Bir Nikah Olayı

B

     Elbette, Volodka Zavituşkin biraz acele etmişti. Ama bu küçük bir hataydı.
     Volodka’nın, nişanlısının yüzüne doğru dürüst bakmadığını söylemek mümkün. Dürüst olmak gerekirse şapkasız da görmemişti onu. Çünkü asıl olaylar sokakta olup bitmişti.
     Volodka Zavituşkin de, tam nikâhtan önce nişanlısıyla birlikte, tanışmak üzere onun annesine uğradığında, üstünü başını çıkarmadan kendini tanıtmıştı. Antrede… Daha doğrusu ayakta…
     Volodya Zavituşkin nişanlısıyla tramvayda tanışmıştı. Nikâhtan beş gün kadar önce…
     Tramvaydaydı ve karşısında genç bir bayan belirmişti. Fazla dikkat çekmeyen, eli yüzü düzgün bir genç bayandı. Kışlık palto giymişti.
     Bu genç bayan kışlık paltosuyla Volodka’nın karşısında ayakta duruyor ve yolcular çarpıp düşürmesin diye kayışa tutunuyordu. Diğer eliyle tuttuğu paketi ise göğsüne bastırıyordu. Elbette tramvay tıklım tıklımdı. İtiş kakış oluyordu. Ayakta durmak tam anlamıyla berbat bir durumdu.
     Volodka, en sonunda genç kıza acıdı:
— Kucağıma, dedi, “Oturun, daha rahat gidersiniz.”
— Yok, hayır, dedi genç kız, “Mersi.”
— Madem öyle, dedi Volodka, “O zaman paketi verin. Dizlerime koyun, çekinmeyin. Ayakta daha rahat durursunuz.”
     Hayır, genç kız bakmış ve paketi de vermemişti. Ya Volodya’nın çalmasından korkuyordu ya da başka bir şeyden. Volodya Zavituşkin, tekrar ona baktı ve sersemledi. “Tanrım, diye düşündü, “Tramvaylarda ne kadar hoş bayanlar varmış meğer.”
     Bu şekilde iki durak gittiler. Üç. Dört. En sonunda Zavituşkin, genç bayanın kapıya doğru ilerlemeye çabaladığını gördü. Volodka Zavituşkin ona teklifte bulundu.
     Genç bayan ise, hemen razı oldu ya da olmadı, ama daha üçüncü günde belediyeye gittiler ve kayıt yaptırdılar. Nikâhları kıyıldı, asıl olaylar da bundan sonra başladı.
     Nikâhtan sonra gençler, kayınvalidenin evine gittiler. Elbette orada tam bir koşuşturmaca yaşanıyordu. Masa hazırlanmıştı. Pek çok konuk vardı. Aile kutlaması yapılacaktı, gençleri bekliyorlardı.
     Çeşit çeşit genç bayanlar ve kavalyeler ortalık yerde koşturuyor, yemek takımlarını koyuyor ve şişelerin mantarlarını açıyorlardı.
     Volodya Zavituşkin, genç eşini daha antrede iken gözden kaybetmişti.
     Sanki özellikleymiş gibi her çeşit yaşlı bayan ve akraba onu kutlamaya ve içeriye sürüklemeye başlamışlardı. Onu odaya getirmişlerdi, herkes sohbet ediyor, elini sıkıyor, sözde hangi kuruma adım attığını soruyordu.
     Ama Volodka, yalnızca genç karısının nerede olduğunu bulamadığının bilincindeydi. Oda genç kızlarla doluydu. Hepsi bir o tarafa, bir bu tarafa dönüyor, bir köşeden diğerine atılıyordu. Hep karanlıkta gördüğü nişanlısını, doğrudan sokakta ya da ışıkta, öldürseniz Volodka ayırt edemezdi.
     “Tanrım,” diye düşündü Volodka.”Böyle bir şey hiç başına gelmemişti. Bunlardan hangisi benim genç karım acaba?”
     Volodka, odadaki genç kızların arasında dolaşmaya başladı. Kâh birinin, kâh diğerinin omuzuna dokunuyordu. Onlar ise oldukça isteksiz davranıyor, özel bir sevinç göstermiyorlardı. Hatta Volodka, bu durum karşısında korkuya kapılmıştı.
     “Al işte,” diye düşündü. “Aklım neredeydi, karımı bulamıyorum.”
     Bu arada akrabalar bu genç adamın anormaller gibi gezinip durmasına ve tüm genç kızların üzerine atılmasına yan yan bakmaya başlamışlardı. Volodka, kapıya dönük duruyordu ve tam bir çöküntü içindeydi.
     “Şimdi masaya oturacaklarsa,” diye düşündü -aman sağ olsunlar- O zaman belki bir şeyler belli olur. Yanıma kim oturursa o karım demektir. Keşke, diye düşünüyorum, şu sarışın otursa. Tanrım ya bana gudubetin tekini yamarlarsa, bir de ömrünün sonuna kadar yaşa onunla!”
     Bu sırada konuklar masaya oturmaya başlamıştı. Yaşlı bir kadın, tanrı aşkına, biraz daha beklemelerini ve masaya oturmamalarını rica etti. Ama konukların durmaya hiç niyeti yoktu, doğrudan yiyecek ve içeceklere atılmışlardı.
     Volodya Zavttuşkln’i başköşeye sürüklemişlerdi. Yanına genç bir kız oturtmuşlardı. Ona bakınca Volodka’nın yüreği sıkıştı.
     “Ah seni,” diye düşündü. “Hiç fena değilmişsin. Şapkasız daha güzelmiş. Artık burnu da büyük gözükmüyor.”
     Volodya Zavituşkin o kadar duygulanmıştı ki, hem genç kıza hem kendine şarap doldurdu ve kutlayıp öpmek için ona sokuldu.
     Ama işte o anda asıl olaylar patlak verdi. Çığlıklar ve bir takım bağırışlar duyulmaya başlandı.
— Bu, diye haykırdılar. “Anormal bir adam, it oğlu it! Tüm kızların üstüne atlıyor. Genç karısı daha masaya oturmadı bile, kendine çeki düzen veriyor, bu ise bir başkasına kur yapmaya başladı.”
     Bunun üzerine tam bir rezalet ve kargaşa patlak verdi. Volodka, elbette her şeyi bir eğlenceye dönüştürebilirdi. Ama kırılmıştı. Kargaşa sırasında akrabalardan biri elindeki şişeyle ensesine vurmuştu.
     Volodka bağırdı:
— Ancak şeytan anlar neler olduğunu! Yanıma başka kadınları oturtuyorlar, sonra da karımın kim olduğunu anlamamı bekliyorlar.
     Bu sırada gelin, beyaz, bol elbisesiyle ortaya çıktı. Küçük elinde çiçek vardı.
— Ya demek öyle,dedi. “Eh, bunun acısı fena çıkacak.”
     Elbette tekrar çığlıklar atıldı, bağırışmalar oldu ve isteri krizleri yaşandı.
     Sonunda akrabalar Volodka’yı evden kovdular. Volodka;
—  Hiç olmazsa bir şeyler yememe izin verseydiniz. Sabahtan beri, dedi. “O kadar ağırdan aldınız ki, hiçbir şey yiyemedim bile.”
     Ama akrabalar Volodya’yı zorla dışarı çıkardılar ve merdivenlere attılar.
     Ertesi gün Volodya Zavituşkin, işten sonra belediyeye gitti ve boşandı.
     Orada ona birkaç tatsız söz söylemişlerdi.
—  Bu türden düşüncesizce evlilikler, bazen yapılsa da… Sakın bir kez daha tekrarlamayın. Yoksa mahkemelik olursunuz.
     Bundan sonra hemen Volodya’yı boşadılar.
     Artık o bekâr bir adam ve tekrar, ancak istekli olanlarla evlenir.
     Ama evlilikte iyi olan ne var ve niçin insanlar evlenmek isterler, işte bunu anlamak çok zor. Genellikle evli kadınlar aldatırlar, her zaman kocalarının yerine başka birine âşık olmaları gizemli bir ayrıntıdır. Sonuçta sizi bilmem ama ben böyle evliliklere hoş bakmıyorum. Evlilikten söz edildiğinde, ben güçlü ve sağlam evlilikten yanayım. Bununla beraber evliliğe gözlerimi kapatmıyorum ve bunun nasıl bir şey olduğunu da biliyorum.

(Rus Öyküsü-Yazan: Mihail M. Zoşçenko–Çeviren: Sevgi Şen)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi