Tarihin Bilinmeyenleri (Bıg Bang-Büyük Patlamayı Duymuş muydunuz?)

T

     İster inanın ister inanmayın!
     Pek çok bilim insanına göre evrenimiz başlangıçta mini minnacık bir parçacıkken sürekli genişleyen bir evrene dönüştü. Büyük arabaları ve sürekli genişleyen bir göbeği olanlara müjde… Diğer yandan, yaratılış taraftarı bilim adamları büyük patlamanın olduğuna inanmıyorlar ve onları patlamayı belki de Tanrının gerçekleştirdiğine ikna etmek de pek mümkün görünmüyor.
     Ha?
     Big Bang hakkındaki açıklamalar, videolarını bile programlamaktan aciz insanlarda baş ağrısına neden oluyor. Çünkü bu teori temel olarak, “Çok çok uzun zaman önce hiçbir şey vardı. Sonra aniden, çok miktarda hiçbir şey oldu. Aslında bu bir şeydi, ama bu, o sırada orada biri olsa bile kimsenin göremeyeceği bir şeydi ki, zaten orada kimse yoktu!!!” diyor. Pöf!
     Patlamayı Duyan Adam
     Big Bang Teorisi’ni 1948’de Rus-Amerikan fizikçisi George Gamow ilan etti. Teori, Einstein’ın Görecelilik ve Kozmolojik Prensip Teorileri’ne dayanır. (Genel kültür uzmanları hemen bir Aspirin almanızı öneriyor)
     İşte Teori
     12 veya 14 milyar yıl, hatta belki daha fazla zaman önce, evrenin bugün bizim görebildiğimiz kısmı sadece birkaç milimetre boyunda (bir tatarcıktan biraz daha küçük) ve fazlasıyla sıcaktı. Söz konusu patlama, bu ufak, sıcak ve yoğun durumun, bizim şu anda içinde yaşadığımız çok daha serin ve genişleyen kozmosa dönüşmesidir. Evren hâlâ genişliyor ve göreli olarak da galaksimizle diğer galaksiler arasındaki mesafe artıyor. Gökbilimciler bunu gerçekten gözlemlediler ve bulguları teoriyi destekliyor. Bir teorinin gerçek olarak kabul edilmeden önce bir dizi testten geçmesi gerekir. Gamow’un 1948’deki ilk açıklamasından bu yana, bilim insanları teorinin bir dizi önemli gözlemle tutarlılık gösterdiğini fark ettiler:
* Gökbilimciler evrenin genişlemesini gözlemleyebiliyorlar,
* Bilim insanlarının evrenin ilk üç dakikasında sentezlendiğini düşündükleri üç element olan helyum, deuterium (ağır hidrojen) ve lityumdan evrende bol miktarda bulunuyor,
* Önemli miktarda kozmik mikrodalga fon ışınımının varlığı gözleniyor.
     Bu sonuncusu, yani kozmik mikrodalga fon ışınımı önemli bir gözlemdir, çünkü ışınım uzak gaz bulutlarında daha sıcak görünür. Işık sınırlı bir hızla hareket ettiğinden bu uzak bulutları, evrenin daha önceki bir zamanındaki, daha yoğun ve dolayısıyla daha sıcak hallerinde görebiliyoruz.
     Evren Yok mu Oluyor?
     Paranoyakları geceler boyu uykusuz bırakan sorulardan biri de, genişleyen evrenimizin genişlemeye devam mı edeceği, yoksa sonunda büzülüp içe doğru mu çökeceğidir. Bu sonuncusu kesin bir olasılık ama hemen yarın olmayacak, sözümüze güvenin!
     Durumun Yerçekimi
     Uzay ve zamanın yer çekimi tarafından nasıl değişime uğratıldığı ve evrenin olası şekilleri (yuvarlak, eyer biçiminde, düz ve hatta belki de simit şeklinde bile olabilir) hakkında söylenebilecek daha çok şey var. Bunlar da bizi, evrenin açık mı, kapalı mı, yani sonsuz mu sınırlı mı olduğu sorusuna götürür.
     Bu bildiğiniz simit değil!
     Simit şeklindeki modelde olduğu gibi kapalı bir evrende, bir yöne doğru harekete geçerseniz ve eğer yeterince zamanınız varsa sonunda başladığınız noktaya geri dönersiniz. Sonsuz evrende ise asla geri dönemezsiniz. Bu durumda Uzay Yolu’nun kahramanları Kirk ve Spock sonsuzca genişleyen bir evrende hareket ettikleri için, Pralax V’den Atılgan’a asla geri dönemezlerdi ve biz de tekrar tekrar gösterdikleri diziyi asla izleyemezdik. Ne kayıp dimi?

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz