Herkül-11 (Thebes)

H

     Perseus soyundan arta kalanların sığındığı Thebes ülkesinin, çok eskilere kadar giden oldukça ilgi çekici bir öyküsü vardır.
     Europa (13), boğa kılığına giren Tanrı Zeus tarafından kaçırılınca, babası Kral Agenor, oğullarını, onu aramalarını, kardeşlerini bulmadan geri gelmemelerini bildirerek gönderir. Europa’nın kardeşlerinden biri olan Cadmus, bütün aramalarına rağmen onu bulamayınca, eli boş dönmek istemediğinden, Delphi’deki Apollo tapınağına giderek, ne yapması gerektiğini rahibelere danışır. Kehanetleri şudur:
     “Europa’yı aramaktan vazgeç, yolda karşılaşacağın ineği izle, dinlenmek için çöktüğü yerde bir şehir kur ve adını Thebes koy!”
     Hakikaten de, adamları ile birlikte tapınaktan ayrılan Cadmus, yolda bir ineğe rastlar ve peşine takılır. Nihayet inek, bugünkü Thebes şehrinin bulunduğu yerde çökünce, Cadmus rahibelerin dediği yere gelmiş olduğunu anlar. Oraya yerleşmek üzere hazırlanırken, kılavuzu olan ineği de Tanrıça Athena’ya kurban etmeyi kararlaştırır. Adamlarını su aramaları için etrafı araştırmaya gönderir. Yakınlarındaki ormanda korkunç bir ejderin yaşadığını bilmeyen zavallılar, kendilerini korumaya gerek görmeden yola çıkarlar; fakat az sonra canavara yem olurlar. Aradan epeyce zaman geçtiğini gören Cadmuş, onları aramak için kaynağa yollanır. Ejderha onun da karşısına çıkar; ancak Cadmuş elindeki ucu çivili topuzuyla canavarı öldürmeyi başarır. Tam bu sırada, kendine adanan kurbandan çok hoşnut olan Tanrıça Athena, yeryüzüne inerek Cadmus’a görünür. Öldürdüğü ejderin dişlerini toprağa gömmesini söyler. Sonunun nereye varacağını bilmeden, denileni yerine getiren Cadmus, topraktan birden bire eli silahlı dev adamların çıktığını hayretle görür. Bu savaşçılar Cadmus’a aldırmadan dövüşmeye, birbirlerini öldürmeye başlarla. Devlerin savaşı beş kişi kalana kadar sürer. Daha sonra Cadmuş aralarına girerek öfkelerini yatıştırır ve dövüşmelerine son vermelerini söyler. Bunların yardımı ile Cadmus, Thebes kentini orada kurar. Daha sonra Tanrıça Athena’nın da yardımı ile Cadmus, Aphrodite’nin kızı Harmonia ile evlenir ve bu evlilikten dört kız ile bir erkek evlat sahibi olur. Ancak, öldürdüğü ejder Tanrı Ares’in kutsal yaratığı olduğundan Cadmus cezalandırılır. Yedi yıl Tanrı Ares’e hizmet ettikten sonra serbest bırakılırsa da, tanrının öfkesi Cadmus ve çocuklarını ömür boyu kovalar.
     Amphitryon, Alcmene ve Licymnius’un Thebes’e sürüldüğünü geçen yazımızda anlatmıştık. Şimdi bu ülkenin kralı, meşhur Oedipus’un dayısı olan Creon’du. Kral Mycenae’den gelenleri çok iyi karşıladı. Hatta Licymnius’u kız kardeşi ile evlendirerek dostluğunu gösterdi. Kral Creon, Amphitryon’un da durumuna acıyordu. Bir gün, onu günahlarından arındırarak huzura kavuşturdu. Ancak bütün bunlardan sonra da, Alcmene onunla evlenmemekte hâlâ kararlıydı. Önce kardeşlerinin intikamının alınmasını şart koşuyordu.
     Amphitryon’un bu umutsuz durumuna çözüm yolunu yine Kral Creon buldu. Taphia ve Teleboa ile savaşması için yardıma hazırdı. Gerekli savaşçıları Amphitryon’a verecekti. Ancak o da, Tanrı Dionysus’un kentin başına bela olarak bıraktığı, etrafa korku saçan dişi tilkiyi ortadan kaldıracaktı. Ölümsüz bir yaratık olan bu tilki ile o güne kadar kimse baş edememişti. İşte şimdi Alcmene ile evlenebilmesi için Amphitryon’u böyle bir zorluk bekliyordu. 

Açıklamalar:
(13) Europa: Zeus bir sabah Olympos’taki sarayında oturmuş yeryüzünü seyrederken, uykudan yeni uyanmış olan Kral Agenor’un kızı Europa’yı gördü. Kız, görmüş olduğu bir rüyanın etkisi altındaydı. Bunu yorumlamaları için kız arkadaşlarını topladı. Hep beraber deniz kıyısındaki çiçek tarlasına gittiler. Zeus onu görünce dayanamadı. O sırada karısı Hera uzaklardaydı. Zeus yine de Hera’nın duymasından çekinerek bir boğa kılığına girmeyi uygun buldu. Kahverengi, güzel ve sevimli bir boğa oldu. Boynuzlarını da çiçeklerle süslemişti. Hemen kızların yanına indi. Herkes gibi Europa’da boğayı pek sevdi ve onu okşamak için yanına gitti. Zeus kızı sırtına aldığı gibi denize daldı. Önünde sular açılıyor, boğaya yol veriyordu. Zeus, Europa ile birlikte Girit adasına gitti. Bir süre orada kaldılar, seviştiler, çocukları oldu. Minos ve Rhadamanthys adlı çocuklarla daha sonraki yazılarımızda tekrar karşılaşacağız.

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz