Zamanla Yarışmak, Kendinizle Yüzleşmek

Z

       Zamanla yarışmak, günümüz insanının en birincil mücadelesi. Koşturmayla başlayan sabahlar, günün yorgunluğuyla kavuşulan akşamlar, bazen derin bazen de uykusuz geçen geceler, gün içindeki stres, eşe, sevgiliye, çocuğa, anne babaya ayrılamayan zamanlar ve bunun yarattığı suçluluk duyguları derken, zamanla yarışmanın getirdiği gerçeklikle birden yüz yüze kaldığınızı anlarsınız. Ne vardır bu gerçekliğin içinde?
       Bu gerçekliğin içinde ‘keşkeleriniz’ ve ‘pişmanlıklarınız’ vardır. Araba kullanırken, aniden önünüze fırlayan yayalar gibidir pişmanlıklarınız ve keşkeleriniz. Onları öldürmemek için frene basarken, kurtulduklarını gördüğünüzde gaza basıp gidersiniz. Ta ki, yeni bir ani karşılaşmaya kadar. Yıllar, pişmanlıklarınızı yok etmez, sadece büyütür. Her görmezden geliş, keşkelerin halkasına yeni bir pişmanlık ekler. Ve her yeni yıla girilirken, saatler tam gece yarısını gösterdiğinde, hayat zaman atlarken, tüm yüreklerde dilekler tutulur. Ancak o dileklerin yanında pişmanlıklarınızı sorgulamak hiç aklınıza gelmez.
       Gerçi aradan bir ayı aşkın zaman geçti ama olsun; şu andan itibaren yapmak istediğiniz neleri gerçekleştirdiniz, neleri gerçekleştiremediğinizi bir düşünün. Yapmak isteyip de gerçekleştirdiklerinizden mutluluk duyduğunuzu biliyorum ama ya yapamadıklarınız? Davranış bilimcilerin araştırmalarına göre, insanlar yaptıklarından değil de, en çok yapmadıklarından pişmanlık duyuyorlarmış. İç dünyanıza şöyle kısa bir yolculuk yapın, göreceksiniz ki, siz de yapmadıklarınızdan ya da yapamadıklarınızdan pişmanlık duyuyor olacaksınız. O halde, kendinizle yüzleşin ve eskittiğiniz yakın geçmişte yapmadığınız her ne varsa, sizi bekleyen önünüzdeki yepyeni dönemde planlarınızı uygulamaya koyun.
       İnsanın kendisiyle yüzleşmesi, hayatındaki en zor süreçtir. Hataları kabullenmek, ihmalleri kabullenmek, ertelemeleri kabullenmek, üstelik bu hata, ihmal ve ertelemelerin sonuçlarını kabullenmek acı verir. Acı ise, yüz yüze gelmek istemediğimiz, arkamızı döndüğümüz bir duygumuzdur. Acıları reddettiğimiz zaman, bu acılar bize öfke ve depresyon olarak geri döner. Acılarımızı azaltalım ki, öfke, stres ve depresyonumuz da en aza insin.
     Sevmeyi ve sevdiklerinizi ertelemeyin. Her bir hücrenize işlenmiş ‘sevgi’ duygunuzu ve bu muhteşem duygunuzun yöneldiği hiçbir şeyi ertelemeyin. Uzun zamandır almayı düşündüğünüz ama fırsat yaratıp da alamadığınız sevdiğiniz bir şeye, görmek isteyip de zamansızlıktan gitmeyi ertelediğiniz filme, okumayı çok istediğiniz kitaba, görmeyi çok arzuladığınız bir arkadaşınıza, birlikte olmak için bir türlü vakit ayıramadığınız canınızdan çok sevdiğiniz çocuğunuza, hayatı paylaşmak adına başladığınız ama paylaşımsızlıktan yakındığınız ilişkinize ya da evliliğinize, dilinizin ucuna geldiği halde söyleyemediğiniz “Seni Seviyorum” cümlesine, hayatın koşturmasından zamana teslim ettiğiniz sevginize ve sevdiklerinize sahip çıkmanın tam zamanı. Hem de hemen… Hem de şimdi…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi