DECAMERON-4 (Şatoda İlk Gün)
DECAMERON-4 (Şatoda İlk Gün)

DECAMERON-4 (Şatoda İlk Gün)

     Şato küçük bir tepenin üzerinde, bakımlı bir korunun arkasındaydı. Burası ana yollara uzakça olduğundan salgının felaket ve sefaletini pek görmemişe benziyordu.
     Floransa’yı sabahleyin terk eden kafile, yeşillikler arasından geçen gölgeli yollardan şatoya çıktı. Asma kapıdan girilen iç bahçe de fevkalâdeydi. Kıymetli resimler ve antika halılarla süslü salonlar, zevkle döşenmiş yatak odalarına hiç diyecek yoktu.
     Binanın etrafını çeviren terastan bütün ova, şahane bir tablo gibi, göz alabildiğine seyredilebilirdi. Çiçeklerle dolu bahçe ayrıca heykellerle süslenmişti. Çeşmelerden billur gibi sular akıyor, havuzlarda cins cins balıklar yüzüyordu. Mahzenlerdeki şarapların en titiz insanları bile memnun edecek kadar çeşitli ve nefis oldukları da bilindiğinden küçük kafile hemen neşelendi.
     Her tarafı bol mevsim çiçekleriyle doldurulmuş salonda toplanıldığı zaman delikanlıların en genci Diyone söz isteyerek;
     “Muhterem hanımlar,” dedi. “Böyle bir cennete sayenizde girdiğimizi hiçbir zaman unutmayacağız. Sizi pek bilmem ama aylardan beri devam eden ıstırapları, korkuları ben şehrin kapısında bıraktım. Gülüp eğlenmekten, şarkı söyleyip dans etmekten başka bir şey istemiyorum. Eğer böyle hareket etmek gururunuza dokunmazsa bana arkadaş olursunuz. Şayet somurtup oturacaksak bu cennete yazık! Derhal Floransa’ya dönelim, ıstırap çekmeye orada devam edelim.”
     Pampine, bu şakacı nutku aynı eda ile cevaplandırdı:
     “Çok doğru söylediniz, Senyör Diyone! Gördüğümüz faciaları, yaşadığımız kâbus dolu günleri unutalım. Gülüp eğlenelim. Fakat bunun da bir adabı, bir düzeni olmalı değil mi? Yoksa en tatlı zevkler bile çok sürmez, sıkıcı bir hale gelir. Mademki felaketten uzaklaşmak fikrini ortaya ilk defa ben attım, vaktimizin hoşça geçmesi için tutulması gereken yolu da ben göstereyim. İçimizden birini kendimize başkan seçelim. Başkanın görevi eğlenceleri hazırlamak, zevk ve neşemizin devamlılığını temin etmek olsun. Fakat bu kadar masum bir amaçla seçilmiş de olsa, zamanla başımıza bela olmaması ve diğer arkadaşların tepkisini uyandırmaması için, başkanın her gün değişmesini de teklif ediyorum. İlk başkan şimdi hepinizin oylarıyla seçilir. Görev süresi yarın akşama kadar devam eder. Yarın akşam duadan sonra yetkilerini içimizden başka birine devreder. Başkanlar, gündelik eğlenceleri kendi kafalarına göre hazırlamakta serbesttirler.”
     Bu sözler üzerine dokuz arkadaş Pampine’i başkan seçtiklerini söylediler.
     Ceylan gibi ince ve hareketli olan Filomen hemen bahçeye koştu, biraz sonra elinde bir defne çelengi ile döndü. Bunu alkışlar arasında Pampine’nin başına koydular. Böylece iktidar tacını da takmış olan güzel kadın, elini şahane bir azametle kaldırıp herkesi susturdu. Ve mini mini devletinin ilk atamalarını gerçekleştirdi. Uşaklardan birini kâhya yaptı, diğer bir uşağı da ona yardımcı verdi. Üçüncü uşak erkeklerin oda hizmetine bakacaktı. Kadın hizmetçiler de kabiliyetlerine göre vazifeler aldılar.
     Bundan sonra kraliçe (!) devletinin ilk yasağını koydu:
     “Kederli şeylerden bahsetmek yasak! Burada üzüntülü hiçbir konu açılmayacak, hiç kimse somurtmayacak!”
     Sonra; “Hanımlar, efendiler!” dedi. “Öğle yemeğine kadar serbestsiniz.”
     Arkadaşlar bahçeye çıktılar. İkişer üçer kişilik gruplara ayrılarak yüksek ağaçların gölgelediği çimenliklerde koşuştular, şarkılar söylediler, kuytularda gezintiler yaptılar.
     Öğle yemeğinde aşçı bütün ustalığını ortaya koymuştu. Servis de takdir edilecek kadar mükemmeldi. Nefis şaraplar herkesin neşesini bir kat daha artırdı.
     Yemekten sonra kraliçe hazretleri, çalgı çalınıp dans edilmesini emretti. Diyone eline bir lavta, Fiyametta bir viyola aldılar. Danstan sonra öğle uykusuna yatmak için herkes çiçeklerle süslenmiş yatak odalarına çekildiler.
     Kraliçe uyanma emrini verdiği zaman ikindi olmuş, serinlik başlamıştı. Bahçede ağaçların altına masalar, koltuklar hazırlanmış, serinletici içkilerle beraber dama ve satranç takımları da getirilmişti.
     Pampine; “İsteyen oyun oynayabilir ama…” dedi. “Bence bu türlü oyunlardan ancak bir tek kişi zevk alıyor, o da kazanan oyuncu. Yenilen oyuncu ile seyredenlerin aynı zevki duyacaklarını sanmıyorum. Benim bir başka teklifim var: Her birimiz birer hikâye anlatalım. Fikrimi kabul ederseniz derhal başlarız. Bunu eğlenceli bulmayanlar istediklerini yapmakta serbesttirler.”
     Bu teklife hiç kimse itiraz etmediği için kraliçe devam etti:
     “Hikâyeleri seçmekte de herkes serbest olsun. Yalnız bir şartla: Anlatacağımız hikâyeleri seçerken eğlendirici olmalarına dikkat edelim.”
     Sonra, sağ tarafında oturan Senyör Pamfil’e döndü, tatlı bir gülümsemeyle ilk hikâyeye lütfen başlamasını söyledi. Delikanlı bu emir üzerine aşağıda okuyacağınız hikâyeyi anlattı…

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir