O Adamı Seviyorum Ama… (17)

O

* Kızlarımız onu parmaklarında oynatır. İstediklerini aldırır, beş parasız bırakırlar. O buna bayılır. Kızların babalarının sırtından gömleğini bile alabilecek kadar kurnaz olmaları gerektiğini söyler. Bu onlara iyi bir eş olmayı öğretirmiş.
* Her yaz onları çadırla geziye götürür, her yaz zehirli sarmaşık ve yüzlerce sivrisinek ısırığı, bükülmüş ya da kırılmış bir bilekle geri dönerler. Bu sene çadırı kurarken beli kaydı. Doğrulamadı. Çocuklar onu oradan çıkarabilmek için orman bekçisini çağırmak zorunda kaldılar.
* Çocukların nerede olduğu, doktorlarının, dişçilerinin ya da öğretmenlerinin kimler olduğu, neler yaptıkları, neler yedikleri ya da kimlerle oynadıkları hakkında hiçbir fikri yoktur. Sadece adlarını bilir.
* Çocukları onun giydirmiş olduğunu hemen anlarsınız. Çorapları birbirine uymaz. Renkler uymaz. Gömleklerin düğmeleri doğru iliklenmemiştir. Aceleyle, rastgele bir şeyler giyip firar etmiş gibi görünürler.
* Dalgındır, ne yapması gerektiğini sık sık unutur. Bebeğin bez paketini otomobilin tepesinde ya da bebek arabasını kaldırımda unutup otomobile biner gider. Kızları dans derslerinden kaçta alması gerektiğini unutur. Ya yarım saat erken ya yarım saat geç gider. Asla zamanında değil!
* Kızımız onun gözbebeğidir. Yanlış hiçbir şey yapamaz o. Ama oğlanlar nefes aldıkları için bile cezalandırılırlar.
* Sabah kahvesini içip gazetesini okumayı bitirene kadar bir zombidir. Çocuklar onunla konuşmaz bile. O, orada değilmiş gibi davranırlar. Aslında orada değildir de!
* Bütün gece bebekle uykusuz kalmışsam, sabah yataktan kalkmamamı, uyumamı söyler. Ama uyuyamam. Çünkü ikizleri yuvaya saçlarını taramadan, dişlerini fırçalamadan, üstlerine uymayan giysilerle, yemek çantaları olmaksızın gönderecektir. Bir keresinde arabaya ayakkabısız bindirmek üzereyken tam zamanında uyandım. “Sana sabahleyin dinlenmeni söylemiştim” diye bana kızdı.
* Çocukların her anını videoya çekiyor. Babalarının suratını görüp görmediklerinden emin değilim. Daima kameranın arkasında.
* Kızımıza ‘en geç gece yarısı’ eve dönmesini söylersem, o bana duyurmadan bire hatta ikiye kadar kalabileceğini söyler. Gece yarısına kadar gelmeyince yatakta merak içinde beklerim. O ise divanda uyur ve kızımız ikide gelince uyanmaz. Biz kavga ederken bile uyanmaz. Sonunda sabahleyin uyandığında kızının eve gelip gelmediğinden haberi bile yoktur.
* Bayramlardan aylar önce ailemle ilgili şikâyetlere başlar. Bir kuzenim çok yüksek sesle konuşuyor, ötekisi çok cimri, amcam çok içiyor ve toptan beleşçiler. Çocuklardan birinin onun söylediklerini tekrar edebileceği günü korkuyla bekliyorum. Harriet Teyze’ye ‘Gerçekten beş kişilik bir ailenin yediğinden daha mı fazla yiyiyorsunuz?’ gibi.
* Çocuklara bayramlarda hediye beklememelerini, onlara bütün bir yıl boyunca hediye aldığını söyler. Tebrik kartı ücretleri ve perakendecilerin bayramları ortaya çıkardığını anlatır. Çocuklardan kart ve hediye alınca küfür eder. Ve son dakikada kaçınılmaz olarak kendini suçlu hisseder, dükkânlara koşar ve ne kalmışsa fazla düşünmeden alır. Önceden planlasaydı harcayacağından çok daha fazlasını harcar. Sonra da öfkelenir, söver sayar yine.
* On beş yaşındaki çocuğumuza kendi kredi kartını aldırttı. Nasıl iyi bir fikir olabilir bu?
* İnanç sahibi olduğunu iddia eder ve çocukları her Pazar kiliseye götürür. Vaazın ortasında uyuyakalır. Horladığı da olmuştur.
* İnsanlara oğlumuzun ne kadar zeki ve yetenekli olduğunu, ne kadar yüksek notlar aldığını, öğretmenlerinin onun hakkında ne kadar iyi şeyler söylediğini anlatır. Sanki insanlar bunları duymak istiyormuş gibi.
* Oğlanların ne kadar haylaz olduklarıyla övünüyor. Altı yaşında gangsterlermiş gibi anlatıyor onları. Çatlak dişlerden, kırık camlardan destanlar yazıyor. İnsanların hoşuna gidiyor, gülüyorlar ama ben çocuk bakıcısı bulamıyorum.
* Ailenin bir takım olduğunu söylüyor. Birbirimize destek vermeli, birbirimiz için çalışmalı, birbirimizin en büyük hayranı olmalıyız. Çocukların maçlarında ya da yarışmalarında yüksek sesle onları destekler, alkışlar. Hangi ortam olursa olsun. Yuvanın mezuniyet töreninde bütün diğer ebeveynler sessizce otururken bizim kızımızın adı anons edilince hemen ayağa fırladı, ıslık çaldı, bravo diye bağırdı.
* Onun çocuk büyütme anlayışı, masaya yemek koymak ve büyümelerini izlemek. Karışmama politikası.

   (devam edecek)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi