Gizli Servisler (CIA-5)
Gizli Servisler (CIA-5)

Gizli Servisler (CIA-5)

     Özel Savaş, Kural Olarak Yasa Tanımaz!
     ABD’nin örtülü eylemler yürüten personelinin yasalara tabi olmayacağı, daha 1961’de resmi bir talimnamede kayıt altına alınmıştı. ABD Kara Kuvvetleri’nin 1961’de yayımladığı FM 31-15 Unconvential Warfare (Gayrinizami Harp) adlı ta-limnamesi, 1964 yılında Türkiye Cumhuriyeti Kara Kuvvetleri Komutanlığı tarafından aynen tercüme edilerek ST 31-15 numarasıyla yürürlüğe kondu. ST 31-15 numaralı talimnamenin 9-b maddesinde aynen şöyle deniyor:
     “Bir gayrinizami kuvvetin yeraltı unsurları kaide olarak kanuni statüye sahip değillerdir.”
     1981’de Ronald Reagan’ın ABD Başkanlığı‘na gelmesiyle CIA’nın örtülü eylemleri, en yoğun dönemine girdi. Reagan ve Yardımcısı (CIA eski Başkanı) George Bush’un yönetiminde, CIA’nın bütün birimleri elden geçirildi, onarılıp takviye edildi. CIA Başkanlığı‘na kıdemli ÖSS ajanı William Casey getirildi.
     Hiçbir yasa ve kural tanımayan Casey yönetiminde CIA dünyanın her yanında kirli işlere büyük bir hızla daldı. Bunların bir kısmı 1986’da İrangate skandalıyla saptandı.
     Reagan yönetimi, Üçüncü Dünya ülkelerine yeni bir Haçlı Seferi başlattı. Bu saldırının teorisi ise, komünizmin küçük savaşlar ve ayaklanmalar yoluyla “Hür Dünya’ya” karşı savaş yürüttüğü teziydi. Reagan yönetimi örtülü eylemlerini meşrulaştırmak için “Düşük Yoğunluklu Savaş” stratejisini geliştirdi.
     Bu stratejinin yaratıcılarından, Loyala Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Sam C. Sarkesian, Özel Savaşın doğası gereği yasa ve kural tanımayacağını şöyle ifade ediyordu:
     “Özel savaşın karakteri ve ihtiyaçları, Amerikan halkının savaş konusundaki bakış ısına genellikle uygun düşmez. Bir devrimci hareketi alt etmek; isyanın liderlerini bulmayı, kaçırmayı, bir şekilde ortadan kaldırmayı gerektirir. Bu süreç kaçınılmaz olarak yaygın işkence ve suikast araçlarına başvurmayı gerektirir. Eğer ABD’nin müdahalesi zorunlu ve haklı kabul ediliyorsa, bu yöntemlerin de kabul edilmesi gerekir.”
     “Siyasetçiler ve halk, Düşük Yoğunluklu Savaş strateji ve taktiklerinin demokratik kavramlara uymayacağını anlamak zorundadır. Devrim ve karşıdevrim, hangi yolla olursa olsun başarıya ulaşmak için kendi ahlakını ve kurallarını yaratır. Hayatta kalmak, sonuca ulaşmak için birincil erdemdir.”
     ABD Ulusal Savunma Üniversitesi Öğretim Üyesi Neil Livingstone da, ABD emperyalizminin katil yüzünü açık sözlülükle ifade etmekten kaçınmıyor. Livingstone, şu sözleri, ABD Savunma Bakanlığı‘nın (Pentagon) düzenlediği “1980’lerin Savunma Planları” başlıklı konferansta sunduğu “Terörizmle Mücadele ve ‘Küçük Kirli Savaşlar'” başlıklı tebliğinde sarf ediyor:
     “Zamanımızın küçük kirli savaşları, ‘hoş‘ değil kuşkusuz. Ancak, haşin ve zalimce yöntemlerden çekinirsek, Düşük Yoğunluklu Savaşı başarıyla yürütme yeteneğimizi kendi elimizle ortadan kaldırırız. Bu savaş, harekât bölgesine basının girişini yasaklamayı, Kongre denetimini çiğnemeyi, öne çıkmış teröristlerin kelle avcılarınca takip edilip öldürülmesini gerektirir. Bu uygulamalar, sivil özgürlükçülerin yakınmasına neden olabilir. Ancak unutulmamalı ki, ABD, Üçüncü Dünya’da bir savaşın içinde ve bir savaşta hesap edilecek tek şey, o savaşın nasıl kazanılacağıdır.”
     Bu konuda kamuoyuna en çarpıcı ıklamayı yapmak ise kontr-gerillacıların piri Yarbay Oliver North’a nasip oluyordu. ABD Ulusal Güvenlik Konseyi’nin Kontr-terörizm ve Düşük Yoğunluklu Savaş Daire Başkanı North, görevde bulunduğu süre içinde CIA ile iç içe çalışmıştı. North, Temmuz 1987’de İrangate Skandalı‘nı soruşturmak üzere kurulan Kongre Komisyonu’nda ifade verirken aynen şunları söyledi:
     “ABD, Üçüncü Dünya’da Sovyet destekli güçlerce hayati bir şekilde tehdit ediliyor. ABD’nin ulusal güvenliği, örtülü paramiliter operasyonları, kamuoyunu yönlendirmek için hileleri zorunlu kılıyor. Yardımımızı şmanlardan gizlemek için ABD yetkililerinin olayın üstünü örtecek yanlış bilgiler vermesi veya yalan beyanda bulunması gereklidir. Örtülü eylemi yürütenler, ABD makamlarına da yanlış bilgi verebilirler.”
     North tarihe geçecek sözlerini şöyle bağlıyordu:
     “Örtülü operasyon büyük ölçüde hileye ve yanıltıcı propagandaya dayanır. Bunların özü ise külliyen yalandır…”

(Gelecek yazı: CIA-6)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir