Hakan Akdoğan (Kardan Adamlar Ölür)

H

sanki kanatlanıp en beklenmedik rüzgârlara karşı dalga dalga uçuyorum
uçuyorum kuş olmuş bir insan gibi mutlu
mutlu içimdeki karabasanları öldürmek adına çığlıklar atıyorum göklerde
göklerde anlamsız tedirginlikler yok zaten
zaten olmamalı bunca yüksekte ama acı mutluluğun kardeşi
kardeşi değil acı mutluluğun içinde gizli hatta
hatta acı mutluluğun ta kendisi
birden acı saplanıveriyor gövdeme mutluluğun yerine sıyırıp geçmiyor
geçmiyor ki kanadımı yavaş yavaş şekiller çizerek düşeyim
düşeyim ölmeye hazırlanan bir kuş gibi hayır en orta yerimden vuruyor birden
birden inivereyim diye
düşüyorum
öylece suskun duruyorum toprağın üzerinde çamur içinde
çamur içinde uçma yasağı yükselmek yok artık ayağıma tel bağlıyor avcı
avcı omzuna asıyor kan beynime sıçrıyor ölüyorum sanki
sanki ölüyorum
avcı acı
acı avcı demek
ölüyorum sen başka adam kollarında umursamazken dünyayı
dünyanın içinde ben de varım
ben de varım sözlerimi anlamazdan gelip başka adam sıcaklığı duyarken içinde
içinde bir şeyler burkulsa yüzün bir an buruşsa ben gelmişimdir aklına zaten
zaten sıyırıp atıverirsin o maskeyi bilirsin
bilirsin o maske bir anlıktı üzerinden geçti
geçti unutturdu adam sana dudaklarından ıslak bir öpücük gibi çekti aldı beni
beni ve benimle ilgili her şeyi
ölüyorum yokum
yokum artık seviş onunla sayma beni ki ben demeye hakkım yok biliyorum
biliyorum ben yokum senin acımasız dünyanda susuyorum
sus(a)mak hayatımın en önemli parçası ve susmak derimin yüzülmesi gözlerimin kanaması
düşlerimi düşündüklerimi isteklerimi hissettiklerimi söyleyememek
söyleyememek en küçük bebeği en büyük mezara gömmek demek öldürmeden hem de
hem de diri diri insan değilsin sen
sen insansın hem de en güzeli
söz veriyorum bu odadan dışarı çıkmaz kâğıtlar
kâğıtlar saklar sırları
sırları bir bana fısıldar kalemim bir de kâğıtlara sessizce
sessizce eğilip de kulağına ilk seni seviyorumu fısıldadığım gibi
ihanet etmez onlar onca zahmet vererek büyüttüğün saksıdaki çiçekler gibi
sen gider gitmez yeni yapraklar yeni çiçekler fışkırdı gidişini kutlarcasına
kutlarcasına büyüdüler oysa senin sesin yerine benim sesim vardı üzerlerinde
üzerlerinde benim kokum vardı benim tenim
tenim sevdi onları her sabah sesim okşadı kadife çiçeklerini ama onlar coştukça
coştukça renkleri kuşlar ölüp bahçeme düşmeye başladılar soğuktan
soğuktan ben de hasta olup yatağa düştüm zavallı kuşlar
zavallı kuşlar göçemediler soğuktan
soğuktan yağmur yağamaz oldu hep kar vardı hep kardan adam yaptı çocuklar günlerce
günlerce ben onları seyrettim kıpırdamadan
kıpırdamadan kardan adam oldum
kardan adam oldum burnu havuç gözleri kömür
gel artık havalar ısınınca kardan adamlar ölür
ki gelmezsin biliyorum
biliyorum sen avcısındır kendimden geçip gökyüzünü seyrettiğim kıyıda kimi zaman
kimi zaman en azılı orospusundur ya da masum bir çocuk nedense
ve nedense hepsinin ortak özelliği benim olmayışın yani sen avcı ben acı
acı yani sen yakan güneş ben kardan adam burnu havuç gözleri kömür
gel artık havalar ısınınca kardan adamlar ölür. 

(Nü Peride adlı romanının finali)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz