O Adamı Seviyorum Ama… (10)

O

YATMA ZAMANI
     Yatak odalarının mahremiyetinde kadınlar; horlama, diş gıcırtıları, inleme sesleri ve uykuda konuşmalara katlanmak zorunda kalır. Birçok kadın, yanlarındaki eşleri oflar puflarken; tekme, dirsek atarken; yastığı yorganı çekiştirirken, koyun sayarak uykuya dalmaya çalışırlar. Bazı uykusuzluk çeken kocalar bütün geceyi dolaşarak, gazete hışırdatarak, çekmeceleri vurup çarparak, sigara içerek, televizyon kanallarını zaplatarak, suyu ya da elektriği açıp kapayarak geçirirler. Bazıları ise çok kolay uyuyakalır; sohbet sırasında, seksten hemen sonra, hatta hemen önce. Seksten açılmışken; kocalar ya çok fazla ister ya da çok az… Ya çok standart ya da çok garip… Ya çok pasif ya da çok aktif… Ya erken boşalırlar ya da geç…
     Kadınlar ağız kokusuna, içki kokusuna, sigara ya da soğan-sarımsak kokusuna katlanamazlar. Çok tükürüklü öpüşmelerden, çok kuru öpüşmelerden, otomatik ya da çok ender öpüşmelerden şikâyetçidir. Ancak her türlü yatak odası şikâyeti beraberinde şefkat, tebessüm ve hoşgörü de taşımaktadır.
O ADAMI SEVİYORUM AMA…
* Her gece yatağa uzandığımızda inler. Sessizleşmesini beklerim. Uzun uzun iç çeker, oflar puflar ve allahın her gecesi aynı beklenilen cümleleri tekrarlar: “Ah, yatak, yatak, yatak… Ah, yatak, yatak, yatak… Ah, yatak, yatak, yatak…”
* Horlar. Ama düz, basit bir horlama değildir bu. Çok daha ıstırap vericidir. Gürültülü bir iç çekiş. Sonra uzun bir üfleme, onu takip eden poflama. Sonra sessizlik. Orada öylece yatarak yeniden başlamasını beklerim.
* Yatağın içinde ayak tırnaklarını keser, tırnakları başucundaki çekmeceye koyar. On yedi yıldır evliyiz ve bunu onu tanıdığımdan beri yapar. Tahmin edeceğiniz gibi çekmece hayli dolu ama parmağımı sürmem.
* Sonunda yatakta bana batıncaya kadar ayak tırnaklarını kesmez. Kanatması da gerekir, hafif bir sıyrık yetmez. Sonunda kestiğinde bunu yatakta yapar. Kestiği tırnakları da yataktan aşağı, yere eliyle süpürür. ‘Birisi’ elektrikli süpürgeyle alıncaya kadar orada kalırlar.
* Göbek deliğinde biriken iplikleri toplar. Her gece yatağa girmeden önce bunu yapar. İlk başlarda bir kâğıt bardakta biriktirirdi. O dolunca plastik bir torbada biriktirmeye başladı. Şimdiye kadar beş on kilo olmuştur.
* Televizyon seyrederken kanepede uyuyakalır. Gecenin ikisinde beni sıkıştırır, kulağıma, sıcak vücudumun onu kurt adama dönüştürdüğünü fısıldar. Bir türlü anlamaz ki, bu konuda konuşmak istiyorsa beni gözlerimi kapamadan yakalaması gerekir.
* Gecenin ortasında birden uyanır, yatakta oturur, beni dürterek uyandırır ve acil ve heyecanlı bir biçimde anlamsız birtakım şeyler heceler. Sonra başı yastığa düşer, hiçbir şey olmamış gibi pat diye uyur. Beni ise artık sabaha kadar uyku tutmaz.
* Kovalandığını gördüğü tekrarlanan bir rüyası vardır. Bu rüyayı gördüğünü hemen anlarım. Çünkü bacaklarını koşuyor gibi hareket ettirmesinden, havayı yumruklamasından yatak sallanır. Bir keresinde uyandırmaya çalıştım ama o kadar derinlerdeydi ki dönüp beni yumrukladı. Artık uyandırmıyorum tabii. Sona ermesini bekliyorum.
* Radyolu alarm saatini uyanması gereken saatten bir saat on dakika daha erkene, altıya kuruyor. Her on dakikada bir, tam uykuya dalacakken trafik raporuyla uyandırılıyorum.
   (devam edecek)

Yazar hakkında

Yorum Ekle