O Adamı Seviyorum Ama… (11)

O

* Ayakları yatağın ucundan dışarıda kalacak biçimde uyumalı. Yorganı, battaniyeyi itekler durur. Hiçbir zaman yatığın içinde sıcacık olamam!
* Uyurken gözlerini açar, oturur ve konuşur. Yataktan kalkar, odanın içinde dolaşmaya başlar. Uyurken uzun uzun sohbetlerimiz olur. En küçük çocuğumuzu doğurmak için hastaneye giderken direksiyonda uyuduğunu yolun yarısında fark ettim.
* İşten eve gelir ve kulağıma ‘Hadi, seksi bir şeyler giy de gel’ diye fısıldar. O sırada üç çocuğumuza bağırıyor, yapış yapış parmaklarını yıkıyor, yere dökülen meyve suyunu siliyor ya da köfte yoğuruyorumdur. O bunları fark etmez. Seksi bir şeyler giyecekmişim!
* Dar külotlar giyer. Sözüm ona bu beni tahrik edecek. Oysa üstten sarkan göbeği ya da arkadan kıllı popoyu görmezden gelmek imkânsız!
* Israrla ‘boxer’ külot giyer. Bol. Beyaz. Ona seksi bikini külotlar, renkli, ipekli külotlar alırım. O illa da beyaz donlar giyecek. Babamın daha zayıf bacaklısı. Bir bakıma şirin ama kesinlikle tahrik edici değil!
* Sevişmek istediği zaman çaktırmadan yatak odasının kapısını kilitler ve ‘r’ lerini kaydırmaya başlar. Başka hiçbir zaman ‘r’ lerini kaydırmaz!
* Vücudumuzla ilgili konuşamayız. Fiziğimizle ilgili hiçbir şey konuşamayız. Ne gaz ağrıları, ne orgazm, ne kramplar ne de ter. Hiçbir şey. Seks, vücutlar. Yaşamın kaynaklandığı o vıcık vıcık konular ‘bir insanın’ konuşmaması gereken şeyler. Dolayısıyla bir sürü şey konuşulmadan geçiliyor.
* Yatak odasının kapısını kilitlemez. Spontane olması gerekiyor. Bir Pazar sabahı o spontane olmakla meşgulken kıkırdamalar duydum. Dört ve üç yaşlarındaki çocuklarımız yatağın altında saklanmışlar, biz uyanınca sürpriz yapmak için bekliyorlar. O kadar çok zıplama da neyin nesiydi diye bilmek istediler tabii!
* Sabahtan yataktan fırlayarak kalkar, sanki bir sohbetin ortasından devam ediyormuş gibi konuşmaya başlar. Bir önceki geceden ya da bir önceki haftadan bıraktığı yerden devam edebilir. Benim hâlâ uyuyor olabileceğim hiç aklına gelmez. O uyanmış, gün başlamıştır.
* Sevişmeden önce ‘tuvalet işleri’ni bitirmesi gerekir. Hep aynı törendir. Hiçbir gece değişmez. Yirmi beş dakika sürer. Ben de orada öylece beklerim, romantik duygularımı yirmi beş dakika içinde yitirmemeye çalışarak. Dişlerini fırçalamasını, ağzını çalkalamasını, boğazını temizlemesini dinlerim. Sonunda odaya girdiğinde çoğunlukla havamda değilimdir artık.
* Ne yapıyor olursak olalım telefonları muhakkak yanıtlar. Asla telesekretere bırakmaz. Sevişiyor olsak bile! Sevişmemizin tam ortasında, örneğin annesiyle ya da golf arkadaşlarıyla sohbet edebilir.
* Kocam için seks manevi bir karşılama. Derin. O seksi, ruhun ve bedenin kirlenmesi olarak görüyor. Seksten sonra kendini bu kirlenmeden arıtır. Bodruma iner, tütsü yakar, vücuduna yağlar sürer, meditasyon yapar, hu çeker. Ben olmasaymışım rahip olacakmış!
* Seks hayatımız spor karşılaşmalarına bağlıdır. En iyi sevişmelerimiz, o arkadaşlarıyla maç izledikten sonra olmuştur. Bütün gün bira içtikten ve bağırıp çağırdıktan sonra. Tuttuğu takım kazanmışsa seks harikadır. Kaybetmişse unutun gitsin!
* Aynanın önünde durur, ‘seksi görünümüm’ dediği görüntüsünü izler.
* Ağırlık kaldırır. Sonra aynanın önünde pozlar verir. Kaslı erkek yarışmacıları gibi. Kendi için, ‘seksen beş kiloluk mavi bükülmüş çelik’ diyor!
* Evlilik yıldönümü yemeğimizi indirim kuponlarıyla ödedi. 

   (devam edecek)

Yazar hakkında

Yorum Ekle