Kadın Savaşçılar-Amazonların Ülkesi

K

     Tarihin kadın savaşçıları Amazonlar, Anadolu’nun en eski sakinlerindendi. Efsanelere göre bugün Karadeniz’de, Samsun’un Çarşamba ilçesi ile Ordu’nun Ünye ilçesi arasında yer alan Terme Çayı bölgesi, Amazonlar’ın yurduydu. Karadeniz Antik-Çağ’da bir dönem Amazon Denizi olarak adlandırılmaktaydı.
     Savaşçı Amazonlar’a bu adın verilmesinin bir nedeni de, ok ve yay kullanırken daha rahat hareket etmek için bir göğüslerini kesmeleriydi. Adları “memesiz kadınlar” anlamı taşıyordu.
     Tarihçiler Amazonlar’ın varlığını Anadolu’daki Ana Tanrıça’nın varlığına bağlıyorlar. “Türkiye Halkının İlkçağ Tarihi” adlı önemli bir yapıtı hazırlayan Prof.Dr. Bilge Umar, “Amazonlar inancının Hititler çağında Efes’te yürütülen Ana Tanrıça tapkısında görevli, savaş donanımlarıyla törenlere katılan kadınlar nedeniyle ya da bunların anısı veya bunları canlandıran heykelciler vb. nedeniyle doğduğu sonucu çıkmaktadır…” değerlendirmesini yapıyor.
     Kökenleri konusunda çok az bilgi sahibi olduğumuz Amazonlar’ın yerleşim yerleri ve savaşları konusunda ise geçmişten bugüne akıp duran mitolojik ve yazınsal çalışmalar var. Mitoloji konusunda ülkemizin önde gelen adlarından Azra Erhat’a göre, “Anadolu’nun mitolojiye katkıları salt efsane, uydurulmuş masal değildir. Anadolu kaynaklı efsanelerin hemen hepsi olmuş olayları yansıtır, yaşanmış kişileri konu alır. Bu yüzdendir ki, bir gerçek payı ve tarihsel bir nitelik taşırlar. İzlerine destanlarda olduğu denli tarihçilerin ve coğrafyacıların yapıtlarında rastlamamız bunu kanıtlar.
     Amazonlar bu gerçeğin en belirgin örneğidir. Çünkü efsaneler yalnız bir olayı değil tüm bir düzeni dile getirir. Anadolu bin yıllarca anaerkil bir toplum düzeni içinde yaşamış ve bu düzenin simgesi olan Ana Tanrıça’ya değişik adlarla tapınmıştır. Amazonlar işte bu düzenin kalıntılarıdır, babaerkil özellikte ve nitelikte olan Yunan mitolojisini bu kadar etkilemiş olmaları da ondandır…”
     Amazonlar’dan bugüne kalan tarihi arkeolojik yapıların bulunmayışı onları bilimin ilgi alanının dışına itse de, Amazonlar yeryüzünün birçok yerinde adlarından söz ettiriyorlar. Amazonlar insanları o kadar etkilemiş ki, 16.yy.da İspanyol kâşif Francisco de Orellana, kıyısında kadın savaşçılarla karşılaştığını söylediği Latin Amerika’nın can damarı ırmağa Amazon adını verdi.
     Amazonlar ilk çağ anlatıcılarının ve sanatçılarının elinde birer canavara döndürülse de, adını “Ana”dan alan Anadolu’nun eski dönemlerinde anaerkil düzenin temsilcisiydiler. Bu anaerkil düzenin karşısında ise ataerkil bir Yunan kültürü yükseldi. İlk çağ Yunan kültürü Amazonları kendine düşman belledi ve sonuçta ilk çağ efsaneleri buna ilişkin öykülerle dolduruldu.
     Amazonlar kana susamış savaşçılar olarak, öldürdükleri erkeklerin kalplerini çıkarıp yiyen, kafataslarından içki içen yamyamlar, barbarlar olarak yansıtılmaya çalışıldı. Oysa anlatılan efsaneler arasında gizlenmek istenen bir başka gerçek daha var. O da Amazonlar’ın konukseverliği ve bu yüzden Yunan savaşçılar tarafından tuzağa düşürülerek yok edildiği.
     Amazonlar, Savaş Tanrısı Ares’in kızlarıydı. Yunan mitolojisi Ares’i Amazonlar gibi kötü bir tanrı olarak yansıttı. Amazonlar yasak aşkın meyveleriydi. Güzellik ve aşk tanrıçası olan Afrodit’e âşık olan Ares, onun yüreğini kazandı. Ateş Tanrısı Hephaistos’un eşi olan Afrodit, Ares ile geceleri buluşmaya başladı. İki âşık her şeyi gören Helios’a (Güneş) yakalanmamak için odanın önüne Alektron’un bekçi bırakıyor ve geceleri güneş doğana dek birlikte oluyorlardı. Bir gün bekçi uyudu. Güneş her şeyi görüp hemen durumu ateş tanrısına iletti. Ateş tanrısı hazırladığı demir ağdan tuzakla âşıkları yakalayıp öteki tanrıları olayı görmeleri için çağırdı. Tanrılar gülme krizine tutulurken, Ares kızgınlığından, uyuyan bekçiyi horoza dönüştürdü ve o günden sonra insanları güneş doğmadan uyandırmakla cezalandırdı. Afrodit Kıbrıs’a kaçtı. Ares de Trakya’ya yerleşti.
     Ares, kızı olan Amazonlar’ın kraliçesi Hippolyte’ye bir kemer armağan etti. Kral, dillere destan bu büyülü kemeri alıp getirmekle Herakles’i (Herkül) görevlendirdi. Herkül, Çanakkale’den geçip Tekirdağ ile Silivri arasındaki Ereğli’yi (adını taşıyan Herakleia) ele geçirdi. İstanbul Boğazı’ndan geçerek Amazon ülkesine vardı. Amazon kraliçesi onu hoş karşıladı. Ancak kemer için geldiğini duyunca üzüldü. Kemeri vermeyi kabul etti. Ancak Herkül’ün baş düşmanı Hera, Amazon kılığına girerek geldiği bölgede Amazonlar’ı kışkırttı.
     Kraliçelerinin kaçırılacağı korkusuyla savaşmaya başlayan Amazonlar’ı öldürdü. Kraliçe Hippolyte Herkül’ün kollarında can verdi. Herkül kemeri alıp geri döndü.
     Bir başka öyküde de, mitolojik Yunan kahramanı Theseus, Amazonlar ile savaşmak için yola çıktı. Amazonlar kendileri ile savaşmaya gelen Theseus’u hoş karşıladı. Theseus, gemisine çağırdığı Amazonlar’dan güzelliği dillere destan Antiope’yi kaçırarak Yunanistan’a geri döndü. Antiope’yi kurtarmak için Amazonlar sefere çıktı. Atina’yı kuşattı. Geçici bir zafer kazanmalarına karşın Antiope öldürüldü. Amazonlar ülkelerine geri çekilmek zorunda kaldı.
     Bir başka efsanede, kendisini baştan çıkarmak isteyen kraliçenin isteklerini reddeden ve iftiraya uğrayan Bellerophon eline verilen bir mektupla Lykia’ya gönderildi. Eliyle getirdiği mektupta kendisinin ölüm buyruğu vardı. Birkaç gün sarayda konuk edilen Bellerophon getirdiği mektubu krala verdi. Kral konuğunun ölüm buyruğunu görünce onu sarayında öldürtemedi. Bunun yerine onu zor savaşlara göndererek öldürtmeye karar verdi. Ancak ilk gittiği savaşı kazandı. Bu kez Amazonlar’ın üstüne gönderildi. Amazonlar’a karşı galibiyetler aldı.
     Bir diğerinde ise; Ares’in kızı Amazon Kraliçesi Pentheslieia, Küçük Menderes Irmağı’na adını veren Kaystros’un annesiydi. Ordusuyla Anadolu’nun ilk ulusal kahramanı, özgürlük önderi sayılan Hektor’un ölümü ile Yunan kuşatması altında zor günler yaşayan Troya’nın imdadına yetişti. Yunan kuşatmasını geri püskürttü. Hektor’u öldüren Yunan kahramanı Akhilleus’un attığı mızrak Pentheslieia’yı yere yıktı. Can çekişirken yanına gelen Akhilleus başlığını çıkardığı Amazon kraliçesinin güzelliği karşısında donup kaldı. Bu sırada kendisine “Bir ölü kraliçe sana görevini unutturacak mı?” diye seslenen ordusunun maskarası Thersites’i öfkelenerek öldürdü. Troya surları önünde yakılan büyük bir ateşte Amazonlar ölen kraliçelerini ve arkadaşlarını yakıp küllerini gömdü.
     Anadolu’da kabartmalarda ok ve yay dışında iki ağızlı baltaları ile de yer alan Amazonlar’ın önde gelen özelliklerinden biri de çok iyi at binicisi olmalarıydı. Efes, Sinop, Bursa, Çandarlı, Midilli, İzmir, Mudanya, Tarsus başta olmak üzere Anadolu’da birçok kentin de kurucularıydı. Amazonların adı Anadolu ile sınırlı kalmayıp Libya, Trakya, Kafkasya’da da dünden bugüne dillerde dolaşıyor.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz