Efendisinin Yemeğini Boynunda Taşıyan Köpek

E

     Gözlerimiz güzellere bakmaktan, ellerimiz altınları avuçlamaktan alamaz kolay kolay kendini. Az kişi vardır dünyada; bal tutup parmağını yalamayacak.
     Eve öteberi götürmeye alışmış, aklı başında bir çoban köpeği, boynunda efendisinin akşam yemeği, gidiyormuş yoluna tıpış tıpış. Tokgözlü bir köpekmiş bu; gerçi bazen -hele güzel yemekler taşıdığı zaman- açgözlü olduğu günleri arıyormuş, ama tutuyormuş yine de kendini. Yanı başımızda duran dünya nimeti hangimizin ağzını sulandırmaz ki? Gariptir, insanlar alışamaz da, köpekler alışır tokgözlü olmaya. Her neyse, bizim köpek giderken böyle boynunda güzelim bir et yemeğiyle, bir çomar gelmiş, tadına bakmaya kalkmış. Ama ağzının suları boşuna akmış; bizimki koyduğu gibi malını yere saldırmış üstüne öldüresiye.
     Gel gelelim, başka köpekler sökün etmiş; dişten korkmaz sokak köpekleri hem de. Bakmış başa çıkamayacak hepsiyle, güzelim et nasıl olsa güme gidecek;
— Baylar, demiş bizim akıllı köpek; hırlamayın, ben payımı alayım da, üst tarafı sizin olsun…
     Bunu der demez de kapmış bir yağlı parça. Ardından çomar, zağar mağar tümü birden üşüşmüş yemeğin üstüne, kapan kapana! Hepsi iyi kötü zıkkımlanmış talandan.
     Bir şehir de böyle talan edilir işte! Paralar şunun bunun sütüne emanettir; kâhyası, kethüdası ergeç yükünü tutar. En akıllısı örnek olur ötekilere. Görülecek şeydir doğrusu bu adamların yığınlarla parayı nasıl temizledikleri. Kazara çıkar da vicdanlı biri, halkın parasını korumak çabasıyla, abuk sabuk laflar etmeye kalkarsa, anlatılır kendisine enayilik ettiği… O da fazla uzatmadan teslim olur. Ve bir gün bakarsın ilk parsayı o vurur…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi