O Adamı Seviyorum Ama… (7)

O

     KİŞİLİK…
     Bütün Paket: Ne tuhaftır ki kadınların belli durumlarda eşlerinde beğendikleri yönler başka konumlarda onları çıldırtabilir. Kocasının hassas zekâsını beğenen bir kadın aynı zamanda onunu aşırı düşünceli ve durgun olmasından, spontane hareket etmemesinden canı sıkılabilir. Kocasının işinde başarısının maddi ödüllerinden hoşlanan kadın, aynı zamanda eşinin işkolik olmasından, bir türlü gevşeyememesinden şikâyet eder.
     Kocalarının güvenirliliğine dayanan kadınlar, onların sürprizlerle dolu olmamalarını dert ederler. Eşinin derinliğine hayran olan kadın, bir yandan da duygu yoğunluğundan yakınır. Kocalarının sarsılmaz olumlu tavrını öven aynı kadın, bitmez tükenmez iyimserliğiyle alay eder.
     Kocalar maço da olsa pısırık da, güvenilir de olsa güvenilmez de, içe dönük de olsa sosyal bir yaratık da olsa, kadınları bir an memnun eden özellikler başka bir an sinirlendirebilir. Balayında göz kamaştıran pırıltılar daha sonra sonsuzluğun ışığında solabilir.
     O ADAMI SEVİYORUM AMA…
* Gelecekle ilgili hiçbir kavramı yoktur. Şimdiki zamanda yaşar. Bu iyi bir şey tabii. Gelecekle ilgili düşünebildiği en uzun zaman dilimi akşam yemeğidir. Ertesi sabah kahvaltıya kadar uzanamaz bile!
* Hayalcidir. Milyon Dolar’lık icatlar düşünür. Tenis dirseğini engelleyen tenis raketleri, yeniden satılabilecek bira kutuları, insan enerjisiyle çalışabilen otomobil motorları, sesle çalıştırılabilen ev aletleri gibi…
* Hoş bir biçimde eski kafalıdır. Kadınlar için kapıları açar, masaya otururken iskemlelerini tutar. Papyon takar. Ev sahibi oturmadan herhangi biri çatalını kaldırırsa ya da tenis kortunda beyazdan başka bir renk giyilirse aklını kaçırır. Bozuk gramer ise kan ağlatır!”
* Ne olursa olsun her şeyin iyi tarafını görür. Birisi aniden öldüğünde, “Hiç olmazsa çekmedi!” der. Birisi yavaş yavaş ölürse, “Hiç olmazsa hazırlanmak için vakti oldu!” der. Benim canım sıkkın olduğunda daima ya olumlu bir ders ya da olumlu bir sonuç çıkarır.
* Çok ciddidir. Her tepkisi yavaş ve dikkatle düşünülmüştür. Bir soru sorduğunuzda asla basit bir yanıt alamazsınız. “Filmi nasıl buldun?” gibi bir soru bile uzun uzun düşünce ve analizlere dalmasına neden olur. Sonunda yanıtlamaya karar verdiğinde çoğunlukla ben ilgimi kaybetmiş hatta sorumu bile unutmuş olurum.
* Asla düz, basit ve dürüst bir biçimde bir fikir alamam. Daima kendini emniyete alır, kendini hiçbir bakış açısına bağlamaz. Bir politikacı gibi, uzun uzun büyük kelimeler kullanarak konuşur, sonunda sizi yanıtladığını düşünürsünüz, oysa ne dediğini anlamamışsınızdır bile!
* İyi haber şu ki, her şeyi mükemmel yapar. Kötü haber ise, üstlerinde su lekesi kalmayacak biçimde tabakları kurulaması bütün gece sürer. Arabayı yıkamak bir ömür boyu sürecek bir proje…”
* Romantiktir; tek bir kişinin iki yarısı olduğumuzu düşünür. Buna uygun olarak onun ruh durumunu ya da günlük programını otomatik olarak bilmemi bekler. Kafasından geçenleri okuyabilirmişim gibi… Ya da kafamızın ona düşen yarısını mı demeliyim?
* Çok dışa dönük ve arkadaş canlısıdır. Pizza almaya gönderirken bir arkadaşına rastlamamasına dua ederim. Yoksa dönene kadar kahvaltı zamanı olur!
* Çok kibardır; telefon sapıklarıyla sohbet eder.
* Gevşeyemez. Sürekli ellerini kıtırdatır, tırnaklarını yer, parmaklarıyla tempo tutar, yüzüklerini döndürür, ayak parmaklarını kıvırır. Uykusunda bile hareketsiz duramaz.
* Asla bir cümlemi bitirmeme izin vermez. Sözümü keser ve söyleyeceğimi düşündüğü şeyi yanıtlar. Yüzde elli yanılır. Dolayısıyla benim aklımdan geçenlerle tamamen ilgisiz bir şeyler üzerinde konuşur durur. Bundan daha sinir bozucu olan yüzde elli yanılmamasıdır!
* Hayır diyemez. Birisi ondan bir iyilik istediğinde asla reddedemez. İşten sonra bir sohbete dalmışsa yemeği kaçırır. Nezaketsizlik yapmak istemez. Komik olmayan fıkralara güler. Ve ilgilenmediği bir konu da olsa sorular sorar. Sosyal hayatımızı öylesine doldurur ki herkese yetişmek için koştururken benim neden sinirlendiğimi anlayamaz!
* Daima benim duymak istediğimi düşündüğü şeyleri söyler. Çocuklar henüz ne çoraplarını, ne ayakkabılarını giymemişlerdir; saçları taranmamıştır, suratları sabah kahvaltısının izlerini taşımaktadır. O, çocukların okula hazır olduklarını söyler. Çamaşırları topladığını ve yerleştirdiğini söyler. Çoraplarımı bir yığın halinde bulurum. Bütün faturaların ödendiğini söyler, kredi kartım alışverişte yetersiz bakiye verir. Gerçek ne olursa olsun, “Evet, tatlım” der gibi…
* Kötü bir plancıdır. Altı yere uğramak için yirmi dakika ayırır. Daima gecikiriz. Daima acele etmek zorunda kalırız.
   (devam edecek)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi