Balıkçıl

B

Bacaklar, gaga, boyun
Hepsi uzun mu uzun,
Balıkçıl geziniyormuş bir gün,
Dere boyunca.
Pırıl pırılmış sular,
En güzel günlerindeki gibi dünyanın.
Bayan sazan oynaşıp duruyormuş
Ahbabı turna balığıyla.
Balıkçıl burun kırmış
Avın bu kadar kolayına.
Kıyıya kadar geliyormuş balıklar:
Bir gaga atsa tamam.
— Ama, demiş, biraz bekleyeyim de iştahım gelsin iyice.
Rejim yapıyormuş o günlerde,
Belli saatlerde yemek yiyormuş.
Biraz sonra iştahı gelmiş kıvamına;
Yaklaşmış kıyıya,
Bakmış bir sürü sazan, ama yeşil;
— Dünyada yemem, demiş balıkçıl; daha iyilerini beklemiş.
Horatius’un şehirli faresi gibi
Bir şeyleri beğenmezmiş bu hasbam da:
— Yakışır mı koca balıkçıla, demiş,
Yeşil sazan yemek bu güzel günde?
Fakir fukara yesin bunları,
Ben o kadar düşmedim henüz.
Sen misin yeşil sazanı beğenmeyen,
Kaya balıkları kalmış ortada yalnız.
— Kaya balığı ha? Bana, balıkçıla? Tanrılar yazdıysa bozsun:
Gagamı açmaya değmez bunlara.
Daha beteri için açmış ama gagayı.
Ne olmuşsa olmuş, tek bir balık kalmamış ortada.
Karnı zil çalmaya başlayınca da,
Bir salyangoza fit olmuş balıkçıl, hem de nasıl!
Her şeyi zor beğenmeyelim o kadar:
Aklı olan bulduğuyla yetinmesini bilir.
Çok kazanç isteyen azından da olabilir.
Burun kırmaktan sakınmalı insan,
Hele az çok kendi harcını bulduğu zaman.
Tümen tümendir bu yüzden faka basanlar.
Balıkçıllara değil, ey insanoğulları,
Sizlere söylüyorum bunları.
Bir de şu masalımı dinlerseniz,
Bu dersleri sizden aldığımı görürsünüz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi