Aslanın Sarayı
Aslanın Sarayı

Aslanın Sarayı

Haşmetli aslan merak etmiş bir gün
Kimlerin kralıyım ben diye.
Fermanlar yollamış dört bir yana
Tuğralı muğralı;
— Milletim gelsin, demiş, sarayıma;
Herkesi birden çağırıyorum;
Tam otuz gün açık oturum.
Ve kurultay kurulmadan önce
Bir şölen, milletimin gönlünce.
Herkes yesin içsin, eğlensin,
Kral nasıl olurmuş görsün.
Fermanı okuyan koşmuş,
Yollar dolup taşmış.
Saraya gelince ne görsünler:
Bir mezbahaymış meğer
Saray dedikleri yer.
Girer girmez bir koku, bir koku…
En önde giren ayı tıkamış burnunu.
Sen misin sarayın kokusunu beğenmeyen,
Bir pençede boylamış öbür dünyayı,
Burnunu tıkayan ayı.
Maymun hak vermiş krala,
Aklı sıra yaranacak budala:
— Aman Sultanım, demiş, pençenize sağlık!
Bu saray, bu koku nasıl sevilmez?
Mis gibi kokuyor ortalık:
Bu kokunun yanında.
Güller sarımsak kalır, bana sorarsanız,
Aslan tüh deyip bu kadarına,
Bakmış hemen maymunun da icabına.
Bu aslan bir başka türlü aslan,
Neron, Kaligula falan soyundan.
Tilki tam bunu düşünürken kral sormuş:
— Sen söyle bakalım, Sayın Bay,
Nasıl kokuyor bizim saray?
— Üzerinize afiyet nezleyim, demiş tilki;
Allem kallem değiştirip konuyu,
Güme getirmiş kokuyu.
Saraylılar, kulağınıza küpe olsun:
Ne ayı gibi açık sözlü olun,
Ne de dalkavuk maymunca,
Zaman zaman da kaytarın, tilki gibi,
Bir şey sorulunca.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir