Bozdağ’ın Eteklerinde Gizem Dolu Bir Mekân: BİRGİ

B

     Birgi, Anadolu’nun, Osmanlı evlerinin kent ölçeğinde ayakta kalan ender yerlerinden biri. Zamanında denize açık bir korsan yatağı olan Birgi’nin gizemi, içine kapanık aile anlayışından, boş sokaklarından ve esrarengiz yaşantısından geliyor. İnanılmaz bir estetik anlayışla yapılmış olan Birgi evleri, Osmanlı ve Türk sivil mimarisinin en özgün örneklerinden oluşuyla adından söz ettireceğe benziyor.
     Bozdağ’ın eteklerinde, gerçek mi yoksa hayal mi olduğunu anlayamayacağınız; önce sıradan yüzünü, ardından kendini gösteren bir orta-çağ şehri olan Birgi’de, sislerle kaplı esrarengiz bir yolculuğa hazır mısınız? Küçücük görüntüsüne rağmen, içinde önemli bir tarih barındıran Birgi, Bozdağ’dan kopup gelen dereyi saran yamaçlara kurulu. Bir Türk beyliği olan Aydınoğulları’na başkentlik yapabilecek kadar cesur, birçok afete yenilebilecek kadar da zayıf bir kent Birgi.
     Yola çıkarken benim için sürpriz bir geziydi. Bunu diğer gezilerden farklı kılan, aslında sizin düş gücünüzü zorlamayacak kadar sıradan olabilir. Ama benim düş gücümü zorlayacak kadar karmaşıktı. Cazibesi ise, kapalı evlerinde, boş sokaklarında ve esrarengiz yaşantısında gizli…
     Bilinmeyen tarihi; bir korsan yatağı oluşu
     Birgi, İzmir’in Ödemiş ilçesinin yaklaşık bin haneli küçük bir beldesi. Kasabanın geçmişi M.Ö. 7.yy.a kadar uzanıyor. Aydınoğulları ise, beyliğini Birgi’den yönetiyor ve bu beyliğin de başkenti olarak tarihteki yerini alıyor. Birgi’nin gizlenen tarihinde ise, 15.yy.a dek Küçük Menderes ve Birgi Çayı vasıtasıyla Ege’ye açılan bir korsan yatağı olması var. Daha sonra IV. Murat bütün mimar, mühendis ve ustaları seferber ederek Birgi Çayı’nın yatağını değiştiriyor. Çayın suyunu başka yerlere akıtarak azaltıyor ve denizle bağlantısını keserek korsanlığa tamamen son veriyor. Yeşil kalmakta ısrarlı yamaçları, geçmişin izlerini taşıyor hâlâ, hatta geçmişteymiş gibi… Birgi sınırlarına dahil olduğumdan itibaren, beni saran o farklı havayı hissediyorum. İnsanı önce bir sessizlik alıyor… Kendimi Birgi’nin gözlerden uzak kaderine terk edilmiş gibi hissediyorum. Sadece köy kahvesinde hayat canlı. Ve oradan gelen taze demlenmiş çay kokusunda… Bu gizem, herkesi fazlasıyla heyecanlandırmaya yeter de artar bile…
     Gizemli Birgi Evleri
     Birgi evleri betona değmemiş hiç. Evlerin hemen hemen hepsi taş. Osmanlı ve Türk sivil mimarisinin en özgün örneklerinden. Özenle ve inanılmaz bir estetik anlayışıyla dizilmiş tüm taşlar. Bu taşlar, kışın sıcak, yazın ise serin tutuyor mekânı. Ortalama 200 adet hiç bozulmamış tarihî ev var. Bazı evler ise tamamen inzivaya çekilmiş. Evler genellikle iki katlı, her evin bir bahçesi ve tamamen içine kapanmak için aynı anlayışla dizilmiş taşlardan oluşan koca koca duvarları var. Kimi evlerde cumbalar bulunuyor. Hem cumbalara hem de duvarlardaki pencerelere, aile gizliliğini korumak için tahtadan kafesler yerleştirilmiş günümüz panjurlarına benzer bir biçimde. Sanıyorum Birgi gizemini, bu taş evlerinden alıyor.
     Ünlü seyyah İbn-i Batuta, yolu buraya düşenlerden. Onun Birgi’den bahsettiği kitaplarında, Aydınoğulları’ndan Mehmet’in buraya düşen bir göktaşından bahsettiği anlatılıyor. Belki de Birgi’nin gizeminde, Aydınoğulları zamanında düşen bu göktaşının da payı var.
     Birgi, tamamen eski kalıntılar üzerine inşa edilmiş bir yer. Kazılan her yerden tarihi eser çıkabiliyor. Aileler genellikle tarım ve hayvancılıkla uğraşıyorlar.Ara ara turp tarlalarına rastlıyorum. Türkiye’nin en lezzetli incirleri burada yetişiyor. Ayrıca kiraz, ceviz, turunçgiller ve kestane de her bahçede ağacını bulabileceğiniz meyvelerden. Hatta birkaç ağacın dalında size gülümseyen mandalinaların da tadına bakabilirsiniz.Ve sabahları ikram edilen sütle, ilk kez süt gibi süt içtiğinizi anlarsınız.
     Birkaç duvarı ayakta kalan Bizanslılar’ın yaptığı bir su kemerinin kalıntılarına denk geliyorum. Ve onun ilk yapıldığı zamanı düşünüyorum; yapıldığı dönemi, ona yüklenen anlamı, hatta onu yapan elleri… Yamaçlardaki sessizlik her yere hâkim. Geceleyin camınıza kadar inen sis, Birgi’nin esrarengiz havasıyla o kadar pekişiyor ki, sissiz bir Birgi hayal edemiyorum.
     Birgi’nin ünlü hamamı
     Yaklaşık 500 yıl önce yapılan Birgi Hamamı’na girebilmek için, bakkalın iznini almamız gerekiyor. Niçin mi? Bu tarihi hamamın giriş bölümü 70’li yıllarda imara açılmış ve buraya büyük bir dükkan yapılmış. Hamama başka giriş olmadığından, giriş kısmı dükkanın içinde kalmış. Dükkan uzun yıllardır bakkal olarak işletiliyor. Dolayısıyla bakkal izin vermezse, bu tarihi hamama giremiyorsunuz!
     Bir veba salgınında vefat eden Birgivî, buraya defnedilmiş. Bu manevî havayı solumak için türbesini her yıl yaklaşık 100 bin kişi ziyaret ediyor. Bu mekânları gezdikten sonra elinizde kalan, eskiye dair ne varsa onu koruma duygusu…
     Birgi’ye özgü tatlar
     Kulak çorbası, sini pidesi, tombaç kebabı, peksimet avukması, sarmaşık kavurması, kestirme çorbası, sura, kuzu kapama, gumbar dolması, kalburabastı tatlısı, köpük helvası, incir ısması, kabak hoşafı vb. adını duymadığınız bir sürü yemek çeşidi var. Tüm çeşitleri tatmanızın yolu ise, yöre halkının misafirperverliğine kalmış…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz