Karabatak

K

Bir karabatak varmış, azılı;
Haraca kesmiş ortalığı.
Nerede göl, nerede balık seninki orada,
Boğaz işletmesi tıkırında.
Gel zaman git zaman karabatak yaşlanmış;
İşletme kötü gitmeye başlamış.
İnsan değil ki bu, karabatak;
Rızkını sulardan kendi çıkaracak.
Gözleri görmez olunca
Nasıl tutsun da yutsun balığı?
Açlıktan öldü ölecek zavallı.
Ama zorda kalanın kafası işler:
İhtiyaç yaman bir akıl vermiş karabatağa.
Gitmiş bir yengeç bulmuş kıyıda:
— Ahbap, demiş, hemen git,
Balık milletine şu haberi ilet:
Ölüme hazır olsun hepsi.
Neden dersen, tam sekiz gün sonra
Ava çıkacak buraların efendisi.
Yengeç yaymış haberi dört bir yana,
Balıklarda bir telaş, bir telaş;
Koşuşmuş, toplanmışlar, anlaşmışlar
Ve karabatağa bir elçi yollamışlar.
— Sayın Karabatak, demiş elçi;
Nereden aldınız bu haberi?
Bir yanlışlık olmasın sakın?
Neyse bildiğinizi bize söyleyin.
Doğruysa, bir akıl öğretin bize:
Bu beladan nasıl kurtulsak, ne yapsak?
— Göç edin buradan, demiş karabatak.
— Nasıl, nereye göçelim? demiş elçi.
— Siz bana bırakın, demiş karabatak;
Birer birer gelirseniz ardımdan
Öyle bir yere götürürüm ki sizi,
Bir Allah bilir yolunu bir de ben.
Böyle sığınak görülmemiş;
Arasın bakalım buluyor mu
Kalleş insanoğlu!
Ancak orada bulur hürriyeti
Balık cumhuriyeti.
İnanmış bu söze sessiz dünyalılar;
Düşüp karabatağın ardına,
Issız bir kayanın dibine doluşmuşlar.
Daracık bir yer, ne derin, ne bulanık,
Tam karabatağın gözüne göre,
Her dalışta bir balık;
Bir gün uskumruya çıkmış, bir gün lüfere.
Cana kıyanlara güvenilir mi hiç?
Balıklar anlamış ama biraz geç.
Onu bunu yiyenin, seni beni de yiyeceğini.

Yazar hakkında

Yorum Ekle

Yazan: Sevgi