Belçika’nın Masal Şehri-BRUGGE

B

     İkinci Dünya Savaşı sırasında zarar görmemiş Gotik mimarisiyle, hem tarihi hem nostaljiyi soluyabileceğiniz Brugge; Belçika’nın kuzey-batısında konumlanan ve Kuzey Denizi’ne kıyısı olan bir liman şehridir. Muhteşem kanalları sebebiyle Kuzeyin Venedik’i olarak tanımlanan ve kökleri 10.yy.a dayanan tarihi ile Brugge, “Unesco Kültür Mirası Listesi”nde yer almaktadır. Aynı zamanda Köprüler Şehri sıfatıyla bilinen bu şehir, baş döndüren görkemi sebebiyle “İlk turistik şehir” unvanına da sahiptir.
     Şehre başka bir hava katan kanallar, ticaret yolu olması amacıyla 1128 yılında oluşturulmuştur. 1200’lü yıllarda Avrupa’nın ticaret merkezi kabul edilen bu şehir, aynı zamanda tarihin ilk fuarının düzenlendiği yer olarak da bilinir. Bu özelliği ile zamanında Hollandalı tacirlerin odak noktası olmuş Brugge, 13.yy.dan itibaren menkul kıymetler bankacılığının da geliştiği bir şehir olarak da bilinir.
     Ticarette son altın çağını 15.yy.da yaşayan bu şehir, günümüzde yılda 2 milyon tarih sever gezginin ziyaret ettiği bir turizm merkezi haline gelmiştir. Öyle ki Brugge, “Dünyada mutlaka görülmesi gereken 100 yer” ve benzeri listelerin tartışılmaz bir maddesidir.
     Yaklaşık 120.000 olan Brugge nüfusunun büyük kısmını Flamanlar oluşturmaktadır. Bu sebeple, Belçika’da resmî olarak 3 dil (Almanca, Fransızca ve Felemenkçe) konuşulmasına rağmen, Flaman bölgesinde yer alan Brugge’de ağırlıklı olarak Felemenkçe konuşulmaktadır.
     Brugge’ün müzeler ve sanat galerileri açısından epey zengin olduğunu da vurgulayalım. Bu özelliğiyle sadece doğaseverlerin değil, sanatseverlerin ve kültür turu planlayanların da gözde tatil rotaları arasında yer alır. Gelin, Brugge’ü bu denli özel kılan detaylarına birlikte göz atalım:
     Belfort Çan Kulesi (Belfry & Carillon)
     Yangın gözetleme merkezi olarak kullanılan 12.yy.dan kalma bu kule, Brugge’ün en önemli yapıları arasında kabul ediliyor. 47 çanın birlikte çıkardığı ses ile bir hayli meşhur olan bu kule, aynı zamanda 83 metre yüksekliğiyle, şehrin tadını kuşbakışı çıkarmak isteyen gezginlerin değişmez adresi.
     Quay of the Rosary (Rozenhoedkaai)
     “Anı durdurmak için ideal nokta!” cümlesiyle tanımlanan ve Brugge’ün en çok fotoğraflanan manzarası olan Quay of the Rosary, Groenerei ile Dijver kanallarının kesişim noktasında bulunuyor. Özellikle akşam manzarasında yakalayacağınız her karenin bir kartpostal güzelliğinde olacağını söylemek mümkün.
     Büyük Meydan (Grote Markt)
     Şehrin tarihi merkezi ve kalbi olarak tanımlayabileceğimiz Büyük Meydan, mağazaların, hediyelik eşyaların satıldığı dükkânların, restoranların ve eğlence mekânlarının bulunduğu 1 hektarlık bir alan. 1302 yılında Fransız yönetimine karşı ayaklanan Flamanların başını çeken Jan Breydel ve Peter de Conink’in heykelleri de bu meydanda yer alıyor. Meydandaki en önemli iki yapı ise; Belfort Çan Kulesi ve Historium Müzesi. Brugge kartpostallarında görülen rengârenk binaları seyredebileceğiniz bu meydanda geçmişe yolculuk etmiş gibi hissedeceksiniz.
     Historium Müzesi
     Bu müze, özel dekorasyonu, 7 tarihsel temalı odası, sanal gerçeklik kabinleri, 8 dakikalık özel filmi ve müzikleriyle Orta-Çağ’a doğru bir yolculuk vadediyor. İçeride gösterilen özel filmde, Belçika’nın altın çağı olarak tanımlanan dönemindeki doku, Flaman ressam Jan Van Eyck ve çırağı Jacob’ın 1435 yılında yaşadığı bir hikâye üzerinden izleyiciye aktarılıyor. Bunun yanı sıra müzede, Laborium adı verilen bir keşif alanı mevcut. Bu alanda sanal gerçeklik oyunlarına dahil olabilir, hikâyenin izleyicisi değil, bir parçası olma hazzını tadabilirsiniz. Görsel, işitsel ve duyusal uyaranlarıyla sizi geçmişe doğru harekete geçirecek olan bu müzenin 35 metre yükseklikteki terasına da çıkabilir, kent meydanının 360 derece panoramik manzarasının tadını çıkarabilirsiniz.
     Burg Meydanı
     Brugge’ün ikinci önemli meydanı kabul edilen Burg Meydanı, Orta-Çağ mimarisini her detayıyla gözlemleyebileceğiniz bir yer. Burada şehrin can damarlarından ve Gotik mimarinin en büyük simgelerinden biri kabul edilen tarihi Belediye Binası (Stadhuis) bulunuyor. Bu tarihi binanın hemen yanında ise Rönesans mimarisinin izlerini taşıyan ve geçmişte Adalet Sarayı olarak kullanılmış bir bina yer alıyor.
     Minnewater Parkı
     “Aşk Gölü” olarak da bilinen Minnewater, Brugge’ün en romantik yeri olarak tanımlanıyor. Özellikle bahar döneminde lalelerle dolup taşan park, yemyeşil, tertemiz doğası ve kuğularıyla, turistlerin en çok ziyaret ettiği yerler arasında sayılıyor. İsmini, komşu kabilenin savaşçısı Stromberg’e âşık olan Minna adındaki genç bir kızın hikâyesinden aldığı iddia edilen park, bu şehir efsanesi sebebiyle de oldukça ilgi görüyor.
     Aziz Salvator Katedrali (Sint-Salvatorskathedraal)
     Şehrin en büyük kilisesi olan Aziz Salvator Katedrali, aynı zamanda şehrin en az hasar gören yapısı olarak kabul ediliyor. Belçika’nın 1830’daki bağımsızlığına kadar Fransızlar tarafından yönetilmiş bu katedral, gece ışıklandırmasıyla adeta bir görsel şölene ev sahipliği yapıyor. Duvar halılarıyla oldukça dikkat çeken katedralin bugünkü hali, 19.yy.da İngiliz mimar Robert Dennis Chantreil tarafından tamamlanmış.
     Kutsal Kan Bazilikası (Basiliek van het Heilig Bloed)
     Burg Meydanı’nda yer alan ve Brugge’ün en önemli kiliselerinden olan Kutsal Kan Bazilikası, 1291 yılında inşa edilmiştir. Bruggen’ün altın çağı kabul edilen 15.yy.da geliştirilen bu ibadethane, Gotik ve Romanesk mimarilerin büyük sembollerinden biri olma özelliğini taşıyor. Haçlı Seferi’nden getirilen birçok değerli objenin yanı sıra, Hazreti İsa’nın kanının da bu bazilikada bulunduğu iddiasıyla oldukça dikkat çekiyor.
     Church of Our Lady (Onze-Lieve-Vrouwekerk)
     Günümüzde müze olarak hizmet veren ve şehrin siluetini ayaklarınıza seren 122 metrelik tuğla çan kulesi ile ünlenmiş bu kilise, taş bina sanatının en önemli ve öncü eserleri arasında kabul ediliyor. Birçok sanat eserini bünyesinde barındıran bu kilisedeki en çok ilgi gören parça, hiç şüphesiz dahi sanatçı Michelangelo tarafından yapılmış Madonna ve Çocuk (Meryem Ana ve İsa) isimli mermer heykel.
     Groeninge Müzesi
     Belçika sanat tarihinin birçok önemli eserini görebileceğiniz bu müze, Brugge’e giden sanatseverlerin ilk rotası. 18. ve 19.yy.a ait Neomlasik parçaların, Flaman dışavurumculuk akımı başyapıtlarının ve harp sonrası modern yapıtların bulunduğu bu müze uluslararası bir üne de sahip. Historium Müzesi’nde gösterilen 8 dakikalık filmin başrolü Flaman ressam Jan Van Eyck’in başyapıtları da bu müzede sergileniyor.
     Beguinage Manastırı (Begijnhof)
     1245 yılında, Düşes Margaretha of Constantinopel tarafından yaptırılan bu manastır Reie Nehri’nin yanında konumlanıyor. 1927 yılından beri Benediktin tarikatı tarafından kullanılan bu manastır günümüzde ise sadece kadınların kullanabildiği dinî bir manastır olarak işlevselliğini korumaktadır. Etrafı kale ve surlarla çevrili ve tek kelimeyle büyüleyici bir bahçeye sahip olan bu manastır ziyarete açık rotalar arasında.
     Sint-Janshospitaal – Memling Müzesi
     Hastane olarak inşa edilmiş bu binanın 800 yıllık bir geçmişi bulunuyor. Dönemin hastane odaları, tıbbi aletler ve pek çok sanat eserini görebileceğiniz bu yapı, müze olarak ziyaret edilebiliyor. Müze, adını, ilk dönem Flaman ressamlarının başında gelen Hans Memling’den alıyor. Sanatçının 6 başyapıtı da bu müzede sergileniyor.
     Lütfen Bunları Unutmayınız
* Brugge’de her mevsimin tadının başka olduğunu söylemek mümkün olsa da, hem festivaller dönemi olması hem de ideal hava sıcaklığı sebebiyle en çok tercih edilen dönem Haziran-Ağustos ayları arasıdır.
* Brugge, en büyük meydanı kabul edilen Grofe Markt’te her Noel döneminde kurulan buz pisti çok ünlüdür.
* Şehrin dokusunu koruyan otantik otellerde konaklayabilir, Brugge havasını ve ruhunu her saniye dolu dolu soluyabilirsiniz.
* Leziz krep ve waffle’larıyla ünlü Brugge’de, gezinizi meyveli çikolatalı bir tatlıyla taçlandırabilirsiniz.
* Brugge mutfağının en meşhur ikilisi, haşlanmış midye ile patates kızartmasıdır.
* Brugge’ün resmî web sayfasında yer alan “Sandal turu yapmadan Brugge gezisini tamamlamış olmazsınız!” ifadesinden de anlaşılacağı üzere, kanallarıyla ünlü bu şehirde mutlaka sandal turu yapmalısınız.
* Bike & Scooter Renting tabelası gördüğünüz yerlerden bisiklet kiralayarak, şehir içinde keyifli bir şekilde gezebilirsiniz.
* Grofe Markt’te kurulan pazarı ziyaret ederek uygun fiyatlara organik sebze-meyve alışverişi yapabilirsiniz.
* Çikolatası dillere destan Brugge’de, Choco Story-Çikolata Müzesi’ne uğrayarak iştah açıcı kokular eşliğinde çikolatanın tarihini dinleyebilir be birbirinden ünlü tatları deneyebilirsiniz.
* Çikolatası ve danteliyle ünlü bu şehirde, Grofe Markt’te yer alan butik dükkânları ziyaret ederek hediyelik eşya alabilirsiniz.
* Ölmeden önce görülmesi gereken 1001 bina listesinde yer alan Brugge’ün ünlü konser salonu Concertgebouw’da gerçekleşecek olan etkinliklere önceden göz atarak keyifli ve alternatif bir akşam programı oluşturabilirsiniz.
* Turistlere avantaj ve indirim sağlayan Brugge Şehir Kartı’nı edinerek, tatilinizi daha konforlu ve hesaplı hale getirebilirsiniz.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz