DECAMERON-9 (Beşinci Hikâye)

D

     Marki Monferrad, zamanının en cesur adamlarından birisiydi. Kilisenin muhafız kumandanı olarak Hristiyanların denizaşırı seferlerine katılırdı. Fransız Kralı tekgöz Filip’in sarayında, onun yiğitliğinden bahsedilirdi.
     Saray adamlarından birisi Marki ile Markiz arasındaki izdivacın benzerinin olmadığını söylerdi. Nasıl Marki şövalyeler arasında cesareti ile ün almışsa, Markiz de güzelliği ve iffeti ile anılırdı. Bu sözler Krala öyle tesir etti ki, yüzünü görmediği Markiz’e âşık oldu. Onun için tasavvur edilen seferde, Cenova’da gemiye binmeyi ve yolda Markiz’i görmek için bir fırsat aramayı kararlaştırdı. Kocasının bulunmayışı belki ona arzularını tatmin için iyi bir fırsat verecekti. Gerekli emirleri verdi. Maiyetini önden yolladı, kendisi de birkaç şövalye ile yola koyuldu. Markiz’in çiftliğine yaklaştıklarında bir haber yollayarak öğle yemeğini çiftlikte yiyeceğini bildirdi. Zeki ve ihtiyatlı Markiz, verdiği cevapta Kralın ziyaretini en büyük şeref sayacağını bildirdi.
     Markiz, kocasının yokluğunda böyle bir kral ziyaretinin ne mana ifade edeceğini düşünmeye koyuldu. Gerçi, bu ziyarete güzellik şöhretinin sebep olduğunu tahmin ediyorduysa da, iffetine güveniyordu. Sefere çıkmamış olan birkaç şövalyeyi çağırarak gerekli emirleri verdi. Sofranın hazırlanmasını kendisi üzerine aldı. Bulabildiği kadar piliç aldırarak çeşitli yemekler hazırlattı.
     Kral, beklenen zamanda geldi ve büyük saygı ile karşılandı. Kral, Markiz’in güzelliğini ve zekasını şöhretinden daha parlak buldu. Hayranlık içinde kadına kur yapmaya başladı. Kralı, yol yorgunluğunu gidermesi için güzel hazırlanmış bir odaya götürdüler, öğle vakti sofraya oturuldu. Maiyet erkanı ayrı ayrı masalara oturtuldu. Krala birbiri ardından nefis yemekler ve çeşitli şaraplar ikram edildi. Ama kral için en büyük zevk güzel Markize göz atabilmekti.
     Yemekler nefisti. Hepsinin piliç etinden yapılmış olması, Kralın dikkatini çekmişti. Etrafta birçok av hayvanları bulunduğu halde bütün yemeklerin piliç etinden yapılmış olması üzerine, Kral bir nükte yapmak istedi:
     “Güzel Markiz, bu havalide hep horozsuz tavuk mu yetişiyor?” diye sordu.
     Markiz suali anlamıştı. Kendi zihniyetini ifade fırsatı bulduğundan memnundu.
     “Hayır Majeste,” dedi. “Dişiler giyim ve mevki bakımından farklı olsalar da buradakiler de başka yerlerdekiler gibidir.”
     Kral, yemeğin hep piliçten hazırlanmış olmasının sebebini anlamıştı. Böyle bir kadına zor kullanmak mümkün değildi. Kadına duyduğu ihtirası gizlemek lüzumunu hissetti. Niyetinden vazgeçerek yemekten sonra ev sahibine teşekkürle veda etti.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz