Sigara Hakkında Her Şey-4 (Tütünün Tarihçesi)

S

     Amerika’da, Meksika’nın Yucatan yarımadasında yaşayan Maya’lara ait tarihî taşlar üzerindeki resimlerde ve Kuzey Ohio bölgesindeki höyüklerdeki eserlerde tütünün kullanılma şekillerine ve pipo resimlerine sık sık rastlanmaktadır. Kristof Kolomb ve arkadaşları San Salvador adasına ayak bastığı zaman, ada yerlilerinin ağız ve burunlarından dumanların çıktığını görmüşler ve bu dumanların da kurutulmuş tütün yaprağı olduğunu öğrenmişlerdir.
     Kolomb, yerlilerin tütünü ağızda çiğneyerek, pipo içimine benzer bir sistemle tüttürmek, buruna çekmek suretiyle kullandıklarını görmüştür.
     Maya ve Aztek uygarlıklarında rahipler dinsel törenlerde, ayinlerde tütün dumanını kullanmışlardır. Daha sonra tütünün keyif verici etkisine alışarak ayinler dışında da tütünü içmeye başlamışlardır. Zaman içinde rahipler dışındaki insanlarda da alışkanlık yapmaya başlayan tütün, Orta ve Kuzey Amerika’da yaygınlaşmıştır.
     Mezopotamya ve Mısır’daki eski medeniyetlerde dinsel törenlerde tütsü dumanı ve yakılan güzel kokulu maddelerin kullanıldığı bilinmektedir.
     Orta Amerika’da, Meksika ve Antiller halkı arasında bu keyif verici duman yayılırken, o zamanın doktorları olan rahipler tütünden şifa umarak taze yapraklarını yaralar üzerine koyuyorlar, göğüs hastalıklarına karşı dumanını koklatıyorlar ve kokusunu baş ağrılarının tedavisinde kullanıyorlardı.
     Bu tarihte tütün henüz Avrupa’da tanınmıyordu. Kolomb kendisine hediye edilen kurutulmuş tütün yapraklarına önem vermemişti. Kolomb yerlilerin tütün içtikleri saz borusunun adı olan “Tobacco”yu bitkiye vermiş, böylece bilimsel deyimle “Nicotiana Tobaccum”un adı doğmuştur.
     Daha sonra Amerika’ya seyahatlerde bulunan Vespuci, Macellan, Cortez ve ekibi, yerliler gibi tütün içmişler ve uzun müddet kullanarak tiryakisi olmuşlardır. Dönüşlerinde de tütün bitkisini Avrupa’ya getirmişlerdir. Romano Pane adlı piskopos, tütün tohumu getirterek 1518’de Şarlken’e sunmuş ve bu tarihten itibaren de İspanya’da tütün üretimine başlanmıştır.
     Tütün hakkındaki ilk bilgi de, Rahip Pane tarafından kaleme alınmıştır. Avrupa’ya gelen tütün önceleri süs bitkisi ve şifa bitkisi olarak kullanılmıştır.
     Avrupa’da önce İspanya ve Portekiz’e gelen tütün daha sonra Brezilya’dan Fransa’ya gelmiştir. 1559 yılında Portekiz’de Fransa’nın elçisi olarak bulunan Jean Nicot, Lizbon’da gördüğü tütünü dikmiş ve bunun yapraklarının yakılıp dumanının tüttürülmesi, kurutulmuş yaprakların ufalanıp buruna çekilmesinin öksürüğe, astıma, baş ağrısına, mide hastalıkları ve kadın hastalıklarına iyi geldiğinden bahisle Fransız kraliçesine sunmuştur. Kraliçenin tütüne gösterdiği ilgiden dolayı “Kraliçe otu” adı verilmiştir. Daha sonra Jean Nicot’un bu bitkiye gösterdiği ilgiye izafeten, tütün bitkisine “Nicotiana” ve 1828’de bulunan tütündeki alkoloide de “Nicotin” ismi verilmiştir.
     Fransa Ruhban Reisi, İspanya’dan getirttiği tohumlarla tütün üretimini başlatmıştır. Böylece tütün üretimi Avrupa’da da yayılmaya başlamıştır. Tütün tüketiminin giderek artış göstermesi İspanya, Portekiz, İngiltere ve Fransa’nın Amerika’daki sömürgelerde tütün üretimi yaparak, tütün ticaretinden gelir sağlamaları yoluna gitmişlerdir. Bu şekilde ihtiyaç olan tütünü Amerika’dan getirmenin yanında tütün üretimi Avrupa’nın güney doğusundaki ülkelerden iç ülkelere ve sahilden Akdeniz’e ve Kuzey Avrupa’ya doğru yayılmıştır. Macellan tütünü Filipin adalarına, Portekizliler Hindistan, Japonya ve Çin gibi doğu ülkelerine götürmüşlerdir.
     Tütün önceleri ibadetlerde kullanılan bir bitki, sonraları şifa verici bir ilaç, nihayet keyif verici ve alışkanlık yapıcı bir ihtiyaç maddesi olarak dünyaya yayılmıştır.
     Tütünün keyif verici olarak kullanılmaya başlanmasından sonra tüketimi hızla artmıştır. Fuzuli bir harcama olarak kabul edilmesi ve sağlığa zararlı olduğu ileri sürülerek ülkelerde çeşitli yasaklar getirilmiştir.
     1575’de İspanya ve Amerikan kiliselerinde tütün kullanılması yasaklanmış, 1603’de İngiltere’de Kral I. Jacgue tütün içme aleyhinde mücadele etmiş, 1620’de Japonya’da tütün içme yasağı getirilmiş, 1652’de Almanya-Bavyera’da tütün kullanım yasaklanmış, 1653’de Saksonya, Avusturya’da tütün içilmesi aleyhinde faaliyetler olmuş, 1634 yılında Rusya’da ve 1657 yılında İsviçre’de tütüne yasaklar konmuştur. Tütün kullanılmasına karşı konulan yasaklama ve ölüm cezaları çok sayıda insanın ölümüne sebep olmuş, buna rağmen insanlar tütün kullanmaya devam etmiştir.
     Getirilen bütün yasaklar ve cezalara rağmen tütün kullanımının önü alınamamıştır. Devletlerin tütünden elde edecekleri geliri fark etmeleri ve bu gelirin önemli bir miktarda olması nedeniyle tütün kullanımı ve tarımı teşvik edilmiştir. Böylece devletler tütünden çeşitli vergiler, bandrol almaya, imtiyaz ve tekeller kurmaya başlamışlardır.
     Tütünün ilk kullanış şekli, kurutulmuş yaprakların ufalanarak bir boru ucunda yakılması ve borunun öteki ucundan çıkan dumanın içeri çekilmesi şeklindeydi. Daha sonraları ilkel purolar şeklinde kullanılmıştır. Diğer bir içim şekli de, pipo diyebileceğimiz lüle ve çubuklarla içilmesi şeklindeydi. Kıyılmış tütünlerin yine bir tütün yaprağına sarılarak “CIGAR” şeklinde ve kâğıda sarılarak içilmesi, 18. yüzyılda Orta ve Güney Amerika’da başlamıştır. Enfiye şeklinde tüketim giderek azalmış, porselen pipolar içinde kullanılması giderek rağbet görmüştür. Kıyılmış tütünlerin kâğıda sarılarak içilmesine 18. yüzyılda Güney Amerika’da başlanmıştır. Bu ilk sigaralar özellikle Brezilya’da çok rağbet görmüş, bunlara “Papelitos” adı verilmiştir. Avrupa’da sigara şeklinde tütün içme ilk defa İspanya’da olmuş, daha sonra da Fransa’ya geçmiştir.
     İlk sigaralar 1844 yılında Fransa’da yapılmış ve aynı yıl İtalya’da yapılan kâğıt purolar büyük ilgi görmüştür.
     Sigaranın yayılması 1856 Kırım savaşından sonra olmuştur. Kırım savaşı sırasında gazete kâğıdına sarılarak içilen tütünler, Türk, İngiliz, Fransız ve yerli ordulara mensup askerler arasında büyük rağbet görmüştür. Savaş koşullarının sigara kullanmayı artırması, savaş sonrası yurtlarına dönen askerlerin bu alışkanlıklarını beraberinde götürerek oralarda devam ettirmesi sigara sanayinin temeli olmuştur. Nihayet 1878 yılında saatte 3600 sigara yapabilen ilk sigara makinesi yapılmıştır. Sigara sanayinin bu şekilde gelişmeye başlamasıyla tütünün sigara şeklinde tüketilmesi, diğer tüketim şekillerine karşı üstünlük sağlamasına sebep olmuştur. Diğer tüketim şekilleri çok düşmüştür. Virginia purosu 20. yüzyılın başlarına kadar önemini korumuştur.
     Bugün enfiye ve çiğneme şeklinde tütün kullanımı hemen hemen yok gibidir. İlkel kullanım şekillerinden zaten vazgeçilmiştir. Çok az miktarda, özellikle Ortadoğu ülkelerinde ve Kuzey Afrika’da tüketilmektedir. Pipo şeklinde içilmesi nispeten daha fazladır, ancak bu da çok önemsizdir. Sigaradan sonra ikinci büyük kullanımı puro şeklindedir. Tütünün en önemli kullanma şekli sigara olup, bu alanda önemli bir sanayi doğmuştur.
     Tütünde keyif verici kullanma dışındaki, diğer yan ürün şeklinde kullanma oldukça önemsizdir. Tütün üreticisine de fazla bir gelir sağlamamaktadır. Tütünde yan ürün olarak selüloz üretimi için sapları ve tohumu kullanılmaktadır. Bu kullanım şekillerinin miktar ve değer olarak ekonomik önemi yoktur. Yapraklarından nikotin, saplarından selüloz, tohumlarından yağ, pektin ve çiçeklerinden esans, küllerinden potasyum karbonat gibi maddeler elde edilmekte olup, kullanış yerleri gittikçe artmaktadır.
     Ayinlere mistik hava katmak ile tarihi yolculuğuna başlayan tütün kâh ilaç olmuş şifa için kullanılmış, kâh buruna çekilmiş enfiye olmuş, kâh ağızda çiğnenmiş, kâh pipo olmuş içilmiş, kâh puro olmuş, çeşitli kullanma usulleri ile tarihi yolculuğunu sürdüren tütün gün gelmiş tüm bu şekilleri unutulmuş ve şu anda sigara olarak dudaklarda, yarın ise ne olur bilinmez! Ancak gelecek için şuhu söylemek mümkündür; keyif verici ve alışkanlık yapıcı özelliği ile insanlar üzerinde etkisini uzun süre devam ettirecektir. Sağlığa zararlı kampanyaları, aleyhindeki propagandalar ve içilmesinin yasaklanmasına rağmen ekonomideki yerini koruyacaktır.
     Maalesef tütünün yaygınlaşması bütün yasaklamalara rağmen engellenememiş, keyif verici olduğu sanılan bu sahte zevkin önüne geçilememiştir. İnsanlar ölmek pahasına bu maddeyi kullanmışlar ve kullanmaya da devam etmektedirler.
     Görülüyor ki tütün dinsel bir amaç için kullanılmaya başlanmıştır. Zaten başka bir mantıklı yanı da yoktur; yanan bir maddenin dumanını insanın rahatsız olmasına karşın içine çekmesinin. Mistik olduğunu sandıkları durum baş dönmesi ve mide bulantısıydı herhalde. Daha sonraları da bu maddeye alıştılar ve mistisizmi bir kenara bırakıp tütün içmeye başladılar ve farklı kâşifler de bu maddeyi Avrupa’ya getirerek tüm insanlığı aldatan bu sahte zevkin hükümdarlığını kurdular.
     Hükümdarlık günümüzde o kadar çok güçlendi ki, sigara dünyada büyük bir ekonomik pazara sahip oldu. Çünkü insanlar bağımlılar ve adeta sigaranın esiri durumundalar ve birçok esir de sigarayı sevdiğini zannediyor!
     Sigara alışkanlığının tarihte nasıl başladığını, bu alışkanlığın hangi şekillerle değiştiğini bir önceki yazımızda da sizlere sunmuştuk. Sadece benim kabullenemediğim bir husus var: Bütün yasaklamalara rağmen tütünün ekonomideki yerinin korunacağı, sanki gurur duyarmışçasına ekonomideki yerinin korunacağı savunuluyor ve gelecekte nasıl şekilleneceğine umutla bakılıyor. Bence, gelecekte tütün, adını insanların bilmediği, sadece tıpta ve sanayide yararlandığı ve günlük hayatta kullanmadığı bir madde olmalı. Çünkü insanlık da her canlı türü gibi soyunu devam ettirmek, hem de en iyi şekilde devam ettirmek zorunda olduğundan, yaşam sürecini büyük ölçüde etkileyen bu maddeden günü geldiğinde tamamen uzaklaşmalıdır…

Yazar hakkında

Yorum Ekle