Aile Sorunlarının Çözümünde Pozitif Psikoloji

A

       Aile hayatında ve yaşamın akışı içerisinde çeşitli iniş çıkışlar vardır ve sorunlarla karşılaşmak kaçınılmazdır. Sadece sorunlu ailelerde değil, mutlu ailelerde de zaman zaman maddi-manevi zorluklar yaşanır. Çocukların gelişimsel sorunları, ders çalışma gibi davranışsal problemler, ailede ekonomik güçlükler, iş kaybı, ilişki çatışmaları gibi hemen her ailede görülebilecek yaşamsal güçlükler bazen aileleri zora sokar, aile üyelerinde bireysel sıkıntılar ya da aile içi ilişkilerde çatışmalar doğabilir. Bu gibi zorluklarla baş edebilen aileleri sağlıklı aile olarak tanımlayabiliriz.
       Zorlukların üstesinden gelebilmek için sorunlara değil, onların çözümüne odaklanmak gerekir. Pozitif psikolojinin yaklaşımı da budur, dikkatin odağını negatiften pozitife çevirmeyi, geçmişten çok şimdiye ve geleceğe odaklanmayı önerir. Aile içinde yaşanan problemler varsa bile olan olmuştur, eksik varsa da tamamlanır ama bunu sağlamak ancak gelecekte mümkündür, geçmişe bakıp üzülmenin anlamı yoktur.
       Pozitif psikolojinin en temel bulgularından birisi, güçlü sosyal ilişkilerin bireylerin yaşam tatmini üzerindeki büyük etkisidir. Sanılanın aksine, gelir seviyesi ve maddi refahın, psikolojik iyilik hali üzerindeki etkisinin çok az olduğu yine araştırma bulguları ile gösterilmiştir. Pozitif psikoloji yaklaşımına göre esas olan, küçük şeylerde mutluluk bulmak ve elindekilerin kıymetini bilerek pozitif anlar ve duygular yakalayabilmektedir. Yaşamda bir şeyler iyi gitmiyor olsa bile insanların kendisi ile ilgilenen, bağlı olduğu bir ailesinin, akrabalarının ve arkadaşlarının olması çok değerlidir.
       Yapılan araştırmalar, evli ve aile bağları güçlü olan insanların daha mutlu, daha sağlıklı ve refah seviyesinin de daha yüksek olduğunu gösteriyor. Destekleyici ilişkilere sahip olmak mutluluğun bir şartıdır ve bu tür ilişkiler emek ister, çaba ve zaman gerektirir. Ayrıca kişinin kendisini ve ailesini destekleyecek bir sosyal çevrenin içinde olmaya da gayret etmesi gerekir.
       Bir grubun parçası olduğunu hissetmek, ‘ait olmak’ insana kendini iyi hissettirir. Sağlıklı ilişkiler kurabilmek ve ilişkileri geliştirmek de ancak açık iletişim kurarak ve olaylara pozitif bakış açısıyla sağlanabilir.
       Bu önerileri uygulamakta fayda var
* Sorunlara değil, çözüme odaklanmalı: Aile içi çatışmalara pozitif psikoloji bakış açısı ile yaklaşmak istiyorsak, sorunlara değil çözümlere odaklanmalı, şu ana kadar denediğimiz ve işe yaramayan çözüm yollarında ısrar etmek yerine yeni yollar denemeliyiz. Örneğin; Problemin yaşanmadığı durumları keşfetmek ve bu gibi durumları teşvik etmek pozitif bir yaklaşımdır.
* İşbirliği için uygun zaman hazırlayın: Sürekli yaramazlık yapan, söz dinlemeyen çocuğun ya da her zaman öfkeli olup kavgaya hazır olan bir eşin bile mutlaka işbirliğine açık ve uyumlu olduğu anlar vardır. Yoksa bile buna zemin hazırlamak mümkündür. Ama bu zemini yaratabilmek için; hep-hiç bakış açısından kurtulmak, küçük adımları önemsemek, uzak gelecekteki büyük bir hedefe odaklanmak yerine şimdiye ve yakın geleceğe odaklanarak ufak değişimleri yakalayıp bunları takdir etmek, ödüllendirmek gelişimin önünü açar.
* Kullandığımız dile dikkat: Pozitif, sorun çözücü bakış açısında kalabilmek için kullanılan dile dikkat etmek, sözleri doğru kullanmak önemlidir. Kullandığımız dil olaylara bakış açımıza bağlıdır ve unutmamak gerekir ki sıkıntı ve üzüntülerimizin kaynağı dışta değil içtedir. Bu nedenle gerçeklerle yorumlarımızı birbirine karıştırmamalıyız.
* Güçlü yönlerini geliştirmek hedeflenmeli: Yaramaz, tembel çocuk ya da huysuz eş olarak nitelediğimizde ailede yaşanan problemlerin üstesinden gelmemiz zordur. Ailemizdekilerin yanlışlarını düzeltmek yerine onların sahip oldukları potansiyeli ortaya çıkartmak ya da güçlü yönlerini geliştirmek hedefimiz olmalıdır. Pozitif psikoloji yaklaşımı, sorun olan davranışı durdurmak yerine bunun zıttı olan, istenen davranışları teşvik etmenin yollarını bulmayı önerir. Pozitif psikoloji kişinin eksikliklerine değil, güçlü yönleri üzerine ve daha çok olumlu duygulara odaklanır. Kişinin güçlü yönlerini tanımak, bunları ortaya çıkaracak zemini yaratmak ve teşvik edecek çözüm yollarını bulmak da ancak birlikte zaman geçirmekle mümkün olur.
* Birlikte geçirilen zamanın niceliği de önemli: Son yıllarda çok kullanılan, klişe haline gelmiş bir söz vardır: “Birlikte geçirilen zamanın süresi değil, kalitesi önemlidir!” Oysa aile içinde birlikte geçirilen zamanın kalitesinin yanı sıra niceliği de önemlidir. Aile üyeleri birbiriyle, ebeveynler çocuklarıyla ne kadar çok zaman geçirirse bu o kadar iyidir. ABD’de yapılan bir araştırmada aileleriyle birlikte yemek yiyen çocukların daha iyi notlar aldıkları, sigara-alkol-madde kullanımı olasılığının daha az olduğu, ebeveynleri ve kardeşleriyle daha iyi ilişki içinde oldukları görülmüştür. Ailece sofraya oturmak hem aile kültürü yaratmaya hem de aile üyelerinin birbirini tanıması ve bağlarını güçlendirmesine katkı sağlar. Ancak bu süreyi iyi değerlendirmek, kaliteli kılmak için televizyon ve tablet gibi dikkat dağıtıcı uyarıcıları engellemek gerekir.
* Ailenizi ihmal etmeyin: İnsanın yaşamında hedeflerinin olması, işiyle ilgilenmesi, sorumluluklarını yerine getirmesi pozitif psikoloji yaklaşımı açısından da önemlidir, ama aynı yaklaşım bunlarla uğraşırken kendini ve ailesini ihmal etmemek, birlikte zaman geçirmeyi de unutmamak gerektiğini söyler. Pek çok ailede sadece yapılması gerekenler, onların sorumlulukları, çocukların dersleri gibi problematik konular, ilişkilerin odağını oluşturuyor. Oysa aile ile birlikte geçirilen hoş saatler ailenin birbirine kaynaştığı zamanlardır. Birlikte eğlenmeyi sağlayacak pek çok aktivite bulunabilir; oyun oynamak, sinemaya gitmek, tatile gitmek, hatta birlikte yemek pişirmek ve temizlik yapmak bile olabilir. Tüm bunlar aile bağlarının güçlenip derinleşmesine katkı sağlayacaktır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi