Yavru Sıçan, Yavru Horoz ve Kedi

Y

Dünya görmemiş körpecik bir sıçan
Ucuz kurtulmuş faka basmaktan.
Anasına şöyle anlatmış olan biteni:
— Bizim yurdu sınırlayan dağları aşmış
Tırıs gidiyordum, delikanlı bir sıçan gibi,
Hayatta bir yol bulmak için kendime.
İki hayvan ilişti gözüme bir yerde:
Biri tatlı, yumuşak, güler yüzlü;
Öteki azgın, asık suratlı;
Acı, keskin bir sesi var;
Tepesinde bir et parçası
Sallanıyor havada bir kol gibi
Uçmak istercesine.
Kıçında da sorguca benzer bir kuyruk…
Bir erkek piliçmiş meğer
Yavru sıçanın anasına anlattığı
Amerika’dan gelme bir hayvanmış gibi.
— Arada bir, demiş, iki koluyla
Dövüp duruyordu iki yanını,
Öyle avaz avaz bastı bağırdı ki
Ben ki kabadayı geçinirim,
Korktum kaçtım, ne yalan söyleyeyim.
Lanet de okudum canına,
O olmasa gidip tanışacaktım çünkü
Öteki şirin hayvanla;
Bizim gibi kadifemsiydi onun üstü;
Benekli, uzun kuyruklu, uysal davranışlı.
Öyle yukarıdan bakmıyor kimseye
Ama gözlerinin içi ışıl ışıl.
Pek sevişiyordur sanırım
Bizim yaşlı başlı sıçanlarla:
Kulakları bizimkilerle aynı biçim.
Tam yanına gidecekken bıraktım kaçtım
Öteki kıyametleri koparınca.
— Oğlum, demiş ana sıçan;
O yumuşak dediğin hayvan bir kedi;
Sahte görünüşü altında, bir bilsen,
Ne hınzırca bir kin besler o
Senin bütün soyuna sopuna karşı.
Öteki hayvan, tam tersine.
Çok uzaktır bize kötülük etmekten.
Üstelik belki bir gün yeriz etinden.
Kediyse, soyumuzun o baş düşmanı
Bizim üstümüze kurmuştur mutfağını.
Yaşadığın sürece, sakın ha
Kimsenin görünüşüne aldanma!..

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi