DECAMERON-15 (On Birinci Hikâye)
DECAMERON-15 (On Birinci Hikâye)

DECAMERON-15 (On Birinci Hikâye)

     Başkaları ile hele saygıdeğer şahıslarla alay edilirse, kabak alay edenin başında patlar. Bir müddet önce Trevizo şehrinde Arigo adlı bir Alman yaşardı. Hamallıkla geçinen bu adam, dindar ve dürüst bir kişi şöhretine sahipti. Trevizo halkı iddia ediyordu ki, o öldüğü zaman, kiliselerin çanları kendiliklerinden çalmaya başlamış. Herkes bunun bir mucize olduğunu kabul ediyor ve Arigo’nun öldükten sonra azizler arasına girdiğini kabul ediyorlardı. O, büyük kiliseye gömülmüştü. Ve topallar, körler ve her türlü hastalar onun mezarına getiriliyor ve vücuduna el sürenin sıhhate kavuşacağı iddia ediliyordu.
     Oraya giden kalabalık arasında Floransalı üç kişi vardı. Bunların adları Steşi, Martelin ve Markiz’di. Bu adamlar başkalarını taklit ederek halkı eğlendirirlerdi. Trevizo’yu görmemişlerdi. Onun için halkın kiliseye akın etmesine şaşmışlardı. Bunun sebebini öğrenince aziz ölüyü görmek istediler. Eşyalarını bir otele bıraktılar.
     Markiz dedi ki, “Oraya gidelim, ama kilise meydanı Alman askerleri tarafından tutulmuş.”
     Martelin, “Ziyanı yok, ben giderim o azizin vücudunun bulunduğu yere kadar girerim.” dedi.
     Markiz, “Nasıl yapacaksın?” dedi.
     Martelin, “Sana söyleyeyim,” dedi. “Ben felç taklidi yaparım, siz iki tarafımdan tutarsınız. Böylece yolu açarız.”
     Teklif beğenildi. Vakit geçirmeden yola koyuldular. Tenha bir yerde Martelin, eline ayağına öyle bir şekli verdi ki sahiden felçli gibi oldu. İki arkadaşı ‘yol verin’ diye bağırıyorlar, halk da felçliye acıyordu. Martelin ölünün yanına kadar getirildi ve cenazeye temas ettirildi. Herkes neticeyi heyecanla bekliyordu. Taklitte usta olan Martelin, evvela parmağını kımıldattı, sonra elini hareket ettirdi ve sonra da doğrulup oturdu.
     Halk sevinçten öyle bağırıyordu ki, gök gürültüsü bile işitilmezdi. Aksilik bu ya; civarda Martelin’i tanıyan bir Floransalı vardı, o gülmeye başlamıştı. “Felçli değil miydi?” diye sordular. “Alay etmiş olmasın?” dedi Floransalı. “O, hepimizden sağlamdır. Ama gördüğünüz gibi, bu adam herkesi taklit edebilir.”
     Bunun üzerine halk kiliseyi bastı ve bağırmaya başladı. Bu utanmaz rezili yakalayın, o felçli değil! Bizimle ve azizimizle alay etmek için yapıyor bunu, diye halk tekme tokat taklitçinin üstüne saldırdı. Martelin, “İmdat!” diye bağırıyordu, fakat kimse dinlemiyordu. Arkadaşları da ona yardıma cesaret edemiyorlardı. Halk onu linç etmek üzere idi.
     Markiz son bir çare olarak bir tedbir düşündü: yakında bulunan yargıca giderek, “Bir hırsız benim yüz altınımı çaldı, onu yakalatın!” diye ricada bulundu. Bunun üzerine mübaşirler olay mahalline koştular. Perişan bir halde bulunan Martelin’i halkın elinden kurtararak mahkeme salonuna getirdiler. Onun para çalma suçuyla yakalandığını görünce herkes bu sahtekardan intikamını almak için kendi paralarının da çalındığını ileri sürdü.
     Yargıç, sorguya başladı: Marteli sanki bir şey olmamış gibi, şaka tonunda cevaplar verdi. Bundan öfkelenen yargıç, onu falakaya yatırtarak bir güzel dövdürdü. Martelin, falakadan çıkarılınca yargıç, itiraf edip etmeyeceğini sordu. Yargıcın menfi bir cevapla tatmin edilmeyeceğini gören Martelin;
     “Efendim,” dedi. “Doğruyu itirafa hazırım, yalnız bu adamlardan sorun, ben paralarını ne zaman ve nerede çalmışım. O zaman yaptığımı ve yapmadığımı size anlatırım.”
     Bunun üzerine yargıç davacıları içeri aldı ve sordu. Kimi parasının sekiz gün önce, kimi yedi gün, kimi üç gün önce, kimisi de o gün çalınmış olduğunu iddia etti. Martelin bunu işitince, “Efendim,” dedi. “Bunlar düpedüz yalandır. Ben ifademin doğruluğunu ispat edebilirim. Trevizo’ya geleli bir kaç saat oldu, daha önce bu şehri hiç görmemiştim, gelir gelmez aziz ölünün yanına gittim, bunu şehir kapısının bekçileri ve otel sahibi teyit edecektir. İfademi doğru bulursanız beni asmaktan vazgeçin.”
     Markiz ve Steşi, yargıcın sertliğini duymuşlardı, korku içinde idiler. Biri, öbürüne: “Bu işi fena yaptık,” dedi. “Yağmurdan kaçarken doluya tutulduk.” Bunun üzerine otele koştular ve yargıcın akrabası olan Angolonti’yi bularak olayı anlattılar. Bu zat güldü ve yargıca giderek Martelin’i serbest bıraktırdı.

(Yazan: Giovanni Boccaccio – Çeviren: D. Yılmaz Tekin)

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir