Mısır Piramitleri-5 (Mumya İntikam Alıyor)

M

     Mezara Dokunan Herkes Ölüyor
     Tutankamon’un mezarının açılmasından iki-üç hafta sonra, Lord Carnavon’un yüzünü bir sinek soktu. Tıpkı firavunun yanağındaki gibi, aynı noktada, aynı yara, aynı iz.
     Lord yatağa düştü. Doktorlar hastalığı teşhis bile edemediler. “Sıtma olabilir,” dediler ama değildi. Zaten Mısır gibi sıcak ülkelerde, sıtma aşılayan sivrisinekler yoktu.
     Lord Carnavon, kıvranıyordu. Bir gün yatağında doğrulup, “Tamam!” dedi. “Tutankamon’un sesini duyuyorum. Beni çağırıyor! Beni bekliyor!”
     O böyle deyince, hastabakıcı korkup odadan çıktı. Aynı anda doktorları ve orada bulunanları şaşırtan bir olay oldu. Bir anda evin bütün elektrikleri söndü. Elektrikler tekrar yandığı ve hastabakıcı döndüğü zaman Lord ölmüştü.
     Sonradan anlaşıldı ki, elektrik cereyanı merkezden kesilmemiş, sigortalarda kontak veya tel kopması gibi bir arıza olmamış.
     Lordun bu şekilde ölümü bir anda dünyaya yayıldı. Firavunun intikam peşinde olduğu söyleniyor, haber bütün dünya basınında iri başlıklarla yer alıyordu. Tabii buna “Tesadüf” diyenler de çoktu.
     Lordun ölümünden az sonra hastabakıcısı da öldü. Buna da tesadüf denebilirdi, ama bunu takip eden ölüm olayları büyük heyecan uyandırdı. Tutankamon’un piramidinde çalışan işçiler, tarihçiler ve kazının yapılmasına yardım edenler peş peşe ölmeye başladılar.
     Carter’ı kazıya teşvik eden bir profesör aniden hastalandı ve öldü. Doktorlar ölüm sebebini açıklayamadılar. Bundan hemen sonra, mezar duvarının delinmesine yardım eden Arthur Menace hastalanarak, arkeolog Evelyne White sinir buhranı geçirerek öldüler. Evelyn White ölümünden biraz evvel yazdığı veda mektubunda şöyle diyordu:
     “Beni ölüme çağıran ve zorlayan bir kuvvet var!”
     White’dan iki gün sonra Tutankamon’un radyografisini alan Dr. Archibald Douglas’ın ölmesi heyecanı artırdı. Çünkü Dr. Archibald gençti. Hiçbir hastalığı olmadığı gibi bir pehlivan kadar kuvvetli ve cesurdu.
     Londra, Paris ve Newyork’ta gazeteler firavunun intikamlarını baş sayfalarında yazmaya başladılar.
     Ölenler bu kadar değildi; Carter’ın sekreteri bir sabah yatağında ölü bulundu. İki gün sonra da sekreterin babası öldü.
     Carter, kendisiyle çalışanların birer birer ve peşi sıra öldüklerini gördükçe vicdan azabı ile kıvranmaya başladı. Öyle bir azap duyuyordu ki, ölümden beterdi! Firavun onu öldürmeyi sanki işkence etmek için geciktiriyordu. Derken, Lord Carnavon’un karısı ve kardeşi de esrarlı bir şekilde öldüler.
     Sonra sıra Mısırlı arkeologlara ve kazıda çalışan fellahlara geldi. Fellahların dördü-beşi birden ölüyordu. Kısa zamanda kazıda çalışan hiçbir işçi sağ kalmadı.
     Yalnız Carter birkaç yıl daha yaşadı ama ölümü aratan işkenceler içinde bir yaşam süreci geçirdi. Sonunda o da öldü ve hastalığı anlaşılamadı.

(Gelecek yazı: Bilginler Sır Peşinde)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz