Üç Kısa Öykü-20

Ü

     Denizkızları
     Adamın biri, her mehtaplı gecede alır başını deniz kıyısına gidermiş. Döndüğünde çevresindekiler ona şu soruyu sorarlarmış:
     “Ne gördün?”
     “Dünya güzeli denizkızları gördüm. Altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlardı,” diye cevap verirmiş hep.
     Bir gece yine tek başına deniz kıyısına vardığında, gerçekten dünya güzeli denizkızlarını görmüş; altın saçlarını gümüş taraklarla tarıyorlarmış. Döndüğünde çevresindekiler yine sormuşlar:
     “Ne gördün?”
     “Hiç,” demiş. “Hiçbir şey görmedim!”
     Sopadan At
     Baba ve iki küçük çocuğu ormanda gezintiye çıkmışlardı. Bir süre yürüdükten sonra çocuklardan biri, “Baba, çok yoruldum,” dedi. “Beni kucağına alır mısın?”
     Baba yürümeyi sürdürerek yanıtladı oğlunu:
     “Üzgünüm, seni kucağıma alamam!” dedi. “Ben de çok yorgunum.”
     Çocuk aldığı yanıttan hoşlanmamıştı, bu kez ağlamaya başladı.
     Baba tek sözcük söylemeden durdu ve ağaçtan bir dal kesti. Dalı bıçakla düzeltti ve oğluna verdi. “Al oğlum, sana güzel bir at,” dedi.
     Çocuğun gözleri mutlulukla ışıldadı. Büyük bir coşkuyla sıçrayarak ata bindi ve atına vurarak evine doğru yürümeye başladı.
     Baba, kendilerini şaşkınlıkla izleyen kızına döndü bu kez:
     “İşte hayat budur kızım!” dedi. “Bazen çok yorulduğunda kendini hayata bağlayacak bir şey ararsın!”
     Hayat Amacı
     Zamanın birinde küçük bir karınca, sırtına çıkınını vurmuş, yola çıkmış. Etraftaki diğer hayvanlar sormuşlar:
     “Hayrola karınca kardeş, nereye böyle?”
     “Mekke’ye gidiyorum, hacı olacağım.”
     Hayvanların hepsi kahkahaya boğulmuş:
     “Ufacık hayvansın, oraya varamadan açlıktan, susuzluktan yollarda ölürsün,” demişler.
     “Olsun,” demiş minik karınca. “Varamazsam da yolunda ölürüm!”

(Anonim–Derleyen ve Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi