Alamanlar Böyledir İşte!

A

     Geçtiğimiz yaz, kısa bir süre de olsa, kendilerini sıcak tatil yörelerimizde daha bir yakından tanıma olanağı bulduğum, sandalet altı beyaz çorap giyen yüce ırk Almanları, espri üstü bir üslupla biraz olsun sizlere anlatmak istiyorum. İstiyorum da… Konuya nasıl giriş yapacağımı bilemiyorum…
     En iyisi size, ilk Almanın yaratılış hikâyesini anlatmak suretiyle, sıcak iklimlerden soğuk bir iklime yumuşak bir geçiş yaparak gireyim konuya: Efendim, yaratılış esnasında Tanrı ile asistanı arasında şöyle bir diyalog geçmiş; “Tanrım, şöyle bir şey çıktı, ne yapayım?”, “At gitsin Almanya’ya!”
     Elbet varmış bir sebebi demek ki!
     Neden her filmde kötü adam rolünü Almanların oynadığını hiç düşündünüz mü? Örneğin, Herr Kruger, her filmde kötü bir adamdır. Hans ise, sayısız örneğiyle birlikte, zekâ fakiri, yeteneksiz, saf bir köylü çocuğudur. Her neyse; biraz Almanlardan, Almanlarla birlikte yaşamanın kötülüklerinden, bu adamların olmayan iyi yanlarından ve pek çok kötü huylarından söz etmenin zamanı geldi sanırım. Başlayalım mı?
* Bir Alman önce kendini, sonra seni değil, bir daha kendini düşünür!
* Bir Almanla mermer arasında şu şekil bir fark mevcuttur: Mermer bile insan sıcaklığıyla ısınır!
* Napolyon’un, akıllı bir insanın dört, normal bir insanın altı, bir aptalınsa sekiz saat uyuduğunu belirttiğini düşününce, bir Almanın on iki saatlik uyku süresi, nasıl bir sıfata lâyık olduğunu göstermeye yeter de artar bile!
* Almanlar sarışın kadınlara benzerler; güzeldirler fakat…
* Bavyera’nın son kralı sandaldan düşerek, boğulmak suretiyle ölmüştür. Bu da en kötü ve aptal bir ölüm şeklidir.
* Bir Bavyeralının hayatında üç önemli şey vardır; bira, bira ve bira!
* Bavyeralıların kalpleri yaptıkları porselenlerin inceliği ve kırılganlığından pek nasibini almamıştır. Üstelik ısıya ve her türlü kötü hava şartlarına dayanıklıdır!
* Almanlar yüce değil, yüksek bir ırktır… Üstelik boyları da bazı şeylerle ters orantılıdır!
* Almanca nefis bir dildir, lakin Almanlar konuşunca insana kaba gelir. (Almancayı bir de Çinlilerden dinleyin, çok seveceksiniz!)
* Alman’ın iyisi yoktur; varsa bile muhtemelen soy ağacında yabancı müdahalesi olmuş demektir!
* Tanrının sıkışık bir anına gelmiş ve “Boş ver, bunları yontmasam da olur; uğraşamayacağım şimdi,” demiştir.
* Beyinleri Almanların en sevdikleri ikinci organlarıdır. Lakin ne birincisinin, ne de ikincisinin nasıl kullanılacağını halen keşfetmiş değillerdir!
* Hayatta bir Alman’dan kötü ne olabilir? sorusuna tek bir cevap verilebilir: iki Alman!
     Biraz da Almanların mahremiyetine girip gece hayatlarından dem vuralım:
     Efendim, orta halli bir Alman saat 22.00’de uykuya dalar. Biraz hallicesi 23.00’e kadar yaşam savaşı verir, lakin bu savaş esnasında zaten ayakta uyumakta olduğundan kimseye faydası dokunmaz. Bir Alman erkeğinin olamayan seks hayatını canlandırmak için, partnerinin eve en geç sekizde dönmesi gerekmektedir. Sözün kısası; Almanlar yatakta sadece uyunacağına canı gönülden inanmış bir millettir. Şimdi doğal olarak diyeceksiniz ki, öyleyse bu Hans imajı da nereden çıktı? Hans, aslında Fransızların uydurduğu kötü bir şakadır.
     “Tamam, hadi Hans’ı anladık da, dünyada ilk sıralarda gezinen Alman pornosuna ne diyeceksin?” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Onu da şu şekilde izah etmek istiyorum: Almanlar ilk filmleri çekmeye başladıkları zamanlarda şöyle bir problemle karşılaşmışlar. Yatağa soktukları her Alman uyuyakalmış. Sokmadıkları da ayakta uyumuş. Bari filmleri gündüz vakti çekelim demişler, o da para etmeyince, Alman süsü verilmiş adamları oynatmaya başlamışlar ve sadece bu filmleri seslendirmekle yetinmişler. Şimdi neden Alman hatunlarının ‘Türkiş erkek’ diye koşa koşa memleketimize geldiklerini, sadece geçen yıl 2000 Alman hatunun neden Antalya’ya yerleştiğini anlıyorsunuzdur sanırım.
     Alman milletinin yegâne iyi huyu sadık olmasıdır. Hans’lar Penelope ötesi bir sadakat arz ederler. Bunun sebebi de, zaten başkasına bakacak hallerinin olmamasıdır. Ayrıca unutmayın ki, bir Alman trafik lambası bozulduğunda bile karşıya geçmez. Kuraldan mahrum kalmış bir Alman, sudan çıkmış balık gibidir!
     Gittim, gördüm, konuştum, bezdim… Siz bezmeyin diye söylüyorum. Ne yapmayacakmışsınız? Almanlara âşık olmayacakmışsınız! Unutmayın sakın; bir Alman’la yaşamak, korku tünelinde yaşamak gibidir.
     Hilkat garibesi otelci dostum, yıllar süren ve Küba’ya kadar uzanan eş bulma çalışmalarını başarıyla nihayete erdirmiş ve bir Alman bayana imza attırmış. Bu yazının içeriğini oluşturan neşeli sohbeti için kendisine tekrar teşekkür eder, mutluluklar dilerim…

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz