Ankara

A

                                                      Yakup Kadri Karaosmanoğlu
                                        27.3.1889 Kahire/MISIR – 13.12.1974 Ankara

Romanın Özeti:
    Selma Hanım, İstanbul’dan çeşitli güçlükler ve sıkıntılar içerisinde İnebolu’ya gelir. İnebolu’da kocası Nazif Beyle buluşur. İnebolu’dan Ankara’ya, bazen tahta kurulu hanlarda yatarak, bazen de arabanın içerisinde geceleyerek gelirler. Nazif Bey işi gereği altı ay önce Ankara’ya gelmiştir. Ankara’da Taşhan’da bekâr arkadaşlarının yanında onların bütün işlerini kendisi görmek koşulu ile kalmıştır. Eşi, Selma Hanım gelmeden önce Ankara’nın yerlilerinden Ömer Efendi’nin evini kiralamış, eşi Selma Hanım gelince de burayı düzenleyip yerleşmişlerdir.
    Ankara’da yaşam tekdüze bir şekilde sürmektedir. Bir gün Nazif Bey uzun zamandan beri hiç görmediği okul arkadaşı Murat’a, Karaoğlan’da rastlar. Murat bey milletvekili olmuş, çoluk çocuğa karışmış ve Etlik’te bir bağ evi almıştır.
    Nazif Bey ve eşini hafta sonunda Etlik’teki bağ evine davet eder. İki gün sonra Murat Beyin gönderdiği araba ile Nazif Bey ve Selma Hanım bağ evine gelirler, burada Murat Beyin ailesi ve yakın dostu Binbaşı Hakkı Beyle tanışırlar. O hafta sonu sohbet ederek hoşça vakit geçirirler. Hakkı Bey, Nazif Bey ve Selma Hanıma ata binmeyi öğretir. Nazif Bey ve eşi ile Çankaya’ya atlarla kır gezintisine çıkarlar.
    Bir gün İstanbul’dan gelen genç yazar Neşet Sabit ve Murat Bey, Göksu’da atış yaparlar. Selma Hanım da oradadır. Hiç biri de hedefi tutturamazlar, silâhı Selma Hanıma uzatırlar. Selma Hanım hedefe isabet ettirir. Bunun üzerine Hakkı Bey, Selma Hanıma “Cephede size bir görev bulayım.” diye öneride bulunur.
    Hakkı Bey, Selma Hanıma Eskişehir’deki bir hastanede hastabakıcılık görevi bulur. Selma Hanım bir süre Eskişehir’de hastabakıcılık yapar. Eskişehir düşman tarafından işgal edilince Ankara’ya geri döner. Bu sefer de Hakkı Bey Selma Hanıma, Cebeci Hastanesinde görev bulur. Düşman Ankara’ya çok yaklaşmıştır. Düşmandan korkan kişiler Ankara’yı terk etmeye başlamıştır. Nazif Bey bir gün karısına Ankara’yı terk edelim der. Selma Hanım buna karşı çıkar. Nazif Bey Ankara’dan ayrılır. Selma Hanımla aralarında her şey biter.
    Üç yıl sonra Selma Hanım yeni bir evde yeni bir kocanın yanında, yeni bir toplumun içindedir. Artık Selma Hanım, Hakkı Beyin karısıdır. Binbaşı Hakkı Bey millî mücadele yıllarından sonra çok değişmiştir. Millî mücadele yıllarında yiğit, atılgan ve Avrupa düşmanı olan Hakkı Bey, şimdi Avrupalılara özenir olmuştur. Millî mücadele yıllarında halkın çektiği sıkıntıları unutup zevk ve eğlenceye dalmıştır.
    Hakkı Bey millî mücadelede zafer kazanılınca her şeyin bittiğini sanır. Fakat her şey bitmemiştir. Selma Hanım tüm bu olanların bilincindedir. Selma Hanım onun bu davranışlarına şaşırır. Bu yüzden de aralarında soğukluk başlar. Selma Hanım Yenişehir’de bir baloda Göksu’da tanığı genç, kültürlü kişilik sahibi Neşet Sabit’e rastlar; sohbet ederler. Neşet Sabit sadece Selma Hanımı görmek ve sohbet etmek için toplantılara katılır.
    Hakkı Beyle Selma Hanım arasındaki uçurum her gün biraz daha büyür. Selma Hanım, Hakkı Beyin yaptığı saçmalıklara daha fazla dayanamaz. Hakkı Beyden boşanır. Neşet Sabit, Selma Hanıma yardım eder. Selma Hanım kendine ev arar. Eski ev sahipleri olan Ömer Efendi aklına gelir. Orayı arar bulur, fakat ümit verici bir sonuç alamaz. Neşet Sabit’in yanında kalır.
    Selma Hanım Cumhuriyet’in Onuncu Yıldönümü nedeniyle Neşet Sabit ile stadyuma, Büyük önder Kemal Atatürk’ü dinlemeye giderler. Büyük önderin konuşmasından duygulanarak ağlar. Neşet Sabit onu teselli etmeye çalışır. Büyük Devlet Tiyatrolarının açılışı için Neşet Sabit Bey dört perdelik bir komedi yazmıştır. Boş zamanlarında Selma Hanımla birlikte kır gezintileri yaparlar; spor eğlencelerine katılırlar; sanat kurumlarındaki konserleri, sergileri ve halk evlerinin temsillerini izlerler. Büyük Devlet Tiyatrolarının açılış günü yaklaşmakta, Neşet Sabit de korosu ile durmaksızın çalışmaktadır. Sahnenin açıldığı gün Gazi, Neşet Sabit’in yazdığı dört perdelik komediyi seyretmeye gelir. Komedi hem Gazi, hem de sanatseverler tarafından beğenilir. Gazi başarılarından dolayı Neşet Sabit’i kutlar.
    Neşet Sabit, Selma Hanım ve tiyatro grubundaki sanatçılar bu büyük olayı bir arada kutlarlar. Neşet Sabit sahne oyuncularından Yıldız’a ilgi duymaktadır. Bir gün Neşet Sabit ve Selma Hanım Yıldız’a stadyumda rastlarlar. Yıldız bir spor müsabakasını izlemek için gelmiştir. Neşet Sabit, Yıldız’ın yanına gider. Selma Hanım yalnız kalmıştır. Oturduğu yerde yersiz düşünceler içine düşmüştür. Bu yüzden kendini yiyip bitirir; fakat Neşet Sabit’e belli etmez. Yıldız kendisi gibi sporcu bir erkekle evlenir.
    Selma Hanım da düşüncelerini paylaştığı, sadelikten yana olan şair Neşet Sabit ile evlenir ve gerçek mutluluğu bulur. Kısacası özlediği hayata kavuşmuştur. Cumhuriyetin Onuncu yıl şenlikleri ve millî marş nutuklarıyla toplumda gittikçe azalan bencil kesimlere karşı şiddetli bir mücadeleye başlar.
Romandaki Kişiler ve karakteristik özellikleri:
    Selma Hanım: İyi bir öğrenim görmüş, haksızlıklara boyun eğmeyen, vatansever, vatan sevgisi uğruna oradan oraya koşan; hep bir şeyler arayan, aradığını bulamayan; azimli ve hoşgörülü, hâlden anlar, olgun bir kişidir.
    Nazif Bey: İyi öğrenim görmüş bir banka şefidir. Sessiz, sedasız, vatanından çok canını seven bir kişidir.
    Binbaşı Hakkı Bey: Millî mücadele yıllarında atılgan ve yiğit bir askerdir. Millî mücadele bitince tavır ve hareketlerinde değişmeler olur. Millî mücadele vurguncusudur, sömürücüdür, vurdumduymaz biridir.
    Neşet Sabit Bey: İyi bir öğrenim görmüş, genç bir yazardır. Millî mücadelenin yanında yer almış, gönülden desteklemiş, yeniliklerin yanıbaşında canla başla çalışan; sorumluluğunu bilir; azimli, hoşgörülü hâlden anlayan bir kişidir.
    Murat Bey: Kendisi Anadolu’nun bağrında yetişmiş, millî mücadelenin yanında yer almış, tutucu, kendi çıkarlarını her şeyin üstünde tutan bir insandır. Millî mücadele vurguncusudur. Millî mücadele sonunda zengin olmuş, har vurup harman savuran bir kişidir. Ailesi ile Avrupa’ya kaçmıştır.
    Ömer Efendi ve Ailesi: Kültür düzeyleri düşük insanlardır. Kendilerinin ayıp saydıkları şeyleri başkaları yaparsa ayıp sayarlar. Kendileri yaparsa olağan karşılarlar. Tutucudurlar. İş hayatında başarılıdırlar.
    Yıldız Hanım: Tiyatro sanatçısıdır.
    Şeyh Emin: Dinci ve tutucudur.

 

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz