O Adamı Seviyorum Ama… (14)
O Adamı Seviyorum Ama… (14)

O Adamı Seviyorum Ama… (14)

EĞLENCELER
     Kadınların eğlenceyle ilgili en büyük şikâyetleri, evliliklerinde yeterince olmadığı.
     Bazı kadınlar, kocalarının eğlence anlayışının, ellerinde birayla divana uzanmak olmasından mustariptirler. Başkaları, kocalarının eğlencelerinin ve tek başınalık ya da erkek arkadaş gerektirdiği için şikâyet ederler.
     Bir kısım kadınlar, kuş seyrine, şarap tatmaya, kumara, golfa, balık tutmaya giderken kocalarına eşlik ederek uyum sağlamaya çalışıyor.
     Diğerleri ise kendi başlarına eğleniyorlar. “Yıllar boyunca çok şeyler paylaştık” diyor bir kadın. “İyi zamanları, kötü zamanları. Aşk, şefkat, hayaller, çocuklar, yemekler. Bütün dünya nimetlerini. Ama hokey tamamen onundur. Hokey sezonunda ben alışverişteyim.”
O ADAMI SEVİYORUM AMA…
* Her hafta başkalarıyla bir program yapmamışsak, “Nereye gitmek istersin?” diye sorar. Bir yer söylediğimde “Hayır, ben oraya gitmek istemem” ya da “Yine mi?” der.
* Sürekli flört eder. Garson kızlar, arkadaşlarının eşleri, kız kardeşim, annem. Etrafta başka kadın yoksa benle bile!
* Eski bir kız arkadaşı bir iki göğüs kılının görünmesinin seksi olduğunu söylediği için gömleklerinin üstten ikinci düğmesini asla iliklemez.
* Garsonla konuşmama izin vermez. İçkimi, yemeğimi kendi ısmarlar. Bunun kibarlık olduğunu söyler; ben eski kafalılık diyorum. Pizzacıdaki garson bana ne istediğimiz sorunca kocamın atlayıp cevap vermesi utandırıyor beni.
* Yanında daima fotoğraf makinesini taşır. Arkasında gizlenecek ama yine de her şeyi görebilecek bir şeydir o. Ve bir iş. Öylemesine bir iş de değil. İşin başındadır, o bir yönetmendir.
* Daima telefondadır. Yemeğe çıktığımızda cep telefonu on kere çalar. Ben karidesimle oynarken o da müşterileri ya da personeliyle sohbet eder. Plajda, yazları göle kulağında telefonuyla girer.
* Restoranlarda mutfağa bakan bir masada asla oturmaz.
* Arkadaşlarıyla birlikte olduğu zamanlar hariç genellikle nerede olduğunu, ne zaman geleceğini bildirir. Onlarla birlikteyken kılıbık denilmesinden korkarak aramaz.
* Her yıldönümünde aynı hediyeyi alırım. Noel’de yeni bir gecelik, Diğer zamanlarda külot. Evet, ipek… Ama kaç tane giyebilirim?
* Bir şeyi sevdiğimi bildi mi her defasında onu verir. Ya beyaz şaraptır ya da içinde çilek olan bir şey.
* Yıldönümümüz için bir elektrikli süpürge verdi. Doğum günüm için bir fırın. Noel’de bir şemsiye aldım. Başka bir Noel’de tava. Anneler Günü’nde bir cep telefonu aldı. Çok pratik bir adamdır.
* Bana alacağı hediyeleri sekreterine ya da kız kardeşime aldırır. Önceki gün kız kardeşim aradı: “Phil senin için bir hediye almamı istedi. Hadi gidelim. Ne kadar harcayalım dersin?”
* Daima bir ‘kestirmesi’ vardır. Trafik ışıklarından ya da olası trafikten kaçmak için yolunu kilometrelerce uzatır. O direksiyonda iken yirmi dakikalık bir yol kolaylıkla bir saat sürebilir.
* O asla kaybolmaz. Daima benim kabahatimdir. Haritayı yanlış okumuşumdur. Tarifi yanlış almışımdır. Ya da dönmesi gereken noktada onu meşgul etmişimdir.
*Asla yol sormaz. Ne kadar kaybolursak kaybolalım. Gideceğimiz yere geç kalmak pahasına.
* Bir hafta sonu gezisine bile iç çamaşırı getirmeyi unutur ama bir bavul iş getirir.
* Nereye gidersek gidelim bulunabilecek en kötü hatıra eşyayı bulur. Sandık odamız Hindistan cevizinden heykellerle, Hindistan cevizi kabuğundan kutularla, ıstakoz kıskacı tuzluk ve biberlikle, siyah kadife kumaşın üstüne işlenmiş boğa güreşçisi resmiyle, deniz kabuklarından yapılmış tuvalet kâğıdı kutusuyla doludur. Ah, bir de aynı zamanda kül tablası vazifesini de gören, sigara püfleyen doldurulmuş bir timsah. Kurbağa suratlı bir yelpaze. Karanlıkta parıldayan Hürriyet Abidesi.
* Postayla gelen bir sürü ilan ve broşürü okur, pardon detaylı inceler.
* Çizgi film izler. Özellikle bütün Cumartesi öğleden sonraları.
* Babaları televizyona yapışan çocukları televizyondan uzaklaştırmak zor oluyor!
* Polis Akademisi dizisine bayılıyor. Yüksek sesle gülüyor. Kahkahalarla katılıyor.
* Ne olursa izler. Yeter ki ekranda bir hareket olsun.
* Her şeyi aşırı derecede analiz eder. Onunla sinemaya gidersem, filmden sonra asla film hakkında ne düşündüğünü sormam. Hiçbir zaman yalnızca sever ya da sevmez durumu olmaz. Beni sorduğuma pişman edene kadar her sahneyi, her karakteri ayrı ayrı inceler. Hatta gittiğime bile pişman olurum.
*Göbeğinde bir kitap, battaniyenin altında divanda uzanır. Horlamasından canlı olduğunu anlarım.

   (devam edecek)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir