Herkül-17 (Theseus)
Herkül-17 (Theseus)

Herkül-17 (Theseus)

     Thebes, Herkül’ü bir kurtarıcı ve ulusal kahraman olarak bağrına basarken, Atina şehrinde de başka bir genç ün kazanıyordu. Bu Atina’lı kahraman, Kral Aegeus’un oğlu Theseus’du.
     Troezen’de doğdu; çocukluğunu da annesinin yanında, aynı yerde geçirdi. Theseus doğduktan sonra, babası Aegeus, kılıcı ve sandaletlerini büyük bir kayanın altına gömerek Atina’ya döndü. Yola çıkmadan karısına, oğlu büyüyüp kayayı yerinden kaldıracak kadar kuvvetlenince, sakladığı şeyleri oradan alıp, Atina’ya gelmesini ve kendisini bulmasını tembihledi. Theseus o zamana kadar, bir kral oğlu olduğunu da bilmeyecekti.
     Yıllar geçmiş Theseus büyümüş, korkusuz bir genç olmuştu. Dedesi iyi bir eğitim görmesine titizlikle dikkat etmişti. Kılıç ve araba kullanmakta usta, güreş ve boksta ise sırtı yere gelmez bir kahramandı. Bir gün Troezen’e gelen Herkül’ün, salonun ortasına attığı Cithaeron aslanının postu herkesi korkutmuştu. Kaçışan askerlerin arasından fırlayan Theseus kılıcını çekip aslanın üzerine yürümüştü. Gencin gösterdiği bu cesareti alkışlayanların en başında Herkül bulunuyordu. Böylece Theseus’la Herkül arasında yakın ve samimi bir dostluk kurulmuştu.
     Theseus on altı yaşına geldiğinde, iri kayayı yerinden kaldırarak, babasının sandaletlerini ve kılıcını gömülü olduğu yerden çıkardı. Annesinden kral oğlu olduğunu öğrenince, hemen Atina’ya gitmek için hazırlıklara başladı. Dedesinin tavsiyesi, yolculuğunu denizden yapmasıydı. Zira yol boyunca, çeşitli canavar ve eşkıyaların gezinip durdukları herkesçe biliniyordu. Bu durumda kara yolculuğu son derece tehlikeliydi. Ancak genç ve cesur Theseus, herkese bir kral oğlu olduğunu göstermek istiyordu. Eğer yolculuğunu karadan yaptığı takdirde, bütün bu zorlukları aşarak Atina’ya vardığında, hakiki bir kahraman gibi karşılanacağına inanıyordu. Eğer bu işi başarabilirse, kendinden sonra aynı yoldan geçecek yolcular da rahat edecekti. Theseus’un zorbalık ve eşkıyalığa karşı adalet anlayışı çok basit bir temele dayanıyordu. “Ne yaparsan onu bulursun!”
     Yolculuğun ilk gününde Periphetes adlı bir dev yolunu kesti. Bu adam, elinde taşıdığı korkunç demir çubukla gelen geçeni öldürmesi ile ün salmıştı. Theseus, onu kendi silahı olan demir çubukla öldürdü. Dev Periphetes’i alt etmesi onun ilk zaferiydi. Bunun hatırası olarak demir çubuğu yanına aldı ve ömrü boyunca da muhafaza etti.
     Yolculuğunun her anı tehlike doluydu. Esirlerine önce ayaklarını yıkatıp, sonra bir tekmede denize atıp boğulmasını seyreden Sciron’u da kendi silahıyla, yani denizde öldürdü. Dev Procrustes, yakaladığı insanları evindeki demir karyolaya sıkıca bağlar, sonra boyu kısa ise el ve ayaklarından gererek yatak boyuna getirirde. Karyolaya göre uzun boylu olanların da, dışarı taşan kısımlarını kesip atardı. Procrustes’in boyu da yatağa tıpatıp uymadığından, Theseus onu aynı şekilde cezalandırdı. Rastgeldiği bütün tehlikeleri ortadan kaldırarak Atina’ya ulaştı. Yol boyunca gösterdiği cesaret, Theseus’un bir kahraman gibi karşılanmasına yetmişti.
     Acaba Theseus’u bu şehirde neler bekliyordu? Bunu daha sonra anlatmak üzere, biz Atina’dan ayrılıp Herkül’ün yanına, Thebes’e gidelim…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir