Tarihin Bilinmeyenleri (Bir Kıl Uğruna)

T

     Tıraş edilmiş, makasla kırpılmış, örülmüş… Tarih boyunca çok sayıda farklı saç modası ortaya çıkmıştır.
     Kim demiş erkekler modaya uymaz diye? Favorileri ve lüleleri en az kadınların etek boyları kadar değişikliğe uğramıştır. Coğrafya ve tarihsel dönem, size saçların bir adamın tepesinde nasıl durduğunun ipucunu verecektir. Kısa saç, Güneş Kral’ın sarayının modaya uygun yakışıklılarına, bugün onların pudralı peruklarının bize göründüğü kadar komik görünecektir.
     Bak anne, cascavlak oldum!
     Eski Mısırlılar tüm vücut kıllarını tıraş ederek, cımbızla veya bal ve terebentinle yapılan bir macunla alırlardı. Arkeologlar birçok mezarda mücevherlerle süslü peruklar bulmuşlardır. Firavunların süslü, uzun sakalları da takmaydı.
     Hey, kirpik!
     Saint Paul’un zamanında kısa saç modaydı. Özellikle de Paul, uzun saç hakkında “erkekler için ayıp” dedikten sonra. On ikinci yüzyılın ortalarında Fransız Kralı VII. Louis, Paul’un tavsiyesini dinledi ve uzun saçlarını kesti. Maalesef kraliçesi Aquitane’li Eleanor, Louis’in kesilmiş saçlarını görünce, geniş topraklarını da yanma alıp arkasına bakmadan kaçıp gitti.
     Peruk modası
     Kısa saçın modası bir ya da iki yüzyıl sürdü. Rönesans sırasında klas erkekler Tanrı’nın kendilerine verdiği saçı perukla süslediler. Fransa’da modaya yön veren Kral XIII. Louis’ydi. Oldukça genç yaşta kel kalan kral, kalan saçlarını bir peruğun altında gizledi. XIII. Louis kelliğini ve peruk tercihini XIV. Louis’ye de geçirdi. Aslında, XIV. Louis, yani Güneş Kral kelliğinden o kadar nefret ediyordu ki, kel kafasını sadece berberi görmüştür. Kralın kelini kimse görmesin diye, Louis yatağından çıkmadan önce, hizmetkârlarının yatağının kapalı perdelerinin arasından peruğunu vermesini isterdi.
     Un moda olduğunda
     Güneş Kralın hükümdarlığı boyunca erkekler, kadınlar ve hatta çocuklar büyük, beyaz peruklar takardı. Kraliçenin nedimelerinden biri, “Herkes akıllı görünmek için olabildiğince yaşlı olmaya çalışıyor” yorumunu yapmıştır. Zenginler saç aksesuarları için özel dolaplar yaptırıyorlardı. 1700’lerde İngiliz askerlerin peruklarını pudralayabilmeleri için haftalık yarım kilo un istihkakları vardı.
     Natürel
     Fransız devrimi pudralı peruklar dönemine son verdi. Zaten kral saçını ve hatta onunla birlikte başını da kaybetmek üzereyken kim bir krala benzemek ister ki? İngilizlerin peruk merakı da 1795’de peruk pudrasına vergi konulunca söndü. Kısa sürede Lord Byron uzun, vergisiz, doğal lüleleriyle erkeklerin yeni modeli oldu.
     Uğruna ölünecek saçlar
     Bu arada Amerikan kolonilerindeki erkekler de kendi saç modellerinden mustariptiler. 1600’lerde Püritenlerde kısa tas gibi kesimler modaydı. Onlarla “tas kafa” diye alay ediliyordu. Ama 1776’dan ve Amerikan Devrimi’nden sonra uzun saç moda oldu. Erkekler şu yakışıklı adama benzemek istiyordu… Ben Franklin. Franklin ABD’nin Fransa elçisiydi. Saraya çıktığında peruk takmak istedi ama peruk kafasına uymadı. O da uzun saçlarının üstüne basit bir kunduz kürkü başlık takıp gitti. Yüksek sosyete onun bu doğal halini bir devrim savaşçısına çok yakıştırdı. (Ben’in uğruna ölünecek saçları olduğunu düşündüler. Bugün Amerikalılar Ben’in dağınık, lüleli saçlarını 100 dolarlarının üzerindeki resmiyle kutluyorlar. Yine de her Amerikan erkeği uzun yeşil saçları olsun istemez!

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz