklaşık 200 yıl sonra, M.Ö. 356’da, İskender’in doğduğu gece adını tarihe geçirmek isteyen Eostrabos adında bir deli tarafından yakılmış, son kez ise M.S. 265 yılında Gotların saldırılarıyla yıkılmıştır. Maalesef Artemis Tapınağı’nın eski görkeminden günümüze pek bir şey kalmamıştır.
     Efes kazılarının zengin buluntularını barındıran Efes Arkeoloji Müzesi, Türkiye’nin en önemli müzelerinden biridir. Müze, İsa Bey Camii, St. Jean Kilisesi, Selçuk Kalesi ve Artemis Tapınağı’nın ortasında yer alır. Müzenin en görkemli salonu kuşkusuz Artemis heykellerinin bulunduğu salondur. Karşı karşıya duran heykellerden Asyatik görünümlü olan “Büyük Artemis”, 2.92 metre yüksekliğinde, kolları öne doğru bereket dağıtır durumdadır. Göğsünün alt bölümünde dört sıra yumru vardır. Bunların, önceleri meme, daha sonra yumurta, son olarak da Tanrıça’ya kurban edilen boğaların testisleri olduğu ileri sürülmüştür. M.S. 1.yy.’a aittir. Tam karşısında M.S. 2.yy.’a ait 1.74 metre yüksekliğinde “Güzel Artemis” yer alır.
     Efes Müzesi, Artemis heykellerinin yanı sıra, Roma portre sanatını yaşatan İmparator büstleri, mermer Eros Başı, Phapos Heykeli ve 1994 yılında tekrar düzenlenip üç boyutlu olarak sergilenen yamaç evleri buluntuları ile zengin bir koleksiyona sahiptir.
     Tarihi, Mikenler’e kadar uzanan Selçuk, Efes Antik Kenti, Pamucak Plajları, Yedi Uyurlar Mağarası (Ashab-ı Kehf), her yıl binlerce Hristiyanın ve turistin ziyaret ettiği Bülbül Dağı’ndaki Meryem Ana Evi ve deve güreşleri ile bugün Türkiye’nin en önemli turizm ve kültür merkezlerinden biridir. Efes ve Selçuk, üç bin yıl önceki görkemli günlerini bugün de yaşamaktadır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle