DECAMERON-8 (Dördüncü Hikâye)

D

    Sarzava şehrinde bir manastır vardı ki, eskiden bugünkünden fazla rahip barındırırdı. Onlar arasında bir papaz vardı ki, canlılığını ne soğuk, ne sıcak, ne oruç ve ne de nöbet zayıflatamazdı.
     Bir gün öğle vakti, diğer papazlar uyurken biraz uzakta olan kilisenin etrafında gezmeye gitti. Orada bir genç kıza rastladı ki, civardaki bir köylünün kızı olmalıydı. Kızı görür görmez, teninde hemen şehevi bir arzu uyandı. Kıza yaklaştı ve konuşmaya başladı, kimse görmeden kızı hücresine götürdü. Kızla kaba şakalara başladı.
     Bu sırada uykudan uyanmış olan baş papaz, yavaş yavaş papazın kapısının önünden geçiyordu, içeriden sesler işitmesi üzerine, hücrenin kapısına kulağını verdi ve içeride bir kadın olduğunun farkına vardı. Kapıyı açmak istedi, sonra bundan vazgeçti, odasına çekilerek papazın çıkmasını bekledi.
     Papaz, kızın cazibesine çok kapılmış olmakla beraber bir huzursuzluk hissetti. Birisinin yatak salonunda yürüdüğünü sezinledi. Delikten bakınca, başpapazın kendilerini dinlediğini hissetti. Hangi cezayı hak edeceğini de biliyordu, neşesi kaçmıştı. Kederini kıza sezdirmemeye çalışarak düşünceye daldı. Nihayet çare olarak yeni bir azizlik buldu ve onu tatbik etti. Kıza;
     “Şimdi dışarı çıkacağım,” dedi. “Seni sessizce buradan çıkarmak için bir çare arayacağım, beni bekle!”
     Hücresini kilitleyerek başpapazın odasına girdi ve daima yaptıkları gibi anahtarı teslim ederek;
     “Muhterem Peder!” dedi. “Kestirdiğim odunu öğleye kadar taşıtamadım. Müsaadenizle şimdi gidip bu işi yapayım.”
     Başpapaz anahtarı sevinçle aldı ve papaza izin verdi. Bu fırsattan faydalanarak papazın işlediği suçu araştıracaktı. Kapı deliğinden gözetlediğini, papazın duymadığını sanıyordu.
     Başpapaz, meseleye bir iyi hal çaresi arıyordu. Acaba papazın odasına bütün öteki papazlarla beraber mi girsin de onların dedikodusunu önlesin, yoksa önce yalnız girip kızdan durum hakkında bilgi mi alsın? Çünkü, kız haysiyeti zedelenecek bir ahbabının kızı olabilirdi. Onun için, önce kızın kim olduğunu öğrenmeye karar verdi. Kızın bulunduğu hücreye girerek kapıyı arkadan kitledi.
     Başpapazın geldiğini gören kız korkudan titremeye ve ağlamaya başladı. Papaz yan gözle kıza bakıyor, ilerlemiş yaşına rağmen bir genç gibi arzu duyuyordu. Kendi kendine, “Ben neden bu zevki tatmayayım? İşte genç ve güzel bir kız, burada olduğunu kimse bilmiyor. Gönlünü edebilirsem, bu zevkten niye vazgeçeyim. Kim duyacak, gizli bir günah yarı yarıya af edilmiştir. Allah’ın verdiği nimeti neden tepmeli.”
     Gelişinin maksadını unutarak onu teselliye başladı. Söz sözü açtı, nihayet başpapaz kıza, aşkını itiraf etti. Kızın kalbi taştan değildi, zorluk çıkarmadan Başpapazın arzusunu kabul etti. Kızı öperek papazın yatağına yatırdı. Vücudunun ağırlığını düşünerek üst yeri kıza verdi.
     Oysa odun taşımaya gideceğini söyleyen papaz, gitmemiş bir yere saklanmıştı. Kapının deliğine yaklaşarak başpapazın ne yaptığını seyretti. Başpapaz işini bitirdikten sonra kendi hücresine dönmüştü. Az sonra papazın geldiğini gördü. Onu bir odaya kapatıp kıza yalnız sahip olmak için papazı çağırttı. Onu sert sözlerle azarladı.
     “Muhterem Peder!” dedi papaz. “Ben henüz kutsal Benedict tarikatında yeniyim, usulleri iyi bilmem, gerçi bana oruç tutmayı ve dua etmeyi öğrettiniz ama kızlara nasıl davranacağımı henüz öğretmediniz. Beni bu defalık affederseniz, bundan sonra bugün bana öğrettiğiniz gibi ve sizden gördüğüm gibi yaparım.”
     Başpapaz, zeki bir adamdı, bütün yaptıklarını papazın gördüğünü anladı ve kendisinin de hak ettiği bu cezayı, papaza vermeye utandı, onu affetti ve olanı biteni kimseye anlatmamasını tembih etti.
     Kız saygı ile uğurlandı. Tahmin edildiği gibi, kız bundan sonra da iki papazın muvafakati ile manastırı sık sık ziyaret eder oldu.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz