Herkül-16 (Thespius’un Kızları)

H

     Herkül öğrenimine devam ederken, müzik öğretmeninin olmadığı bir gün, kendisine lir çalmasını öğretmek isteyen Linus’u öldürdü. Tanrı vergisi kuvvetini, iyi hesaplayamadığı için, eliyle dokunduğu lir, öğretmenin kafasına çarparak ölümüne sebep olmuştu.
     Herkül hiçbir zaman Linus’u öldürmek istememişti. Bu yüzden olaya çok üzüldü. İşlediği suçun mahkemesinde Herkül, Rhadamanthys (26) kanunlarına göre, Linus tarafından tahrik edildiğini ispatlayarak suçsuz görüldü.
     Çocuğun ölçüsüz kuvvetinden korkan Amphitryon, buna benzer olayların tekrarlanmaması için, onu dağdaki sığır çiftliğine gönderdi. Herkül on sekiz yaşına kadar burada kaldı. Doğa ile mücadelesinde, yenilmez saldırma ve dayanma gücü kazanmıştı.
     Bu sıralarda Helicon dağındaki Cithareon ormanında yaşayan bir aslan etrafa korku salmaktaydı. Bu hayvandan kurtulmak isteyen Amphitryon’un dostu ve komşusu Kral Thespius, Herkül’den yardım istedi. Bu davet, sığırlara bekçilik etmekten sıkılan genç Herkül için iyi bir fırsattı.
     Hemen Helicon dağının eteğinde kurulmuş olan Thespiae şehrine gitti. Helicon, eskiden beri Muse’lerin (27) toplantı yeri olarak biliniyordu. Her yıl Kral Thespius bunların onuruna düzenlediği eğlencelerin ünü bütün ülkeye yayılmıştı.
     Kral Thespius’un elli kızı vardı. En büyük korkusu kızlarının uygunsuz evlilikler yaparak, kendine karışık ırklardan torunlar vermeleriydi. Herkül, her gün aslanın peşinde dolaşıp, yorgun ve bitkin saraya döndüğünde, kendine yatak arkadaşı olarak bu kızlardan birini odasında buluyordu. Nihayet bir gün, izini kovaladığı aslanı Cithaeron ormanından söktüğü yabani zeytin ağacından yaptığı topuzu ile öldürdü. Zaferinin sevinci ile aslanın derisini yüzdü ve bundan kendine bir elbise yaptı. Vahşi hayvanın başını da miğfer olarak kullanmaya başladı.
     Bu olaydan birkaç yıl evvel, Thebes’de düzenlenen Poseidon festivallerinden birinde, üzücü bir olay olmuştu. Gösteriler sırasında, araba sürücülerinin sıçrattığı bir taş parçası, seyirciler arasında bulunan Minyan kralının başına çarparak onu ağır bir şekilde yaralamıştı. Yaşlı kral, hemen ülkesine taşınmış, ancak sarayına ulaşmadan, yolda ölmüştü. Son nefesini vermeden, yanında bulunan oğlu Erginus’a, Thebes’den intikamının alınmasını istemişti. Buna uyarak, yeni kral Erginus, ordusu ile Thebes üzerine yürüyerek ülkeyi ele geçirmiş, Kral Creon’u da esir almıştı. Daha sonra iki ülke anlaşmaya vararak, bir sulh antlaşması imzalamışlardı. Buna göre, Kral Creon serbest bırakılacak, Thebes’liler de yirmi yıl boyunca her sene yüz sığır vereceklerdi.
     Herkül, Helicon’dan babasının ülkesi Thebes’e dönerken, yolda on kadar süvari ile karşılaştı. Merakla yanlarına yaklaştı ve sordu:
     “Yolculuk ne tarafa arkadaşlar?”
     Kendileri ile konuşan, aslan postlu ve miğferli bu garip yabancıyı yukarıdan aşağı süzdükten sonra, şefleri olduğu anlaşılan bir asker;
     “Thebes’e gidiyoruz. Biz Kral Erginus’un habercileriyiz,” diye cevap verdi.
     “Demek Thebes’e. Babam Kral Creon’un kumandanlarındandır. İsterseniz size yol göstereyim, ben de oraya gidiyorum.”
     “Yardımına gerek yok; biz yolu biliyoruz. Her yıl kralımızın hakkı olan sığırları almaya geliriz.”
     Herkül meraklanmıştı.
     “Nasıl oluyor da kralınız Thebes’den sığır alıyor?”
     “Nasıl mı oluyor?” diye bağırdı asker. “Savaş tazminatı bu. Yenilen taraf onlardı. Şimdi döktükleri kanın bedelini ödüyorlar.”
     Herkül, aşağı yukarı durumu anlamıştı. Erginus, askerlerine yüz sığırı almalarını, eğer Thebes’liler vermek istemezlerse, yüz kişinin burun, kulak ve ellerini kesmelerini emretmişti.
     “Demek size verilen emir bu… Öyleyse, şimdi siz Thebes’e kulak ve burun kesmeye gidiyorsunuz?” dedi Herkül. Sonra, hırsla elindeki zeytin ağacından yapılma meşhur topuzunu kaldırarak gürledi. “Haydi bakayım, geri dönün! Defolun, doğru ülkenize dönün!”
     Askerler on kişi, o ise tek başınaydı. Silahlı on askerin, elinde topuzdan başka hiçbir şeyi olmayan bu serseriye baş eğmeleri gülünç olurdu. Askerlerin kumandanı da böyle düşünmüş olacak ki, hemen emir verdi:
     “Yakalayın şu aptalı! İlk onun kulak ve burnunu keselim de, bize emretmek nasıl olurmuş görsün!”
     Çarpışma çok kısa sürdü. Az sonra Herkül, tanrısal gücü ile on askeri de haklamıştı. Burun ve kulaklarını keserek, iple boyunlarından astı ve sonra hepsini atlarına bindirerek geri gönderdi.
     İmzalanan sulh antlaşmasının şartlarından biri de, Thebes’lilerin ellerinde bulunan bütün silahları Minyan’lılara teslim etmeleriydi. Herkül, Thebes’e ulaştığında, onlara yolda başına gelenleri anlattı ve Minyan’lılarla savaşmak için hazırlanmalarını önerdi. Ancak silahsız Thebes’lilerin, Kral erginus’un savaşçılarına karşı koyacak güçleri yoktu. Artemis tapınağındaki rahip, çarpışmalarda galip tarafın onlar olacağını bildirmesi üzerine cesaretlenen Herkül, tek başına savaş planını hazırlamaya başladı.
     Buna göre, üstün kuvvetteki Erginus’un ordusunu yok edebilmek için, dağdaki dar geçitte pusu kurmak ve düşmanları orada yok etmek en iyi çareydi. Herkül, Erginus’un bu yoldan gelmesini sağlamak üzere, yakınlarındaki nehrin yatağını değiştirdi. Böylece düşmanın ilerleyebileceği yollar sular altında kalmış oluyordu. Bu işleri bitirince, Herkül tek başına pusu yerine gitti ve beklemeye koyuldu.
     Karşısında, yüz tane inek yerine, burnu ve kulağı kesilmiş perişan durumdaki adamlarını gören Kral Erginus, öfkesinden çılgına dönmüştü. Hemen ordusunun başına geçerek Thebes’e yürüdü. Herkül’ün su ile kapattığı yerlerden geçemeyince, kendi ayağı ile pusuya düştü. Ansızın zeytin ağacı kökünden yapılma topuzu ile düşmanın arasına dalan Herkül, başta Kral Erginus olmak üzere, birçok kumandanı öldürünce, bir anda ordu dağılıverdi. Pusudan kaçanları da, Thebes’liler teker teker yakalayıp hakladılar. Böylece, yıllardır ülkeyi haraca kesen bir beladan kurtulmuş oldular.
     Herkül’ü tek üzen şey, bu savaşta babası Amphitryon’un da ölmesiydi. Genç savaşçı Thebes’de bir kahraman gibi karşılandı. Hatta onun şanına, şehrin ortasına bir heykelini dikip altına da “Heracles-Burun Kesici” diye yazdılar.
     Kral Creon, Herkül’ün savaşta gösterdiği kahramanlıktan çok duygulanmıştı. Küçük kızını da, kardeşi Iphicles’e verdi. Ayrıca Herkül’ü Thebes’in kurtarıcısı olarak ilan etti. Artık adı, ülkenin ünlü kahramanları arasında anılıyordu.

Açıklamalar:
(26) Rhadamanthys: Kral Agenor’un kızı ve Cadmus’un kız kardeşi Europa’nın Tanrı Zeus’tan olan üç oğlundan biri. Europa, Zeus’tan sonra Girit kralı ile evlenir. Üvey babaları ölünce, büyük kardeş Minos, Girit kralı olur. Kardeşi Rhadamanthys da töreleri hukuk düzeni içine sokup yasalar getirir.
(27) Muse: Esin perisi.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz