Herkül-14 (Ate)

H

     Artık Heracles/Herkül’ün kaderi belliydi. Bunu değişmez kararı ile Tanrı Zeus bildirmişti. Küçük bebek nasıl büyüdü, babasının çizdiği yolda ilerlerken başına neler geldi? Bütün bunları anlatmaya başlamadan önce, biraz da Olympos’tan aşağı atılan Tanrıça Ate’yi tanıyalım:
     Evren, tanrılar ve insanlar yaratılmadan önce, karanlıktı. Bu karanlığın içinde, Dünya var olmadan, Chaos (Boşluk) vardı. Chaos’tan ilkin Yer altı, sonra Yeryüzü ve en sonra da Nyke, yani Gece oluştu. Daha sonra kendi kendine üremeye başlayan Gece’den, birçok kötülükleri temsil eden tanrılar doğdu. Bunların arasında, sonradan insanları etkileyecek olan Uyku, Rüya, Kader, Öç, Kavga ve Gaflet tanrıları da vardı.
     İşte bunlardan biri olan Gaflet tanrıçası Ate, Kavga tanrısı Eris’den (16) doğar. Ate, insanların aklını çeler, doğru yolu görmelerini engeller, şaşırtır, aldatır, sonunda gaflete düşürüp suç işlemelerine sebep olur.
     Ilius adında biri, Phrigia kralının düzenlediği bir yarışmaya katılarak, elli adet köle olan büyük ödülü kazanmıştı. Bununla birlikte ülkesine doğru yola çıkmakta iken, kral ona siyah renkli bir de inek vererek, hayvanı izlemesini, duracağı yerde bir şehir kurmasını öğütlemişti.
     Tanrı Poseidon’un Pallas adlı küçük torunu ile Zeus’un kızı Tanrıça Athena, savaş oyunu oynarken, birbirlerine darılmışlar. Tam kavgaya başlarlarken Zeus, Pallas’ın önüne Aeigis (17) kalkanını sarkıtarak iki kızı ayırmış. Ancak bu sırada Athena’nın savurduğu mızrak onu yaralayarak öldürmüş. Çok sevdiği arkadaşı Pallas’ın ölümüne Athena o kadar üzülmüş ki, ona benzeyen Palladium (18) adını verdiği, sihirli bir heykel yaparak, Olympos’a götürmüş ve uzun müddet yanında saklamış. Ancak, öfkeli bir anında Tanrı Zeus, heykeli elinden aşağı düşürmüş.
     Arkasındaki kadınlı erkekli köleleri ile yoluna devam eden Ilius, ineğin bir tepenin üzerinde durduğunu görerek, hemen hayvanın yanına gitti. Tam bu sırada da Tanrı Zeus’un elinden kaçırdığı Palladium yeryüzüne indi ve Ilius’un ayaklarının dibine düştü. Bu tanrıların bir işaretiydi. Hem, Phrigia kralının dediği gibi siyah inek de orada durmuştu. Ilius hiç beklemeden, tepenin yanında bir şehir kurdu ve Ilium adı verilen bu kentin kralı oldu. Yerde bulduğu Palladium heykelini de yeni kurulan şehrin büyüsü olarak Tanrıça Athena için yaptığı tapınakta sakladı. Ilium, kendinden sonra gelen krallar tarafından daha da büyütülerek, Truva zadını aldı.
     Öfkeli Zeus tarafından, tıpkı Palladium heykeli gibi Olympos’’an aşağı atılan tanrıça Ate, yanındaki bütün kötülüklerle beraber yeryüzüne; tam da Kral Ilius’un Palladium’u bulduğu tepeye indi. Bundan sonra dünyada işlenen bütün suçlar onun eseri olacaktı. Nitekim yeryüzüne ilk ayak bastığı yer olan Truva’nın (19) başına gelen bütün belalar, Ate’nin ürünleriydi.

Açıklamalar:
(16) Eris: Kral Peleus ile Tanrıça Thetis’in düğününe, intikam almak için, üzerinde “En güzele” yazılı bir elmayı, ortaya Eris atar.
(17) Aeigis: Tanrıça Rhea, Zeus’u doğurduğu zaman, çocuklarını yutan kocası Cronus’tan kaçırarak, İda dağında bir mağaraya saklar. Zeus’u burada bir su perisi büyütür ve onu bir keçinin sütü ile besler. Aeigis adlı bu keçi, Güneş tanrısı Helios’dan doğma korkunç bir yaratıkmış. Titan denilen devler bile ondan korkarlarmış. Zeus büyüyüp Titanlarla giriştiği savaşta, bu keçinin derisinden aeigis kalkanını yapar ve kullanır. İlk bölümlerde, Perseus’un öyküsünde, Tanrıça Athena’nın Medusa’nın yılanlı korkunç başı ile süslediği kalkan da budur.
(18) Palladium: Helenus’un kehaneti üzerine, bu kutsal heykelciğin Truva kentinden çalınışı efsanelere konu olmuştur.
(19) Truva: Truva kentinin başına gelen felaket ve 10 yıl süren savaşlar, hemen hemen herkesin malumudur.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz