Herkül-3 (Medusa)

H

     Aslında genç kadını korumaya fazla bir gerek yoktu veya tam tersine tehlike içinde olan Danae değil Perseus’du. O güne kadar, sandıktan çıkan ana oğula dikkat etmez görünen Kral Polydectes, zamanla Danae ile ilgilenmeye başlamış ve daha sonra onunla evlenmeye karar vermişti. Danae hâlâ güzel bir kadın sayılırdı. Vaktinde, Tanrı Zeus’u bile etkilemiş güzelliği, aradan geçen uzun yıllara rağmen kaybolmamıştı. Danae, bu zalim ve merhametsiz kralın evlenme önerisini, bir bakıma oğlunun geleceğini düşünerek kabul etmek zorunda kaldı. Yaşadıkları bu yabancı ülkede, kralın karısı olarak genç Perseus’un güvenliğini sağlayabilirdi. Fakat Polydectes’in düşüncesi başkaydı. Evliliğine tek engel olarak Perseus’u görüyordu. Annesi ile evlenmeden önce, genci ülkesinden uzaklaştırmak için bazı planlar hazırlamaya başlamıştı bile.
     Adalardan birinde, bütün ülkeye korku ve dehşet saçan Gorgon’lar adı verilen canavarların yaşadığı biliniyordu. Bu güne kadar, canavarları ortadan kaldırmak için yola çıkan kahraman savaşçıların hiç biri geri dönmemişti. Hepsinin de Gorgon’lara yem oldukları şüphesizdi. Tasarladığı plan gereğince, Kral Polydectes, genç Perseus’a bu canavarlardan söz açmış ve bunlardan birinin kesik başının kendisine getirilmesini çok arzuladığını açık açık söylemişti. Kral, eğer Perseus bu isteğini yerine getirmek için Gorgon’ların peşine düşerse, diğer savaşçılar gibi bir daha geri dönmeyeceğini ve böylece Danae ile kendi arasında engel olarak gördüğü bu gençten kolayca kurtulmuş olacağını düşünmüştü.
     Bu tasarısını gerçekleştirmek için, zalim yaradılışlı Polydectes, güzel Danae ile evlenme isteğini ve bu nedenle sarayında bir şölen düzenlediğini bildirdi. Töreler gereğince, bütün davetliler, değerli armağanlarıyla birlikte geldiler şölene. Danae ve krala sunulan bu çok değerli armağanların arasında Perseus’un verebileceği bir şey yoktu. Genç Perseus, ülkenin zengin prens ve kralları ile boy ölçüşemezdi. Hırslı ve gururlu genç, diğer konukların önünde küçük düşürüldüğünü zannederek, düğün armağanı olarak Gorgon’ların en korkuncu olan Medusa’nın kesik başını getireceğini söyledi. Bu güne kadar hiç kimsenin yapamadığını başaracaktı. Tek başına gidip Medusa’yı bulacak ve kesik başı ile geri dönecekti. Bundan daha değerli bir armağan olabilir miydi Kral Polydectes’e? Zaten kralın beklediği fırsat da buydu aslında. Hazırladığı tuzağa, Perseus kendi ayağı ile yakalanmıştı. Artık bütün konukların önünde verdiği sözden de geri dönemezdi.
     Bir zamanlar Libya yakınlarında Gorgon’lar diye bilinen üç kız kardeş yaşardı. Bunlar Tanrıça Ceto’nun (6) ölümsüz kızlarıydılar. İçlerinden, en çok adı duyulan, sevimliliği ve özellikle saçlarının güzelliği ile ün salmış olan Medusa idi. Tanrı Poseidon’un da sevgilisi olan bu kız, her fırsatta saçları ve güzelliği ile övünür, hatta daha da ileri giderek kendini Tanrıça Athena ile kıyaslardı. Sevgilisi ile devamlı olarak tanrıçaya ait tapınaklardan birinde buluşması ve güzellik üzerinde kendisi ile yarışması, Athena’yı Medusa’ya düşman etmişti.
     Nihayet günlerden bir gün, fırsatı ele geçiren Tanrıça Athena (7) Medusa’nın ölümsüzlüğünü kaldırarak, onu hem sıradan bir insan haline soktu, hem de yüzüne bakılamayacak derecede çirkinleştirdi. Medusa’nın, bir zamanlar güzelliği ile övündüğü saçları şimdi yılan şeklini almıştı. Başının her tarafından küçük küçük yılanlar sarkıyordu artık. Tanrıça Athena bu kadarla da kalmayıp, Gorgon’ların hepsinin yüzünü, bakılamayacak kadar çirkin şekle sokmuş, omuzlarına da birer ejder kanadı takmıştı. Medusa’nın yüzünü gören, korkudan o anda taş kesiliyordu. Tunç pençeleri, ejder kanatları, yılanlı başı ve çirkin yüzü ile korku ve dehşet simgesi olmuştu sanki. Bir zamanlar, dilden dile dolaşan güzellerin yerine, şimdi korku salan canavarlar olup çıkmışlardı bu üç kız kardeş. Gorgon’lar “Korkunç Kızlar Adası” denilen adada tek başlarına bir mağarada yaşıyorlardı. Mağaranın etrafı, taşlaşmış insan ve hayvan heykelleri ile doluydu. Bunlar, aslında heykel olmayıp, Medusa’nın korkunç yüzünü görme talihsizliğine uğrayarak taş kesilmiş zavallılardı.
     Gururu yaralı Perseus, aptalca diyebileceğimiz kahramanlık gösterisinden sonra, derhal yol hazırlıklarına başladı. Hiç kimse Gorgon’ların yaşadığı adanın yerini tam olarak bilmiyordu. Kendisine Delphi’deki rahibelere baş vurmasını salık verdiler. Danae ve kendini büyüten Dictys’in karşı koymasına rağmen, Perseus kendini Delphi’ye götürecek gemiye bindi. Tapınaktaki rahibelerin Gorgon’lar için tek dedikleri;
     “Gorgon’ların adasını arıyorsan, Tanrıça Demeter’in altın başaklarını yiyen ülkeden ayrıl. Ekmeklerini buğday yerine, meşe palamudundan yapanların yaşadığı yeri bul. Gorgon’lar oradadır,” oldu.
     Perseus rahibelerin kehanetinden, aradığı ülkenin tam olarak yerini öğrenememişti. Elindeki ipuçlarına göre, hemen meşe ağaçlarının yetiştiği Dodona’ya doğru yola çıktı. Umudu, oradaki konuşan meşelerden Medusa’nın izini bulmaktı. Ancak Perseus’un bu gayreti de boşuna oldu. Dodona’daki meşelerden hiçbir şey öğrenemedi.
     Perseus, Kral Polydectes’in sarayındaki şölende Medusa’nın kesik başını getireceğini söylediği andan beri, her davranışı Olympos’taki tanrılar tarafından dikkatle izleniyordu. Gereksiz kahramanlık gösterisi hepsini üzmüştü. Tanrı Zeus, evvelce olduğu gibi yardımını Perseus’dan eksik etmemeye kararlıydı. Bu arada Medusa’ya olan kini yüzünden Tanrıça Athena da, Perseus’un tarafını tutuyordu. Yıllar önce onu Tanrıça Hera’nın kıskançlığından kurtarmış olan Tanrı Hermes de, Athena’nın yanında yer alıyordu. Böylece Hermes ve Athena, Perseus’un Gorgon’larla savaşında ona yardım etmeye karar verdiler. Acaba yardımları ne şekilde olabilirdi?
     Tanrı Hermes, Gorgon’ların yaşadığı “Korkunç Kızlar Adası”nın yerini biliyordu. İsteseydi, Perseus’u hemen oraya gönderebilirdi. Ancak Medusa gibi bir canavarla baş edebilmesi için her türlü hazırlığın ve Perseus’un teçhizatının tam olması gerekiyordu. Ne de olsa Medusa’nın diğer iki kardeşi ölümsüzdü. Bir ölümlünün, iki ölümsüz ile savaşması çok zor, hatta imkânsızdı. Perseus, Gorgon’lara doğru yola çıkmadan gerekli korunma tedbirlerinin alınması, teçhizatın tamamlanması mutlaka gerekliydi…

Açıklamalar:
(6) Ceto: Gaia’nın Pontos, yani Toprak’ın Deniz ile birleşmesinden doğmuştur.
(7) Athena: Tanrı Zeus’un kızıdır. Hiç evlenmemiş bakiredir. Babası onu kafasında saklamış, zamanı gelince oradan doğmuştur. Zekâ ve akıl tanrıçasıdır.
(8) Demeter: Bereket tanrıçasıdır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz