Herkül-4 (Athena’nın Kalkanı)
Herkül-4 (Athena’nın Kalkanı)

Herkül-4 (Athena’nın Kalkanı)

    Perseus tam Dodana’dan ayrılmak üzereydi ki, yolda garip bir yabancı ile karşılaştı. Bugüne kadar tanıdığı insanlardan farklı, etkileyici bir güzelliği vardı bunun. Elinde, ucu kanatlı bir altın sopa taşıyordu. Ayaklarına giydiği sandallar ve başındaki miğferlerinde de aynı kanatlardan vardı. Etrafına nur gibi garip bir aydınlık saçıyordu sanki. Birden Perseus’un kalbi umutla doldu. Bu yabancıyı tanımıştı; O, Tanrı Hermes’ten başkası olamazdı!
     Evet, Perseus tahmininde yanılmamıştı. Tanrıça Athena ile kararlaştırdıkları üzere, Hermes genç Perseus’a yardım için Olympos’tan ayrılmış, yeryüzüne inmişti. Tanrı Hermes, Perseus’un yaklaşmasını bekledikten sonra;
     “Perseus,” dedi. “Gorgon’lardan Medusa’nın kesik başını getirmek üzere söz verdiğini biliyorum. Bu zor görevi başarabilmende sana yardım edeceğim; bunun için buradayım. Medusa ile savaşabilmen için sana gerekli olan teçhizatı bulacağım ve Gorgon’ların adasına nasıl gidileceğini öğreteceğim.”
     Umudunu yitirmiş olan Perseus, bu hiç beklemediği karşılaşmadan şaşırmıştı. Bu yabancı ona Delphi’den beri ulaşmaya çalıştığı Gorgon’ların adasının yerini söylemekle kalmıyor, üstelik Medusa’yı alt edebilmesi için gerekli teçhizatı da vereceğini bildiriyordu. Endişelenmesine hiç gerek kalmamıştı artık. İyiliğin yol göstericisi ve dağıtıcısı Tanrı Hermes gelmişti yardımına. Hermes sözüne devam etti:
     “Sana gerekli teçhizat, tanrıların kutsallaştırdığı kuzeybatı Hyperborean (9) ülkesindeki perilerin yanındadır. Bu ülkeye gerek gemi ile gerekse karadan ulaşmak imkânsızdır. Oranın yolunu öğrenebileceğin tek yer Gorgon’ların diğer kardeşleri olan Gri Kadınlar’dır. Sana önce bunlardan bahsedeyim: Gri Kadınlar, üç kız kardeştirler. Vücutları kuğu kuşu gibidir; gri renkli kanatlarının altında elleri ve kolları vardır. Bu ölümsüz yaratıkların başları aynen insanlarınkine benzer, ancak tek farklı tarafları, her üçünün ortaklaşa kullandıkları tek bir dişleri ve tek bir gözleri olmasıdır. Bu kızların ikisi uyurken, üçüncüsü nöbet tutar. Tek olan göz ve diş bu nöbetçidedir. Kuzeydeki perilerin yerini öğrenebilmen için bu tek gözlerini çalman gereklidir. Zira en kıymetli şeyleri olan gözü senden geri alabilmek için her istediğini yaparlar. Gri Kadınlar’ın ülkesine varır varmaz, hemen bir köşeye saklanacaksın. Gözü alabilmen için en uygun an, nöbet değiştirme zamanıdır. Çünkü, göz elden ele geçerken, çok kısa bir zaman için, üçü de etraflarını göremeyeceklerdir. Tam bu sırada saklandığın yerden fırlayıp gözü kapacaksın. Bir defa onu eline geçirdin mi sana hiçbir zararları dokunmayacağı gibi, her dediğini de yapacaklardır. Kuzey perilerinin yolunu ancak bu şekilde öğrenebilirsin.”
     Sözün burasında Hermes’in elinde ucu kıvrık bir kılıç belirdi. Garip bir kılıçtı bu. Bugüne kadar gördüklerine pek benzemiyordu. Tanrı Hermes sözüne devam ederek;
     “Şimdi sana bir kılıç veriyorum,” dedi. “Bu kılıç Medusa’nın kafasını kesebilmen içindir. Keseceği şey ne kadar sert olursa olsun, kırılmaz ve bükülmez bir kılıçtır bu. Ağzı da çok keskindir. Gorgon’ların kafasını bundan başka hiçbir şeyle kesemezsin. Ancak, Medusa’yı alt edebilmen için onun yanına yaklaşman gerek. Medusa’nın yanına gelip, yüzünü gören her şeyin taş kesildiğini bil. Şimdi sana öğreteceğim şeyi yapmazsan, kılıcını kullanamadan taş kesilir kalırsın.”
     Perseus, şaşkın bir şekilde Tanrı Hermes’in anlattıklarını dinlerken, gözlerini kamaştıran bir ışık belirdi. Gittikçe büyüyen bir parlaklık birden yön değiştirerek Tanrı Hermes’in arkasına geçti. Perseus, ışığın kuvvetinden korunmak için kapadığı gözlerini açtığında, karşısında Tanrıça Athena duruyordu. Athena’nın elinde güneşin ışıkları altında ışıl ışıl parıldayan büyük bir kalkan vardı. Bunu Perseus’a doğru uzatarak;
     “Gorgon’la yanaştığında bunu kullan,” dedi. “Kalkanımın dış yüzü ayna gibi parlaktır. Hermes’in verdiği kılıçla Medusa’nın kafasını keserken, sakın onun yüzüne bakma. Yapacaklarını önceden kararlaştır ve kalkanımı ayna gibi kullanarak hareket et!”
     Tanrıça Athena sözlerini bitirir bitirmez, geldiği gibi, birden kayboldu. Eğer elinde kılıç ve kalkan olmasa Perseus, rüya gördüğünü sanacaktı. Tanrı Hermes sözüne kaldığı yerden devam etti:
     “Sana gerekeni Athena da söyledi. Hiçbir zaman Medusa’nın yüzüne bakma. Daima kalkanı kullan, görmek istediğin her şeye onun içinden bak. Kuzey perileri sana, bir çift kanatlı sandalet, gümüş bir çanta ve bir de miğfer vereceklerdir. Şimdi sana bunları nasıl kullanacağını anlatayım: Kanatlı sandaletler, benim ayağımdakiler gibidir. Havada, suyun üstünde yürüyebilir, istediğin zaman havalanabilirsin onlarla. Gümüş çanta, Medusa’nın kesik kafasını içine koyman içindir. Bunun özelliği, içine koyduğun eşyanın şeklini almasındadır. Miğfer ise seni görünmez yapar. Gorgon’ların elinden kurtulman için başka çaren yoktur. Bunun bir eşi de Tanrı Hades’dedir (10). Bütün bu teçhizatı iyi sakla, daha sonra hepsini senden geri alacağım. Medusa’nın kesik başını da, söz vermiş olduğun gibi Kral Polydectes’e gösterdikten sonra Tanrıça Athena’ya vereceksin. Sana söyleceklerim bunlardır. Şimdi birlikte Gri Kadınlar’ın ülkesine gideceğiz,” dedi.
     Perseus, Tanrı Hermes’in kılavuzluğunda yola çıktı. Gri Kadınlar’ın yaşadığı yer, Okyanus ırmağının öteki ucunda, Kimmerler’in ülkesine yakın bir yerdeydi. İhtiyar kadın yüzlü ve tek gözlü bu üç garip yaratığın yaşadığı ülke, her zaman loştu. Hiçbir zaman güneş ışığı oraya girmediği gibi, geceleri ay bile doğmazdı. Etraflarındaki her şey de kendileri gibi gri renkliydi. Tanrı Hermes’le birlikte Hades’in “Karanlıklar Ülkesi”nin (11) önünden geçerek, kendilerine Kuzey Perileri’nin yolunu gösterecek Gri Kadınlar’ın yurduna ulaştılar.

Açıklamalar:
(9) Hyperborean: Dünyanın kuzey ucundaki ülke. Burada güneş hiç batmaz, her zaman yumuşak ve ılık bir hava eser, insanlar mutluluk içinde yaşar, ölüm ve hastalık nedir bilmezler.
(10) Hades: Yeraltındaki ölüler ülkesinin tanrısı. Tanrı Zeus’un kardeşi.
(11) Karanlıklar Ülkesi: Dünyanın kuzeybatı ucunda bulunan ölüler ülkesi. Buraya Güneş Tanrısı Helios’un girmesi yasaklandığı için her zaman karanlıktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir