Sigara Hakkında Her Şey-3 (Sahte Zevk)

S

     Yine çok yorucu bir gündü ve kendini evin içine atıp bir an önce dinlenmek istiyordu. Yoğun trafikten kurtulup evinin olduğu sokağa girince rahatladı ve içine bir mutluluk doldu. Kapıdan içeri girer girmez koltuğuna oturdu ve bir sigara yaktı…
     Bu okuduğunuz paragraf bir romandan, bir film repliğinden olabilir ama her ne olursa olsun paragrafın sonundaki olay günümüzde maalesef kimsenin yadırgamadığı bir durum. Sanki bu olay çok doğalmış gibi karşılanıyor, hatta buna olay bile demek garip geliyor insanlara ama bu gerçekten bir olay ve çok komik, anlamsız, garip, bir o kadar da üzücü bir olay. Bu yazıyı okuduğunuzda sigara içmeyi doğal karşılayamayacağınızdan eminim.
     Öncelikle sigaranın ya da türevlerinin yapımında kullanılan ham maddenin, yani tütünün nasıl tanımlandığına bir göz atalım:
     Tütün, patlıcangiller familyasından bir bitkidir. Orijininde tropikal bir bitki olmasına karşı günümüzde geniş bir tarım alanında yetiştirilmektedir. Dünyanın en önemli sanayi ürünlerinden birisidir. Gıda maddesi olmamasına karşılık dünyada tüketimi ve ekonomik faaliyetleri yüksek bir bitki olarak dikkat çekmektedir.
     Tütünü diğer bitkilerden ayıran en önemli özellik yapraklarında bulunan nikotindir. Nikotin organik azotlu maddelerden oluşan bir alkaloittir. Bu sebeple tütün keyif verici olarak kullanılmaktadır.
     Bir gıda maddesi olmamasına karşılık tütünün bu denli önemli olmasının sebebini hepimiz biliyoruz.
     Burada asıl dikkat çekici nokta ise, tütünün keyif verici olarak nitelendirilmiş olması. Tütün keyif verici değil rahatsızlık vericidir ve alışılan tütünün keyfi değil tütünün kendi verdiği rahatsızlığı yine kendisinin ortadan kaldırmasıyla oluşan sahte zevktir. Yani gerçekte insan sigarayı değil, sigaranın yaratmış olduğu rahatsızlığı, bir bakıma hastalığı, yine sigaranın ortadan kaldırmasıyla oluşan rahatlamayı sever ve bu da sahte bir sevgi, sahte bir zevktir. Bu konuya daha sonra ayrıntılı bir şekilde değineceğim.
     İnsan sigaraya başlamadan önce nikotin alma ihtiyacı duymaz. Yani insanın en sağlıklı, doğal hali budur ve doğanın getirdiği doğal alışkanlıkları, zevkleri vardır insanın. Doğal keyif vericileri de vardır insanoğlunun ve bunlar insanı başka keyif vericilere muhtaç bırakacak kadar yetersiz değillerdir. Aksini düşünmek doğaya ve yaratıcıya saygısızlık olur. Beş duyumuz da bizlere zevk veren birer kaynaktır.
     Yemek yemeyi ele alalım. Doğadaki yaratıkların en büyük ihtiyacıdır beslenme ve eksikliği de çok büyük bir rahatsızlık durumuna yol açar ve buna da açlık diyoruz. Aç kalan bir insan kendini kötü, güçsüz hisseder ve besinini aldıktan sonra rahatlar, güçlenir, tok olmanın keyfini yaşar. İşte bu doğal bir keyiftir ve doğal bir rahatsızlığın ortadan kaldırılması sonucu oluşur.
     Bir bitkinin insan besini olabilmesi için zehirsiz olması gerekir. Görülüyor ki, zehirsiz olan hemen hemen her şeyi besin yapmıştır insanoğlu, peki hepsi de lezzetli miydi? Ya da bu besinleri lezzetli yapan şey nedir?
     Besinleri lezzetli yapan açlık hissimizi gidermesi ve bizi mutlu etmesidir bir anlamda. Açlık hissini herhangi bir besinle birkaç defa giderdiğimizde, bu besinin tadına alışırız ve açlığımızı gideren bu besine adeta ödül olarak onun lezzetli olduğunu düşünürüz, yani lezzetli bir yönüyle açlık gideren besine alışmaktır. Bunun en büyük kanıtı olarak kısa bir zaman öncesine kadar kereviz yemeyen bir insanın daha sonradan bu besini çok sevmesini gösterebiliriz. Bu arada, besinlerin tatlarıyla bütünleşen duygularımız onlara olan duyumuzu karmaşıklaştırıyor. Psikolojiyle insanın organizması devamlı etkileşim halinde olduğundan, lezzet kavramı çok daha karmaşık bir hale geliyor.
     Bütün bunlar gösteriyor ki, alışkanlık insan hayatında çok önemli bir rol oynuyor ve hayatımızı şekillendiriyor. Bu durumda yapılması gereken yararlı şeylere alışmaktır. Şu anda bizlere çok zevkli gelen bazı zararlı alışkanlıklar sadece onlara alıştığımız ve bir ihtiyacımızı giderip bizleri rahatlattıkları için varlar. Hele bir de ona olan ihtiyacımızı kendisi yarattıysa bu kesinlikle zararlı bir maddedir ve buna zevk denemez, ancak sahte zevk denebilir.
     Peki, sigaraya olan bağımlılığımız ve onun tadına, kokusuna olan sevgimiz nasıl meydana geliyor bir de bunu düşünelim:
     Sigara insanın besine olan ihtiyacı gibi bir ihtiyaç başlatır insanın organizmasında. Nikotin almadan düşünemez ve rahat olamaz hale gelir vücut. Beyin fonksiyonları nikotinsiz işlevlerini tam olarak yerine getiremez. Bunların sonucunda organizma rahatsız bir hale gelir ve sigaraya ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı sigarayı zorla içerek, kendimizi buna zorla alıştırarak biz başlatıyoruz aslında. Çünkü hiçbir insan ilk sigara içişinde bundan hoşlanmamış, tam tersine mide bulandırıcı ve iğrenç bir şey olarak bulmuştur. Sonuç olarak alışkanlık başlar ve ihtiyaçlarına, yeni bir ihtiyaç eklenen insan bu ihtiyacını gidererek mutlu olur ve bundan sahte bir zevk alır. Bu sahte zevk her mutlu oluşta, her güzel muhabbette, her mutsuzlukta, yani kısacası insanın duygu yüklü olduğu her anda yakıldığından tüm bu duygularla birleşerek ve insanla daha da bütünleşerek vazgeçilmez bir hal alıyor ve psikolojik bağımlılığı da oluşturuyor. Daha sonraları da mutlu olduğumuz anlarda ve keyifli arkadaş sohbetlerinde hemen bir sigara yakarız ve o anki duygularımızın sigaranın getirdiği duygu yükü ve ihtiyacımızı gideren özelliğiyle birleştirerek sahte bir keyif yaşarız. Oysaki sigara içmeseydik başka ve yararlı etkileşimlerle bunu sağlayabilirdik. Sigara içmeyen bir insan arkadaşının bir hareketinden ya da ses tonundan eskilerde kalan bir anıyı ya da mutluluğu hatırlayabilir. Bunun için sigaranın dumanına ihtiyacı yoktur insanın. Sigaranın dumanına insanoğlunun hiçbir şekilde ihtiyacı yoktur. Bunu söyledikten sonra insanın aklına şu soru geliyor: Madem insanın tütüne hiçbir şekilde ihtiyacı yoktur, o zaman nereden çıktı bu alışkanlık?
     İnsan hiçbir zaman kendisine acı veren, rahatsız eden bir maddeye yaklaşmak istemez. Hele hele kendine rahatsızlık veren bir dumanı neden içine çekmek istesin? Bunu okuyan sigara tiryakilerinin hepsi sigarayı o ilk içlerine çektikleri anı hatırlamaya çalışsınlar ve gözlerinin nasıl yaşardığını ve nasıl rahatsız olduklarını hatırlasınlar; daha da ötesi neden buna ısrarla devam ettiklerini kendilerine bir sorsunlar istiyorum! Bunun nedeni şu anda çok farklı genç insanlar büyüklerin sigara içtiklerini görerek ve de büyümek, bir an önce güçlü olmak istedikleri sigarayı, büyümenin ve prestijin bir göstergesi gördükleri için zorla alışıyorlar. Peki, bugün büyük olanlar geçmişte neden sigara içmişlerdi; büyük bir çoğunluğu aynı nedenlerden dolayıdır. Öyleyse bu sahte prestijin başlangıcı nasıl oldu?
     Tütün dünyaya yayıldığında pahalı ve az bulunan bir şeydi ve böyle olunca da tütüne alışmak bir prestij olarak görüldü ve tütün yayıldı. Daha da önce nasıldı? Peki, mağara adamı yerde bir sigara bulup bunu içmeyi mi denedi? Bu iğrenç maddenin nasıl yayıldığını, gerçekte bu rahatsız edici dumanın nasıl insanın vazgeçemeyeceği bir madde olması hikâyesinin gelin en başına şöyle bir göz atalım…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz