Gizli Servisler (CIA-8)

G

     CIA-MİT İşbirliğinin Kısa Tarihçesi
     CIA’nın Türkiye’deki faaliyetleri konusunda çaresiz kalıp yakınan politikacı yalnızca Çağlayangil değildi. Kurtuluş Savaşı‘nın “ulusun makûs talihini” yenen İnönü Zaferleri’nin komutanı ismet Paşa da aynı şeyleri söylüyordu. Türkiye’nin 2. Cumhurbaşkanı, Lozan görüşmelerinde emperyalistlere kök söktüren İsmet İnönü, Johnson Mektubu olayı sonrasında oluşan Amerika’ya karşı atmosferde bile şunları söylüyordu:
     “Amerikalıları kovmaya çalışsak başımıza neler gelir bilmem… Bilemem…”
     CIA’nın altımızı oyacak kadar nasıl içimize girdiğini, kıdemli gazeteci Cüneyt Arcayürek de araştırıp yazdı. Arcayürek’in “Darbeler ve Gizli Servisler” adlı kitabı bu konuda temel bir başvuru kaynağıdır.
     CIA-MİT işbirliği konusunda birincil devlet belgesi, Yüksek Adalet Divanı tutanakları. 27 Mayıs müdahalesi sonrasında Demokrat Parti’nin faşizan yönetiminin hesabının verildiği yargılamalarda, Türkiye’nin ABD’nin yörüngesine oturtuluşunun da hikâyesi bulunuyor.
     Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur’un Yassıada’da Örtülü Ödenek’le ilgili yargılamalarda söylediklerini şöylece aktarabiliriz:
     “Milli Emniyet’in Amerikalılardan para aldığı şayiası ortalığa düşştü. Korur, araştırmasını yaptı ve Başbakan Adnan Menderes’e sundu. MİT’in, o zamanki adıyla Milli Emniyet’in başında General Behçet Türkmen vardı. Korur’un araştırmalarının sonucu şöyleydi:
     “Amerikalılar Milli Emniyet’e söz geçiriyorlardı. Para veriyor örgüte nüfuz ediyorlardı. Milli Emniyet’in bütün dosyaları CIA’nın kontrolündeydi. İstanbul’da Milli Emniyet’e ait bir okul, servisin İstanbul örgütü ve Yeşilköy’deki soruşturma teşkilatı tümüyle Amerikalıların emrindeydi. Okullara, soruşturma teşkilatına Amerikalılar doğrudan para veriyorlar, İstanbul Bölge Başkanı‘na doğrudan para ödüyorlar, karşılığında ‘iş‘ istiyorlar’dı.”
     Korur’un araştırmasına göre, Milli Emniyet birimlerine CIA ayda 100 bin, İngiltere gizli servisi 30 bin, Fransızlar 7-8 bin, İtalyanlar da 4 bin lira ödüyorlardı. CIA dışındakiler parayı, Milli Emniyet’in Ankara’daki merkezine veriyorlardı. CIA ise ne merkez tanıyordu, ne de yöntem değiştirmeye yanaşıyordu. Egemenliğine aldığı gizli servis ünitelerine her ay CIA’nın adamları gidiyor, birimin başındaki kişiye zarf içinde “para” bırakıyordu.
     MİT’in adı o zaman Milli Amale Hizmet idi. Halk içindeki adıyla Milli Emniyet. Menderes ve Korur, Türkiye Cumhuriyeti’nin gizli servisinin CIA’dan para alarak iş yapmasına teşkilatın başındaki General Türkmen’in destek olduğunu saptanmıştı. NATO Güneydoğu Kara Kuvvetleri Komutan Yardımcılığı da yapan General Türkmen, Genelkurmay İstihbarat Başkanlığı‘ndan MAH Başkanlığı‘na atanmıştı. 1953’te geldiği bu görevden, 18 Nisan 1957’de Bağdat Büyükelçiliği’ne atanarak emekli edildi. Bu dönemde Coca Cola’nın Türkiye’ye girmesine aracı oldu, bu yolla milyarderler arasında ismi anılmaya başlandı.
     Adnan Menderes, CIA’nın MİT’e doğrudan para vererek, onu bu yolla denetim altına almasından rahatsız olmuştu. Korur’un “ilişkiyi keselim” önerisine, “Ama Amerikalıları darıltmayalım. Yardımına muhtacız. Bize yapacakları yardımı ‘malzeme’ olarak yapsınlar. Onlarda teknik malzeme çok fazladır. Zaten servisin ihtiyacı da var. Böyle bir yardım haysiyete dokunacak bir nokta teşkil etmez,” yanıtını verdi.
     “CIA: Amerikan Gizli Emniyeti’nin İçyüzü” adlı kitabın yazarları -CIA’da uzun süre çalışmış– Victor Marchetti ve John D. Marks, teknik yardımın nasıl bir işlev gördüğünü şöyle dile getiriyorlar: “Bazı müttefik ülkelerde kuruluş (CIA) ev sahibi haber almadan istediği bilgiyi edinebilmektedir. Buna karşılık CIA da ‘teknik yardımda’ bulunmaktadır.”
     Bir zamanlar MİT Müsteşar Yardımcılığı görevini yürüten Mehmet Eymür de, “Analiz” adlı kitabında, CIA’nın verdiği teknik yardımların babası Mazhar Eymür aracılığıyla geldiğini anlatıyor.
     Behçet Türkmen’in emekli edilmesinden sonra, Başbakanlık Müsteşarı Ahmet Salih Korur MAH Başkanı oluyor. Korur, bütün birimlere Amerikalılardan para almamalarını kesin emir olarak bildiriyor.
     Açıktan para almama değişikliği ancak iki ay sürüyor. CIA, içine köstebekler yerleştirdiği örgütten elini çekmiyor. Korur’dan sonra MAH Başkanı olan Prof. Hüseyin Avni Göktürk zamanında her şey eski tas eski hamam oluyor. 1957’de MAH İstanbul Merkez Şefliği yapmış Avni Koral, gerçeği şöyle dile getiriyor:
     “İşitildi ki Göktürk, Amerikalılardan, Ahmet Salih Korur zamanında alınmamış olan aylara ait paranın ‘hepsini’ istemiş, ‘paramız yetmiyor’ demiş.”
     27 Mayıs askeri müdahalesi MİT içinde Bayar-Menderes yönetiminin yandaşlarını işten uzaklaştırsa bile CIA ile ilişkileri kesemiyor.
     1962-1964 yıllarında MAH Başkanlığı ve 1966-1971 yılları arasında MİT Müsteşarlığı yapan Fuat Doğu ile ilgili olarak, Cüneyt Arcayürek şöyle yazıyor:
     “1988’de bir gün, Fuat Doğu, ziyaretine gelenlerle bir söyleşi sırasında ‘1965’lerde MAH ile CIA’nın aynı binalarda çalıştığını‘ söyleyecek, ‘sonradan bu birlikteliğin kaldırıldığını vurgulayacaktı.”

(Gelecek yazı: CIA-9)

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz