Arabayla Sinek
Arabayla Sinek

Arabayla Sinek

Kumlu, çakıllı, belalı bir yokuş;
Bir de güneş, cehennem! Ne ağaç, ne gölge.
Altı gürbüz at zor çekiyor arabayı.
Kadını, papazı, ihtiyarı
Hep inmiş yola.
Atlar kan ter içinde, soluk soluğa.
Pes ediyorlar ikide bir.
Derken bir sinek çıkagelir,
Vız vız tebelleş olur atlara:
Gayret verecek hepsine aklı sıra.
Bir onu ısırır, bir bunu.
Ha gayret, ha göreyim sizi!
Vız arabanın okuna,
Vız arabacının burnuna.
Atlar çekti mi biraz,
Yolcular sevinip yürüdü mü,
Seninkinde bir caka, bir caka!
Ben olmasam ne yapardınız, gibilerden.
Pür telaş mekik dokur ortada.
Cephede çavuş sanki mübarek!
Dört bir yana koşup
Askeri ileri sürecek!
Durmadan da dert yanar herkesten;
Bütün yük benim sırtımda diye:
— Bak kimse geliyor mu atları dürtmeye?
Papaz Efendi dua kitabına dalmış,
Dünya umurunda değil.
Bayan dersen bir türkü tutturmuş,
Tam sırası sanki türkü söylemenin!
Gel de kızma, der sinek yoldaş;
Onun kulağına vız,
Bunun kulağına vız,
Derken araba çıkar yokuşu zor bela:
— Hele şükür, der sinek, bir nefes alayım bari!
Feraha çıktı millet, ama benim canım da çıktı.
Haydi, kuyruklu baylar, sökülün paraları.
Aramızda böylesi adam çok var,
Her işe burnunu sokar,
Dırdırı bitmez, kovarsın gitmez,
İşi sen yaparsın, parsayı o toplar.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir