Karışık Fıkralar-2

K

Yanlışlık
     Üç sarhoş tren istasyonuna gelmişlerdi. Üçü de sallanıyordu.
     Tren kalkmak üzereydi. Onlar toparlanıncaya kadar kalktı. İstasyon memuru ikisini zor bindirebildi. Geri kalan üçüncüsüne dönerek;
     “Talihin yokmuş,” dedi. “Artık bundan sonraki trenle gidersin.”
     Üçüncü sarhoş kendini toparlayarak:
     “Kimin talihinden bahsediyorsun? Trene bindirdiğin iki arkadaşım beni uğurlamaya gelmişlerdi!” dedi.
Altı Üstünden Daha İyidir
     Bir toplantıda ahlâkın bozulduğundan söz ediliyormuş. Orada bulunanlardan birisi, “Böyle giderse dünya alt üst olacak!” diye hayıflanmış. Bunu duyan bir Bektaşi;
     “Ne dertleniyorsun yahu?” diye atılmış. “Belki altı, üstünden daha iyi çıkar!”
Minare
     Nasreddin Hoca, daha Hoca olmadan, hatta Molla olmadan, minicik Nasreddin iken, babasıyla birlikte şehre geldiğinde minareyi görünce;
     “Hey Allah’ım,” demiş. “Şu şehirlilerin işine bak! Kuyuyu ters çevirmişler!”
Hangi Yıl
     Temel çok para kazanmış. Ailece lüks bir lokantaya gitmişler. En pahalı şarabı seçip ısmarlamış.
     Garson;
     “Hangi yıl tercih ederdiniz?” diye sormuş.
     Temel’in yanıtı;
     “Pi mahzuru yoksa hemen isteyrum!” olmuş.
Perhiz
     Şişman kadınların merhametli olduklarını işitmişti. Karşıdan yuvarlana yuvarlana, güçlükle nefes alan bir kadının geldiğini görünce yaklaşan dilenci, bütün ustalığını kullanarak kendisine acındıracak en uygun pozları verdi ve;
     “Bayan!” dedi. “Saygıdeğer bayan! Bana acıyınız. İnanın ki üç gündür yemek yemedim.”
     Şişman kadın;
     “Aman ne iyi!” dedi. “Ne talihli adamsın. Keşke ben de senin gibi yapabilseydim.”
     Ve yürüyüp gitti…
Eşekliğinden
     Bir gün, bizim Bektaşi’yi zorla camiye götürmüşler. İmam da o günkü vaazında alkolün kötülüklerinden bahsediyormuş. Bir ara cemaate dönüp şöyle buyurmuş:
     “Efendiler, eşeğin önüne bir kova su koyun, bir kova da rakı… Hangisini içer?”
     Cemaat hep bir ağızdan;
     “Suyu Hoca Efendi, suyu…” diye bağırmış.
     İmam efendi kendini tutamayıp daha da ileri gitmiş:
     “Neden peki efendiler? Neden rakıyı değil de suyu içer?” diye sormuş.
     Cemaatten hiç ses çıkmadığını görünce İmam da sinirlenmeye başlamış. Bu arada bizim Bektaşi’de de dayanacak güç kalmamış ve İmamın sorusunu şöyle yanıtlayıvermiş:
     “Eşekliğinden İmam Efendi, eşekliğinden…”
Yalancı Şahidin Eşeği
     Hoca her zaman Kadı olacak değil ya, bu sefer de Kadı’nın arkadaşı olmuş. Bir gün ziyaretine gittiğinde, Kadı bir yalancı şahidin davasına bakıyormuş. Yalancı şahide, eşeğe ters bindirilip şehir içinde dolaştırılma cezası verilmiş. Ceza verilmiş ama o sırada eşek bulunamamış. Çaresiz Hoca’dan rica etmişler. O gün akşama kadar Hoca eşeğini beklemiş.
     Bir hafta sonra Hoca bir şey danışmak için Kadı’ya vardığında ne görsün; aynı yalancı şahit için yine eşek aranıyor. Hoca anlamış ki, kendinden yine eşek istenecek. Dayanamayıp gedikli yalancıya dönerek;
     “Bana bak hemşerim,” demiş. “Ya yalancı şahitliği bırak, ya kendine bir eşek al!”
Akşamkiler Penguen miydi?
     Temel ve Dursun yaz tatillerinde Antarktika’ya gitmeye karar vermişler. Uzun bir yolculuktan sonra buzlar diyarına varmışlar. Bir rehber bulamadıklarından kendileri gezmişler uzun buz ovalarını. Ertesi sabah bir adamla anlaşarak kıtanın en güzel yerlerini rehber eşliğinde gezip merak ettiklerini sormaya başlamışlar.
     Bir ara Temel rehbere seslenerek;
     “Pardon, burada hiç beyaz kadın var midur?” diye sormuş.
     Rehber;
     “Tabiî ki var! Buradaki kadınların yüzde doksanı beyazdır,” diye yanıtlamış.
     “Peçi, siyah kadın var midur?”
     “Eh… Birkaç tane var bu civarda.”
     “Peçi, siyah beyaz kadın var midur?”
     Rehber son derece şaşkın bir tavırla;
     “Tabiî ki hayır!” diye yanıtlamış. “Ben hiçbir yerde rastlamadım böyle kadına!”
     Rehberin verdiği cevaptan hiç de hoşnut kalmayan Temel, Dursun’a dönerek şöyle demiş:
     “Ula Dursun, yoksa dün akşamkiler penguen miydi?”
Ağustos böceği ile karınca
     Arkadaşını evine çağırmıştı. Yemekten sonra oturma odasına geçtiler. Bir koltuk göstererek;
     “Bu koltuk bana 50 bin liraya mal oldu,” dedi.
     Arkadaşı inanmadı:
     “Şaka yapıyorsun! 50 bin liraya koltuk olur mu?”
     Beriki gülerek cevap verdi:
     Geçen yıl senin gibi iş peşinde koşacak yerde bu koltuğa yaslanıp keyfime baktım. Kaybettiğim para aşağı yukarı 50 bin lira.”

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz