Herkül-19 (Minotaur)

H

     Şimdi tekrar Theseus’a, onu babasını aradığı Atina’ya dönelim.
     Theseus, Atina’ya bir kahraman gibi girdikten sonra, kralın sarayındaki şölene davet edilmişti. Aegeus bu sırada büyücü Medea’nın etkisi altındaydı. Kurnaz Medea, babasını tanımadan saraya gelen genç Theseus’un kim olduğunu biliyordu. Onun kahramanlıklarını işitmiş ve böyle kuvvetli ve korkusuz bir evladın ortaya çıkışı ile planlarının bozulduğuna kızıyordu. Baba oğul birbirlerini tanımadan, Theseus ortadan kalkmalıydı.
     Medea, onu şölende zehirlemeyi kararlaştırdı. Ancak Theseus zehirli içkiyi tam içeceği sırada, Kral Aegeusbelindeki kılıçtan oğlunu tanıyınca, Medea’nın büyüsü bozuldu. Onun için tek çare kaçmaktı artık. Theseus hasretle babasına sarılırken, Medea usulcacık salondan yok oldu ve bir daha da oralarda hiç görülmedi.
     Kral, oğluna kavuşur kavuşmaz, Theseus’un tek mirasçısı olduğunu bütün Atinalılara duyurdu. Bu haber, kısa zamanda ülkeye yayıldığı gibi, kralın kardeşinin de kulağına gitti. Theseus’u devirerek tahtı ele geçirmek için oğulları ile birlikte Atina’ya saldırdı. Kahraman Theseus, saldırganları pusuya düşürerek hepsini öldürdü. Bu hareketini suç olarak kabul ettiğinden, ondan arınmak için bir yıl Atina’dan uzakta yaşadı.
     Evinden ve yurdundan uzakta olduğu sırada, Atina’nın başına hiç umulmayan bir felaket gelmişti. Dönüşünde bütün ülkesini keder içinde buldu. Girit kralı Minos, şehri ele geçirmiş ve ceza olarak da yedi erkek ve yedi kızın Girit’te yaşamakta olan Minotaur’a yem olarak verilmesini kararlaştırmıştı.
     Theseus gönüllü olarak, Girit’e giden kurbanların arasına katıldı. Babası Kral Aegeus, bütün ısrarlarına rağmen, oğlunu bu maceradan vazgeçirememişti. Gemisi yola çıkmadan, dönüş müjdesini beyaz yelken çekerek uzaklardan bildirmelerini tembihledi. Eğer oğlu Theseus Minotaur’u alt edememişse, yelkenler siyah olacaktı.
     Güzel Europa (29) boğa kılığına giren Tanrı Zeus tarafından kaçırıldıktan sonra, Girit kralı ile evlenip üç çocuk sahibi olmuştu. Babalarının ölümü üzerine Minos başa geçmek isteyince, kardeşler arasında anlaşmazlık çıkmış, Minos, tanrıların kendi tarafında olduğunu göstermek için, Poseidon’dan, denizden bir boğa çıkarmasını dilemişti. Tanrı Poseidon, Minos’un isteğini hayvanı kendisine kurban etmesi şartıyla yerine getirmiş; deniz yarılarak içinden beyaz bir boğa çıkmıştı. Bu olayı tanrıların bir işareti zanneden diğer kardeşler tahttan vazgeçmişler ve Minos Girit’e kral olmuştu. Ancak sevincinden, beyaz boğayı Poseidon’a kurban etmeyi unutunca, bilmeden tanrının öfkesini üzerine çekmişti. Poseidon boğayı kudurtarak kentin başına salmış ve ayrıca Minos’un karısını da azgın hayvana âşık etmişti. Âşık kraliçe, Girit’te yaşayan Atinalı mimar Deadlaus’a, içi boş ve dev boyda bir inek heykeli yaptırmıştı. Burası beyaz boğa ile buluşma yerleri olmuştu. Bir zaman sonra gebe kalarak yarı boğa, yarı insan Minotaur’u doğu<rmuştu.
     Minos, karısının doğurduğu canavarı öldürmeyip, Deadlaus’a yaptırttığı bir yer altı sarayına kapatmıştı. Bu usta mimarın labirent adını verdiği yapı, iç içe geçmiş yüzlerce koridor ve dehlizden meydana geldiği için, orada kaybolmadan dolaşabilmek, hele kaçmak imkânsız hale gelmişti. Minos, canavar Minotaur’u binbir dehlizli bu saraya kapattıktan sonra biraz rahatlamıştı.
     Theseus, yanında kızlı erkekli Atinalı gençlerle Girit’e gelir gelmez, Kral Minos’un sarayına hapsedildi. Saraya giderken, yolda herkes onlara acıyarak bakıyordu. Kral Minos’un kızı Ariadne de genç Theseus’la karşılaşmış ve ilk görüşte ona âşık olmuştu. Theseus’u Girit’ten kurtaran da bu aşk oldu. Ariadne, mimar Deadlaus’dan, labirente girecek olan Theseus’a yardım etmesini ve çıkış yolunu göstermesini istedi. Deadlaus, önce yardımdan çekindi ise de, en sonunda kızın yalvarmalarına dayanamadı.
     Deadlaus’un tavsiyesi üzerine labirente girmeden, yanlarına bir yumak ip aldılar. Theseus, bunu kapının yanındaki bir taşa sıkıca bağladı ve yumağı aça aça Minotaur’un yanına kadar gitti. Canavarı öldürdükten sonra da, ipi sara sara çıkış yolunu buldu.
     Atina’ya dönerken, babasının tembihlediği beyaz yelkeni açmayı unuttu. Günlerdir oğlunun yolunu gözleyen Kral Aegeus (30) ufukta siyah yelkeni görünce, Theseus’un öldüğünü zannederek kendini denize attı.
     Girit dönüşü, Theseus Atina’ya kral oldu. Ülkesine yeni bir düzen getirerek, herkesin eşit şartlar içinde yaşamasını sağladı. Halkın da katıldığı yeni bir idare kurdu. Artık Atina, hürriyet içinde yaşayan insanların kenti olmuştu.
     İşte Theseus bu sırada arkadaşı Herkül’ün delirdiğini duyunca yardımına koşmuştu. Beraberce Atina’ya dönmelerinden sonra, Herkül’ün suçlarından arınmak için Kral Thespius’un yanına sığındığını biliyoruz.
     Herkül’ün bundan sonraki yaşantısı da huzur içinde geçmedi. Tanrıça Hera yine işe karışarak, Herkül’ün Delphi tapınağına giderek rahibelere fikir danışmasını sağladı.

Açıklamalar:
(29) Europa: Bu kaçırılma olayı daha önceki bölümlerde detaylı bir şekilde aktarılmıştır.
(30) Aegeus: Ege Denizi adını bu kraldan almıştır.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Yılmaz