Mısır Piramitleri-4 (Firavun Tutankamon ve Hazinesi)
Mısır Piramitleri-4 (Firavun Tutankamon ve Hazinesi)

Mısır Piramitleri-4 (Firavun Tutankamon ve Hazinesi)

     Hazinesi yağma edilmeden, tabutu kaçırılmadan açılan tek piramit Tutankamon’un piramididir. Bu piramitte bulunan eserler, hem tarihi belge olarak, hem de maddi değer olarak eşsizdir.
     Tutankamon (Tut-Ank-Ammon) M.Ö. 14.yüzyılda, yani zamanımızdan 3400 yıl kadar önce ölmüştü. Bütün dünyaya tek tanrılı bir din yaymak istiyordu.
     Şimdi size, bu firavuna ait mezarın nasıl bulunduğunu anlatalım:
     Yıl 1923. İngiliz arkeolog Howard Carter, altı yıldan beri araştırmalarına devam etmektedir ve artık sonuçtan ümit kesmek üzeredir. Nereyi kazsa, hangi kapıyı açsa, heykel buluyor, resim buluyor, ama hazine odasını da bomboş buluyor…
     Fakat Carter, son kazısında, altı yıllık değil, ömür boyu çalışmaya değer bir hazine buluyor…
     Arkeolog Carter, Tutankamon’un mezarını bulmuştu: Açılmamış tabutu, dopdolu hazinesi ile… Mücevherler, altın tahtlar, taçlar, savaş arabaları ve daha nice değerli eşya ile… O kadar çoktu ki, taşınması haftalar sürecekti. Dev anıt, binlerce yıldan beri firavunun ebedi dinlenme odasını, hazinesini koruyabilmişti.
     Carter ve yardımcıları, iğne ile kuyu kazar gibi bir yavaşlıkla kaza kaza, yer altı odasına kadar ilerlemişlerdi. Carter, bilim insanlarını ve arkadaşlarını da çağırmış, sonucu merakla, heyecanla bekliyordu.
     İşçiler ölüm korkusuna kapılmış, titriyor ve konuşamıyorlardı. Çünkü onlar, mumyaları rahatsız edenlerin ölüme mahkûm edildiklerini biliyor, buna içtenlikle inanıyorlardı.
     Carter öne geçti. Açılan geçitten yürüyerek karanlık odaya vardı, feneri kapıdan içeri tuttu. Az daha heyecandan düşüp bayılacaktı. Önünde altın bir duvar vardı ve yığın yığın mücevher! Akla durgunluk verecek bir manzara idi bu; 5 metre boy, 3 metre genişlik ve 2.25 metre yükseklikte olan bu odanın duvarları ve iç içe girmiş sekiz tabut saf altından idi. İngiliz bilgin bağırmaktan kendini alamadı:
     “Harika bir şey! İşte hazine!”
     Bir Demet Çiçek
     Bulunan her şey, 19 yaşında ölen firavun Tutankamon’a aitti. Kendisi de altın tabutunun içinde, 3400 yıldan beri gülümseyip duruyordu: Genç, dinç, taze… Yaşıyor gibi!
     Beşinci tabutta Carter, bir şey daha gördü ve şaşakaldı. Bu, genç kralın dul karısı genç kraliçe tarafından bırakılmış bir demet çiçek idi: Sapları hafif sararmış, ama binlerce yıldan beri renk canlılığını hiç kaybetmemiş bir demet peygamber çiçeği.
     Tutankamon’un mumyası orta tabuttaydı. Ondan bir önceki tabuta konan bir demet çiçek, sanki “Ölümden korkmuyorsan hiç olmazsa, aşkımıza saygı göster ve genç bir dulun kocasını mezarında rahat bırak,” diyordu.
     Carter, çiçekleri eline almak istedi. Fakat yapraklar toz olup uçuşuverdiler. Tabii bu affedilecek bir hata değildi. Böylece, genç Kraliçe Ankesan Amon’un aşkının tanıkları da uçup gitmiş, başka bir delil kalmamıştı.
     Ölümün Kanatları
     Carter ve arkadaşları hayran hayran muhteşem manzarayı seyrederken, işçi fellahlar, aralarında dövüşüyorlar ve bağırıyorlardı:
     “Uğursuzluk gelecek! Ölüm gelecek!”
     Carter, son üç altın tabutu da açınca, altın ve diğer değerli taşlarla ve ince bir sanatla işlenmiş kraliyet alâmetlerini gördü. Tabutun kapağı, firavunun altın kabartma bir heykeli idi. Altın maske, incilerle, bilezik ve yüzüklerle süslüydü. Ayak parmaklarının her birine birer altın yüksük geçirilmişti.
     Firavunun tabutunda, besbelli rahipler tarafından yazılmış şu yazıtlar da vardı:
     “Firavunu rahatsız edene, ölüm kanadını dokunduracaktır!”
     Başının altındaki destekte de şunlar okunuyordu:
     “Bu derin uykudan uyan. Sana kötülük edenlerden intikamını alacaksın. Tanrı Plah senin düşmanlarını yendi, onlar artık yok oldular!”
     Carter ve Lord Carnavon, bu tehdide rağmen, firavunun çıplak mumyasını meydana çıkarmak için maskesini kaldırmakta hiç tereddüt etmediler.
     Firavunun yüzü hafif kızarmıştı. Bir yara izi bulabileceklerini düşünerek ötesine berisine iyice baktılar ve buldular. Yanağında hafif bir leke vardı. Bu da ölüm sebebi olabilecek bir yara olarak görünmüyordu. “Basit bir sinek sokması olabilir,” deyip geçtiler. 

(Gelecek yazı: Mumya İntikam Alıyor)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir