O ADAMI SEVİYORUM AMA… (16)

O

BEŞİK VE DİĞER HER ŞEY…
     Çocuklar konusunda bazı çiftler en başından anlaşmazlık içindedir. Yapmalı mı, yapmamalı mı, kaç tane, ne zaman yapmalı? Bazıları için sorunlar olaydan sonra zaman içinde ortaya çıkar: Roller, sorumluluklar, gelenekler, din, otorite, disiplin, eğitim, cinsiyetçilik, amaçlar ve diğer konularla ilgili çatışmalar. Bazı kadınlar evliliklerinin çocuklarla zenginleştiğine inansa da başkaları için beklenmedik değişiklikler getirmektedir.
     Ebeveynlik, eşlerin o zamana kadar bilinmedik yönlerini ortaya çıkarabilir ve eşler arasında mutluluk kadar çatışmaya, hayal kırıklığına ya da üzüntüye neden olabilecek ortamlar yaratabilir.
     “Çocuklar evliliğimize yeni bir anlam verdi,” diyor bir kadın. “Küçük yaratıklar bize paylaştığımız bir yön, bir amaç verdi. Cuma akşamı hangi filmi göreceğimizi düşünmekten daha önemli. Ve tartışacak çok daha fazla şey!”
O ADAMI SEVİYORUM AMA…
* İnsanlara çocuğumuzu evlat edindiğimizi söyleme ihtiyacı duyuyor. ‘Nasılsınız? Çocuklarımızı evlat edindik!’ Bütün hikâyeyi anlatır. Doğurganlık testleri, suni döllenme, ilaçlar. Kaça mal oldu. Kaç kere denedik. Bütün doğurganlık tarihimizi.
* Islak alt bezlerini umursamaz. Ama kakalıysa bebeği bana uzatır. Evde değilsem eve gelmemi bekler. Bir süreliğine gelmeyeceksem, ona yardım etmesi için bir komşuyu çağırır. Altını yeter ki o değiştirmesin.
* Çocuk bezleri konusunda bana çok zorluk çıkarıyor. Bez mi olmalı, kâğıt mı? Kızımızda kâğıt kullandık, israf dedi. Şimdi oğlumuzda bez kullanıyoruz. Islak ve kokan bezlerden bunaldığını söylüyor.
* Bezin akıtacağından korktuğu için çok sıkı bağlıyor. Ne zaman kızımızın altını o bağlasa, ben çözüp yeniden bağlamak zorunda kalıyorum.
* Seçici sağırlığı var. Üç çocuğumuz var. Geceleri, öksürebiliyor, ağlayabiliyor, çığlık atabiliyor, kusabiliyor, yataktan düşebiliyor, hatta onun üstünden atlayıp aramıza girebiliyorlar. Ama o hiçbir şey duymuyor. Tek gözünü bile açmıyor.
* Dördüncü kâse çorba yeri boylayınca bile geri çekilip işin komikliğini göremiyor. Beşinci de bile.
* Oğlumuzun o olmadığını anlamıyor. Cebiri önseziyle yapmasını bekliyor. Bach’ı tercih etmesini. Bahçecilikten hoşlanmasını.
* Kendini sürekli çocuklarıyla karşılaştırıyor. ‘Ben çocukken’ diye başlıyor, ‘Hesap makinesi yoktu. Çarpım cetveli ezberlememiz gerekirdi. Video oyunlarımız yoktu, top oynardık,’ Sanki çocukların umurundaydı!
* Yüksek sesle geğirir. Çocuklar kıkırdar ve onu taklit ederler. Bahçeden bile duyabilirsiniz.
* Oğlumuzu çağırma biçiminden keyfinin nasıl olduğunu anlarsınız. Mutluysa, oğlumuz ‘Delikanlı, Ahbap’ ya da ‘Aslan’dır. Mutlu değilse, ‘Robert, Genç Adam’.
* İlk çocuğumuz üç ay sonra doğacak. Robert hepsine Welsh isimleri vermek istiyor. Bilirsiniz. Llewllyn, Gwyndyllyn, Gwynnyth, Gwynnevere…
* Bana biraz mola alma fırsatı verip çocuklara baktığı zaman ortalık alt üst olur. Onların, çığlık çığlığa birbirlerinin saçlarını çekmelerini, yemek savaşları yapmalarını, çekmecelerini vurup kırmalarını duyabilirsiniz. O hiç umursamaz, izlediği tv programından başını bile kaldırmaz.
* Çocuklara bakması gereken zamanlarda uyur. Uyandığı zaman çocukların nerede olduğu hakkında hiçbir fikri yoktur. Bir keresinde kendilerini dolaba tıkmışlar ve ben gelene kadar orada kalmışlar. O hiçbir şey duymamış.
* Yıkanmış çamaşırları katlar ve hepsini rastgele yerleştirir. Ölçülerine hiç bakmaz. Dolayısıyla ben bütün çekmeceleri elden geçirip çorapları, tişörtleri ait oldukları çocukların çekmecelerine yeniden yerleştirmek zorunda kalırım.
* Onlarla birlikte alışverişe çıktığında onlara daima bir şeyler alır. Ben onları her gün yanımda taşıyorum ve evden her çıktığımızda bir şeyler almaya hiç niyetim yok. ‘‘Anne bize bir şeyler al. Babamız hep alıyor’. Ben almam ve ‘kötü kalpli’ olurum. Ama babaları ‘harika’dır.
* Oğlumuza yatma zamanının geldiğini söylerim. Babası, ‘İzlediği program bitince gitsin’ der. Kızımıza saçlarını taramasını söylesem, ‘Saçları böyle güzel’ der. İstediğimi yaptırabildiğim tek zaman istediğimin tersini söylediğim zaman!

   (devam edecek)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi