Köylüyle Yılan
Köylüyle Yılan

Köylüyle Yılan

Ezop anlatır: Bir köylü,
Merhametli bol, aklı kısa,
Gezinirken bir kış günü
Toprağının kıyısında bucağında,
Bakmış karın üstünde bir yılan,
Yatmış upuzun, kımıldanacak hali yok,
Belli ki ha dondu ha donacak.
Almış götürmüş evine yılanı
Düşünmeden ne alacağını
Bu iyiliğine karşılık.
Uzatmış yılanı ocak başına;
Isıtmış, diriltmiş, daha ne yapsın artık.
Ama uyuşmuş yılan sıcağı duyar duymaz
Canı ve öfkesi birlikte kabarmış:
Kaldırmış başını bir ıslık atarak
Sonra kendini kıvrım kıvrım gererek
Var gücüyle atılmaya hazırlanmış
Canını kurtaran dost, baba insanın üstüne.
— Vay nankör, demiş köylü,
Bu mu bana karşılığın? Geber öyleyse!
Aldığı gibi baltasını
İki vuruşta üçe bölmüş yılanı:
Baş, kuyruk ve gövde zıplaya zıplaya
Boşuna uğraşmışlar birleşip yılan olmaya.
Acımak güzel, ama kime acımalı
İşin püf noktası bunda.
Nankörlere gelince, sonunda
Dumandır hepsinin hali.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir