DECAMERON-5 (Birinci Hikâye)

D

    PARiS’te Jeno von Givingni adlı dürüst ve samimi bir adam vardı. İpek ticareti ile uğraşır ve Abraham isimli dürüst Yahudi tüccarla dostluk ederdi. Jeno, Yahudi’nin namuskârlığını ve dürüstlüğünü bildiği için böyle iyi bir adamın Hristiyan olmaması yüzünden cehenneme gideceğinden üzülürdü. Onun için hatalı olan Yahudi’nin dinini terk edip, hakikat dini olan Hristiyanlığa geçmesini isterdi. Çünkü Hristiyan dini kutsal bir inanış olarak gittikçe yayılıyor, Yahudilik ise küçülüyordu. Abraham, aksine Yahudilik’ten daha kutsal bir din tanımadığını söylüyordu. Yahudi doğmuştu, Yahudi olarak ölmek isterdi. Hiçbir şey uğruna dinini bırakamazdı.
     Jeno işin arkasını bırakmıyordu. Birkaç gün sonra konuya tekrar dönerek Hristiyanlığın üstün oluşunun sebeplerini tüccar ağzı ile anlatıyordu. Yahudi, fikrinde ne kadar ısrarlı da olsa, dostu olan Jeno’nun bu baskısı karşısında sarsılıyor ve Jeno gibi cahil bir adamın kafasına giren güzel ilhamı anlamaya çalışıyordu.
     Nihayet, “Peki Jeno,” dedi. “Madem ki sen benim Hristiyan olmamı istiyorsun, bu olacak. Ama daha önce Allah’ın yeryüzündeki mutemedi olarak kabul ettiğin Papa’nın kardeşleri olan Kardinallerin hayatını bir görmeliyim. Eğer onların söz ve hareketlerini senin dediğin gibi bulursam, Hristiyanlığı kabul ederim, değilse Yahudi kalırım.
     Jeno bunu işitince çok kederlendi ve kendi kendine dedi ki; “Bu adamı döndürdüğümü sanıyordum, ama emeklerim boş. Çünkü; Vatikan’a gider ve ruhanilerin rezilce yaşayışlarını görürse, mutlaka Yahudi kalır.”
     Onun için Abraham’a dönerek; “Dostum,” dedi. “Neden Roma’ya kadar masraf ve zahmete gireceksin, senin gibi bir zengin için bu uzun yolun tehlikelerini düşün. Burada seni Hıristiyanlığa çevirecek birisini bulamaz mıyız; yoksa hâlâ şüphelerin mi var? Bu alanda Paris’ te olan üstatlardan daha iyisi nerede bulunur? Seyahatin lüzumsuz.”
     Yahudi; “Söylediklerinin doğruluğuna inanıyorum ama gitmeye kararlıyım,” dedi.
     Israrın tesir etmeyeceğini gören Jeno, “Peki git o zaman!” dedi. Ama, kendi içinden de, “Eğer o, Vatikan’ı görürse, hiç bir zaman Hristiyan olmaz!” dedi.
     Yahudi atına bindi, Roma yolunu tuttu. Oraya vardığında Yahudiler tarafından büyük saygı ile karşılandı. Seyahatının sebebini kimseye sezdirmeden gizlice ruhanilerin yaşayışlarını gözetlemeye başladı. Zeki bir adam olduğu için az zamanda gördü ki, ruhani sınıf en büyüğünden en küçüğüne kadar ahlaksız bir şehvet âleminde yüzmekteydiler. Hatta cinsi sapıklığa müptela idiler. Ne vicdan azabı ne de rezalet korkusu onları uslandıramıyordu. Birçokları o kadar paraya düşkündü ki, kutsal sayılan eşyayı, hatta insanları alış veriş konusu yapmışlardı. Emirleri altında, o kadar çok tefeci vardı ki, Paris’te bile bu kadar tefeci bulunmazdı. Halktan bakım ücreti diye topladıkları paraları har vurup harman savuruyorlardı. Sanki Allah bu rezillerin yaptığını bilmiyormuş gibi…
     Bunun gibi ve daha anlatılamayacak rezaletler Yahudi’de iğrenme duygusu uyandırdı. Gördüğünü kâfi bularak Paris’e döndü.
     Jeno, onun döndüğünü duyunca hemen ziyaretine gitti. Birkaç gün sonra Yahudi’ye, Roma ruhanileri hakkındaki fikrini sordu:
     “Çoğu on para etmez!” diye başladı Yahudi. “Pek çoğunda dindarlıktan ve iyilikten eser görmedim. İsraf, çatlayıncaya kadar yiyip içme, dolandırıcılık, haset, kibir ve söylenemeyecek kadar kötü şeyler gördüm. Orası iyiliklerin, kötülüklerin imalathanesi. Benim görebildiğim, Hristiyanlık dinine dayanak olacakları yerde onu dünyadan silmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Ama buna rağmen, bu tehlike gerçekleşmeyecek ve dininiz daha fazla yayılacak ve daha parlak bir hale gelecek. Onun için hakiki dinin Hristiyanlık olduğunu görüyorum. Kutsal ruhu en iyi şekilde onun temsil ettiğine kanaat getirdim. Onun için, senin ısrarlarına karşı, inatçı davrandım ama artık beni Hristiyan olmaktan hiçbir kuvvet men edemez. Haydi kiliseye gidelim de Hristiyanlığı kabul edeyim.”
     Jeno, aksi bir karar beklerken, bu sözleri işitince, dünyanın en mesut insanı oldu. Onu yanına alarak Notre Dame Kilisesi’ne gitti ve oranın papazına Abraham’ın Hristiyanlığa dönme merasimi yapmasını rica etti. Bu hemen yapıldı.
     Yahudi, Yuhan ismini aldı. Din bilginlerinden ders aldı ve hayatını dindar bir Hristiyan olarak geçirmeye başladı.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz