Keloğlan İle Balık
Keloğlan İle Balık

Keloğlan İle Balık

     Bir varmış, bir yokmuş…
     Günlerden bir gün Keloğlan odun kesmek için ormanın yolunu tutar. Giderken “İmdat, beni kurtarın!” diye bir ses duyar. Sağına bakar soluna bakar kimseyi göremez. Aynı sesi tekrar duyar. Bakınırken bir de ne görsün! Toprağın üstünde bir balık; “İmdaat beni kurtarın!” diye bağırıyor. Meğerse balığı sudan çıkarmışlar. Kendini suya atacak birisi duysun diye bağırıyormuş, Keloğlan balığı suya atar.
     Balık;
– Keloğlan benim hayatımı kurtardın. Sana minnet borçluyum. Sana hediye vermek istiyorum. Dağdan dönüşte bana uğra sana bir şey söyleyeceğim, “der.
     Keloğlan dağdan döner. Suyun yanına gelir. Balık suyun kenarındadır. Balığa:
– Dönüşte bana uğra demiştin. Geldim, söyle ne diyeceksin?
– Şu dağı görüyor musun?
– Evet, görüyorum?
– O dağın arkasında bir torba var. Falan yerde, git onu al, ihtiyacın olunca; Açıl susam açıl! dersin açılır. İhtiyacını karşılarsın. İhtiyacını karşılayınca: Kapan susam kapan! dersin kapanır. Fakat bu sırrı kimseye söyleme, yoksa çaldırırsın, der.
     Keloğlan dağın arkasındaki torbayı alır. Eve getirir. Eve gelince anasına;
– Ana, ana! Bana bir balık bunu verdi, der. Anası:
– Kel oğlum, keleş oğlum! bir balıktan ne beklenir? Nedir onun içindeki, diye merak eder.
     Keloğlan:
– Açıl susam açıl dersin açılır. Her istediğini verir. Kapan susam kapan deyince kapanır, der. Keloğlan anasının yanında bunları söyler ve kocaman bir sofra açılır. Görmediklerini ve yemediklerini yerler. Karınlarını iyice doyururlar.
     Keloğlan anasına:
– Ana ben bunu komşulara göstereceğim, der.
     Anası:
– Kel oğlum, bundan kimsenin haberi olmasın. Sır saklamasını bilmelisin. Yoksa çalarlar, der.
     Keloğlan anasını dinlemez, gider komşuları çağırır, olanları anlatır. Torbayı gösterir, açıl susam açıl der, her istedikleri gelir. Komşularla birlikte yerler içerler.
     Kötü komşulardan birisi Keloğlan’ı kıskanır ve torbanın aynısını yapar, Keloğlanın sihirli torbası ile yer değiştirir.
     Ertesi gün Keloğlan karnı acıkınca torbaya;
– Açıl susam açıl! Der, ama torba açılmaz. İki kere daha der, yine açılmaz. Keloğlan tekrar ormanın yolunu tutar. Suyun kenarına gelir. Balığa der ki:
– Balık, balık! Senin verdiğin torba birinci gün çalıştı. İkinci gün çalışmadı, der.
     Balık; “Keloğlan sana bir torba daha var aynı yerde, git onu al. Ama kimseye gösterme, sırrını söyleme, der.
     Keloğlan gider aynı yerden ikinci torbayı da alır eve getirir. Anasına:
– Ana ana! Balık bana bir torba daha verdi, der.
     Keloğlan ikinci torbayı da açar bakar ki bir de ne görsün? Sihirli bir değirmen. Çevirdikçe para çıkarıyor. Anası:
– Kel oğlum, bunu bari kimseye gösterme, çalarlar yine parasız kalırız, der.
     Keloğlan balığın da, anasının da sözünü dinlemez yine komşuları çağırır. Sihirli değirmenin hünerlerini gösterir. Kötü komşu kötü bir değirmen yaparak, sihirli değirmeni ile yer değiştirir. Ertesi gün Keloğlan değirmeni çevirir çevirir para çıkmaz. Yine ormanın yolunu tutar. Balığa:
– Balık, balık ! Senin verdiğin değirmen birinci gün iyiydi, ikinci gün bozuldu, der.
     Balık bu sefer kızar:
– Bak Keloğlan, bu son şansın. Yine aynı yerde bir torba daha var. Git onu al. Dediklerimi yap, sözümü dinle, der.
     Keloğlan eve gelir anasına:
– Ana ana! Bak bana balık bir şans daha tanıdı, der. Keloğlan üçüncü torbayı da açar ve içine bakarlar ki bir tokmak. Bu tokmak, vur tokmağım vur! deyince çalışır. Dur tokmağım dur deyince durur. Balık bu tokmağı hırsızları cezalandırmak için vermişti. Keloğlan tokmağı anlatmak için komşularına gösterir. Vur tokmağım vur deyince tokmak kötü komşunun başına vurmaya başlar. Onu eşek sudan gelinceye kadar döver. Keloğlan:
– Demek bütün sihirli torbalarımı sen çaldın? der.
     Kötü komşu: “Hayır ben çalmadım,” dedikçe tokmak vurur.
     Sonunda; “Evet ben çaldım, toprağın altına gömdüm,” der.
     Gider bakarlar ki sofra çürümüş, değirmen paslanmış.
     Bu sırada tokmak Keloğlan’ın başına da vurmaya başlar. Keloğlan acısından tokmağı nasıl durduracağını unutur ve eşek sudan gelinceye kadar dayak yer. Sır tutmamanın ve anasının, büyüklerin sözünü dinlemememin cezasını çeker.
     Evet, siz de büyük sözü dinlemez ve gerekli yerde sır tutmazsanız başarılı olamazsınız, hep kaybedersiniz!

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir